Naviga - Tekne, yelken, yat ve deniz kültürü derginiz...

tepe

MAYIS SAYISI BAYİLERDE!

En havalı yardımcılar şişme bot dosyasında bir arada - Kaptansız tekne kiralayanlardan öneriler - Alim Sür’den sezona hazırlık listesi - Windy 40 Maestro, Cantieri Estensi 530 Maine, Delphia 47, Joker 9.70 - Tenteler: Güneşten korunmanın kolay ve hesaplı yolları

ABONE OLMAK İÇİN TIKLAYIN.

Salyangoz avcıları

salyangoz avcilariAtilla Kurşun

SALYANGOZ AVCILARI İLE OLAN DOSTLUĞU, FOTOĞRAFÇI YÜCEL ZORLU’YU, ONLARIN HİKAYESİNİ VE SIKINTILARINI BİR FOTO-BELGESELLE ANLATMAYA

yazı ve fotoğraflar: Yücel Zorlu

Kendimi bildim bileli denize ve denizciliğe karşı büyük ilgim oldu. Bu ilgi artık tutkuya dönüştüğünde, küçük bir balıkçı kayığı almaya karar verdim. Böylece farkında olmadan ‘Salyangoz Avcıları’ belgeselinin ilk adımını da atmış oldum. Dalgıçlarla sürekli iskelede karşılaşmalarımız, zaman geçtikçe güzel bir dostluğa dönüştü. İşim olmadığı günlerde beraber vakit geçirmeye başladık. Soğuk kış günlerinde sıcak çay eşliğinde anlatılan denizci hikayeleri çok keyifli bir hal aldı. Av sezonunun yaklaşmasıyla onları fotoğraflamak, hikayelerini elimden geldiğince paylaşmak istedim. Dalgıç dostum Atilla (Kurşun), çok memnun olacaklarını çünkü çok meşakkatli olan bu mesleği sürdürürken bürokratik sıkıntılar yaşadıklarını söyledi. Atilla, 23 yıldır bu işle uğraşıyor. Önceki kuşakların da salyangoz avladıklarını, bu işin başlangıcının 40 seneye dayandığını söylüyor.
Bu konuşmamızdan bir ay sonra ilk çekim günü için sözleştik. Bir gün önceden, akşama doğru Şile’ye doğru yola koyulduk. Limana vardığımızda hem yorgunluğumuzu atmak hem de sohbet etmek için liman kahvesine uğradık. Çayların da sohbete katılmasıyla zamanın nasıl geçtiğini fark etmedim.
Kompresörlü dalış
Sabahın ilk ışıklarıyla teknede hareket başladı. Bir yandan çay demleniyor bir yandan kahvaltı için hazırlık yapılıyordu. Birbirine katık edilen mütevazı kahvaltımızdan sonra limandan ayrıldık. Daha önce de dalış yaptıkları bölgeye doğru seyrederken, balık bulucu ile denizin dibi dikkatle takip ediliyordu. Kısa bir süre sonra kaptandan ilk ses geldi: ”Aşağıda kepez (kayalık bölge) var, çıpayı hazırlayın. Derinlik 23 metre.” Teknedeki hareketlilik o andan itibaren arttı. İki dalgıç giyiniyor, diğer ikisi de kompresör ve hortumları hazırlıyordu. Daha ne olup bittiğini anlamadan, dalgıçlardan ikisi suya inmişti bile. Bu kadar hızlı hazırlanmaları beni oldukça şaşırttı. Sepetleriyle atlayan dalgıçlar kısa sürede gözden kayboldu. Teknedeki iki dalgıç da hem hortumları hem de tanktaki havayı kontrol ediyorlardı. Bunlar, en önemli ve en çok dikkat isteyen işlerdi çünkü bu hortum aşağıdaki dalgıçların hayatla olan bağlarıydı.
Yaklaşık 45 dakika sonra, tek tek toplanmış salyangoz dolu ilk şamandıralar su yüzeyine çıktı. Hızlı çıkılan her metrede vurgun tehlikesi bulunduğu için, dalgıçlar sepetlerin peşlerinden ağır ağır geliyordu.
İlk sepet askıya alındığında oldukça ağır olduğunu fark ettim. Üç kişi salyangozları zorlukla tekneye aldıklarında, bir yandan salyangozları bir yandan sudaki dalgıcı fotoğraflamaya çalışıyordum. Dalgıçların tekneye çıkıp soluklanmaları, bir sonraki dalış için güçlerini toplaması, diğer iki dalgıcın mesaiyi devralmasıyla ikinci tur başladı ve 18:00’e kadar dönüşümlü olarak yoğun çalışma temposu devam etti. Akşam saatlerinde limana vardığımızda bir tona yakın salyangoz toplanmıştı. Salyangozlar çuvallara konulup tartılırken, dalgıçların yorgunluğu artık yüzlerinden okunuyordu...

