Ve kaptan ‘dalya’ dedi...
- Detaylar
- Kategori: EDİTÖRDEN
Naviga, gururla 100. sayısına erişti.
Bundan 100 sayı öncesine bakıyorum da; ne kadar çabuk geçmiş, ne kadar da uzun yol almışız…
100 ay önce, Türkiye’de ne denizcilik böyleydi ne de deniz sektörü bugünkü gibi dallı budaklıydı. Birkaç bilinen marka, az sayıda marina, neredeyse kendi aralarında yarışan bir grup yelkenci, binalarından atılan kulüpler ve daha neler neler... Herkesin iyi niyetle denizcilik adına çaba sarf ettiği ama daha çok akıntıya kürek çekilen bir dönem...
Gelgelelim Naviga’nın en baştan farkı vardı. Çünkü bizim için deniz, bir yaşam biçimiydi. Naviga mürettebatı, ‘Vira bismillah’ dediği anda hemen herkesin aklındaki soru işaretlerini çoktan ezberine almış, bunun için ülke çapında pek çok girişimin öncülüğünü yapmış kimselerden oluşuyordu.
Yola çıkarken bir değil, pek çok önemli bir hedefimiz vardı. Önceliğimiz çağdaş, Türk deniz sektörüne yakışır bir dergiyle okurları buluşturmak, kendi okumak isteyeceğimiz türden dergi yapmaktı. Yurtdışından eksiğimiz değil, fazlamız vardı. Bizim denizlerimiz bereketliydi...
Nitekim yayın hayatımızın rotasını çizdikten sonra geçtiğimiz kıyılar da kendilerini gözden geçirip iyileştirdi. Kısa zamanda yarattığımız platform, peşimiz sıra büyük yayın gruplarının da ilgi alanına girdi.
100 sayı sonra baktığımda yaşadığım mutluluğu ve gururu anlatmamın tarifi yok.
Naviga hâlâ denizcilerin el verdiği, emek verdiği bir dergi olarak çıkıyor. Ancak bugün sadece çekirdek bir kadroya değil, kocaman ve güçlü bir ‘aile’ye de sahip. O kadar geniş bir ailem var ki benim, dünyanın tüm denizlerinde bizlerden biri ile karşılaşmak mümkün artık. Naviga, okuru, yazarı, gönüllü muhabirleri ve künyesindeki isimlerle bir dergiden çok uluslararası denizcilik kulübü gibi çalışıyor…
100 sayı önce Türkiye’de ne bu kadar çok denizcilik kitabı vardı, ne Cup’ışalım mı gibi heyecanla beklenen yarışlar, ne de denizcilerin kendisine ait bir televizyon... Yani her yer bakir birer koydu...
Biz bu zaman zarfında ‘denizlerde çoğaldık’. Olağanüstü yetkin, yetenekli ve denizci yazarlarımızla Naviga’yı her sayısında daha da keyifli, seyrine ve okumaya doyulmaz yapmak için çalıştık.
Uzağa gitmeyelim. Bu konudaki en büyük örneği 100. sayımızın sayfaları arasında bulacaksınız. Artık Naviga yazarları arasında Büyük Usta Sadun Boro da var. “Takunya’nın Takırtısı” köşesiyle dergimizde yer alan ve bize büyük onur veren Sadun ağabeyimizin engin birikiminden bizler de faydalanacağız.
Bu 100 sayı içinde “Denizin haberi mi olur?” diyenlere, yarattığımız gündemlerle yön verdik... Yaptığımız gazeteciliğe yetişemeyen bir takım kifayetsiz muhterislerin ağır ve kendilerine yakışır iğrençlikte saldırılarına da maruz kaldık. Bunları da sizlere hiç aksettirmedik ama unutmadık da... Naviga başkalarının başarısızlıklarından, yetersizliklerinden beslenen bir yayın hiç olmadı... Dolayısıyla biz kimsenin aleyhinde tek kelime yazmadık... Ve biliyoruz ki meyve veren ağaç yüzyıllardır taşlanıyor.
Siz dostlarımızla nice nice 100’üncü sayılara...
Denizin tuzundan uzak kalmayın. TN