Salyangoz bürokrasisi
Akşam yemeğinde hem salyangoz avcılığı hem de yaşanan zorluklar üzerine konuşmaya başladık. Aralarında dalgıçlığı uzun yıllardır yapanlar da vardı, henüz öğrenme aşamasında olanlar da. Ancak hepsinin kaygıları ortaktı: Sosyal güvence, düşürülen fiyatlar ve devletin konuya olan ilgisizliği. Onlar, salyangoz avcılığını bir nevi denize hizmet olarak görüyorlardı. Çünkü salyangozlar denizin filtresi olan midyelerle besleniyor, bu durumda da deniz için büyük bir tehlike yaratıyorlardı. Bir dönem dernek kurarak salyangoz avcılığına olan duyarlılığı artırmak isteseler de bugüne kadar hiçbir sonuç alamamışlardı…
Bu kadar tehlikeli bir iş yapmalarına rağmen, çalıştıkları firmaların kendilerine sosyal güvence sağlamadığından yakınan dalgıçlar, her geçen gün düşürülen fiyatlardan da oldukça şikâyetçi. İstedikleri, fiyatların devlet tarafından belirlenmesi. Kısacası bu konunun firmaların insafına bırakılmasını doğru bulmuyorlar.
Yazın rüzgâr ve fırtınanın olmadığı günlerde yapılabilen avcılığın kazancının çok düşük olmasının bu deniz insanlarını zorladığı çok açık. Bunlara, ardı arkası gelmeyen bir bürokrasi, bitmek bilmeyen izin kâğıtları eklendiğinde sıkıntıları iyice artıyor. Teknenin evrakları, dalış için gerekli evraklar, avlanma için gerekli evraklar vs. yerine bunların hepsinin bir arada olduğu tek bir izin kâğıdı istiyorlar. Biri güncellenirken diğerinin süresi doluyor derken, epeyce uğraştıkları çok açık… Tek istedikleri evrak ve kâğıt kalabalığından kurtulup, kendileri için düzenlenen bir izin belgesiyle bu işi sürdürebilmek. Dalgıçlar, şartlar böyle devam ettiği takdirde çalışamaz hale geleceklerini ifade ediyorlar...

Fotogaleri

İstilacı tür Rapana Venosa

Deniz salyangozu, bizim istilacı tabir ettiğimiz göçmen türlerdendir. Japon denizi orijinli olan bu türün Virginia sularında da görüldüğü araştırmacılar tarafından belirtilmiş. Gemilerin balast tanklarında, yumurta ve larva olarak taşındığı ve bu şekilde Karadeniz’e geldiği düşünülüyor. Türün ticari olarak avcılığının yapılması, 1980-1985’li yıllara rastlıyor. Deniz salyangozunun pek çok farklı türü var fakat avcılığı yapılarak, işlenen ve ihraç edilen tek tür, bilimsel ismiyle Rapana Venosa.
Hemen hemen bütün Karadeniz kıyılarında ve Marmara’da bulunan bu canlı türü, Çanakkale’den aşağıda verimli av yapacak kadar yoğun değil.
Deniz salyangozu çok hızlı yayılıyor. Temel besinini midye oluşturuyor. Çevresel özellikler de etkili ama Karadeniz’de bu kadar çok yayılmasının en önemli nedeni, burada biyolojik bir düşmanının olmayışı. Benzer midye stokları Ege’de var ancak türün biyolojik düşmanı ahtapotun bolca bulunması sebebiyle orada bu kadar yayılım gösteremiyor.
Salyangoz avcılığı genelde Algarna (bir çeşit dip tarama) yöntemi ve dalarak yapılıyor. Algarna ile avcılık yapanların çalışma koşulları normal bir balıkçıdan çok farklı değil. Satıhtan ikmalli hava kaynağıyla, yani nargile sistemiyle dalanların işi ise daha zor. Nargile sistemi çok pratik, çok kullanışlı ve o derece tehlikeli bir dalış şekli. Tehlikesi havanın hiç bitmemesi. Kendini rapana toplamaya kaptıran bir dalgıç, sualtında zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmaz. Tabii bu da beraberinde dekompresyon hastalığını (vurgun) getirir. Eğitimli olmadıkları için başka dalış rahatsızlıkları da görülüyor.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Uğur Altınağaç