Meteoroloji-Gökhan Abur
admin
A | a
Meteoroloji-Gökhan Abur  

Meteoroloji-Gökhan Abur


Meteoroloji Yüksek Mühendisi, NTV Hava Durumu Spikeri Gökhan Abur, uzun yıllardır denizcilikle ilgili okullarda öğretim görevlisi olarak eğitim veriyor.

Ticaret rüzgârları (Mart’14)
Ticaret Rüzgârları sadece Atlantik Okyanusu’nda mı eser? Bu rüzgârın özelliği nedir? Sabit rüzgârlar mıdır? Başka okyanuslarda Ticaret Rüzgârları’nın benzerleri var mıdır?
Sezai Pamukçu

Ticaret (Alize) Rüzgârları’nın özelliklerini şöyle anlatabiliriz. Atmosferin genel dolaşımı sonucu oluşan, subtropikal yüksek basınç alanlarından (300) Ekvator’a doğru kuzey yarımkürede kuzeydoğu, güney yarımkürede kuzeydoğu yönlü ve ortalama 8-20 knot hızla esen düzgün rüzgârlar Ticaret (Alize) Rüzgârları olarak isimlendirilir.Avrupalı denizcilerin yelkenli gemi döneminde gerek ticari gerekse yeni koloni ve sömürgelerin kurulmasında kullandıkları önemli bir rüzgârdır. O nedenle de Ticaret Rüzgârları (Wind Trade) olarak isimlendirilir.
a) Alizeler bulundukları bölgeyi terk edemezler. Subtropikal yükseklerden Ekvator’daki sığ alçak basınca doğru hareket eden bu rüzgârların dönüşleri, kuzey yarımkürede saatin tersi, güney yarımküredeyse saatle aynı yönde olduğu için ters yönlü esen bu rüzgârlar 50 kuzey 50 güney enlemleri arasında durgun kuşağı oluştururlar (Doldrumlar).
b) Alizeler okyanuslarda kuzey yarımkürede mayıs-aralık ayları arasında oluşan tropikal fırtınalar ve bunların daha da kuvvetlenmesi sonucu oluşan kasırga ve tayfunların tahmin edilmesi bakımından da önemlidir.
c) Düzgün esen alizelerin yön ve hızındaki değişimler tropikal fırtınanın yaklaştığının önemli habercisidir.

Dalga oluşumu (Ocak’14)
Havanın rüzgârlı olması mutlaka denizin de dalgalı olacağı anlamına mı gelir? Bu durumda deniz durumu mu yoksa hava durumu mu önem kazanır?
Hayati Sümer

Dalga, bir enerjinin taşınımı sonucu denizde meydana gelen tepe ve çukurların oluşturduğu topluluklardır. Rüzgâr, deprem ve med-cezir denizde dalga oluşturan önemli enerji kaynaklarıdır. Denizde rüzgârın oluşturduğu gerçek (seas) ve ölü (swells) dalgalar rüzgâr ve akıntı seyrinde oldukça önemlidir. Diğer yandan ölü dalgaların yön, yükseklik ve periyotları, açık deniz seyrinde yaklaşmakta olan bir fırtına veya kuvvetli rüzgârın saptanması bakımından da büyük önem taşır. Amiral Beaufort’un rüzgâr ve deniz arasındaki ilişkiye bakarak hazırladığı ve 1874 yılından beri denizcilerin kullandığı skala, dalga yüksekliklerine göre 0-12 arasında 13 kademe olarak hazırlanmıştır. Bu skala ilk üç saat içinde kullanılmadır, üç ve üçün katları saatlerde rüzgâr aynı kuvvette esmeye devam etse de deniz durumu ve dalga yükseklikleri değişecek bu da rüzgârın daha kuvvetli estiği izlenimi verecektir. Oysa rüzgâr hızında bu süre içinde değişiklik olmayabilir. Denizin derinliği, kıyı şekilleri, bölgedeki adalar rüzgâr hız ve yönü kadar oluşturacağı dalgaları da etkileyecektir. O nedenle bazı denizlerde dalga yükseklikleri daha fazla olmasına rağmen rüzgâr o dalgayı oluşturacak güçte değildir veya çok kuvvetli esmesine rağmen oluşturduğu dalgalar daha düşük olabilir (Marmara’da olduğu gibi).Fırtınaya kadar (hızı 17,2 m/sn-35 knot-7 kuvvetten küçük) deniz durumu ve rüzgâr kuvveti arasında bir fark vardır. Deniz 1 ise hava (rüzgâr) 2’dir ve jurnale böyle yazılmalıdır.Deniz durumu, dalga yükseklikleri (Douglas skalası) ve rüzgâr hız ve kuvveti (Beaufort skalası) bir arada gösteren bir tabloyu da sizlerle paylaşmak isterim.

Jet akımları (Aralık’13)
Jet stream diye bir şey duydum? Türkçe’de karşılığı nedir? Nasıl oluşur? Bizim bölgelerimizde görülür mü? Önceden tahmin
edebilir miyiz?
Yüksel Sivrioğlu

Jet stream ya da Türkçe’siyle jet akımları, yeryüzünden yaklaşık 10 kilometre yükseklikte, orta enlemlerde troposferin üst seviyelerinde, tropopoz’a yakın bölgelerde oluşan, ortalama 50-110 kilometre hızla esen ve dar bir kanal boyunca hareket eden rüzgârlardır. Jet akımları sıcak ve soğuk havayı taşıyarak bölge iklimini etkiler. Troposfer içindeki sıcak ve soğuk havanın karşılaşması sonucu oluşur.Alçak basınç alanlarındaki yükselici hareketler jet akımlarını yükseltirken yüksek basınç alanlarındaki inici hareketler bu akımları aşağıya doğru indirir ve havayı sıkıştırır. 60˚ enlemlerinde oluşan polar (kutupsal) jet akımları daha hızlı hareket ederek kış aylarında Sibirya yüksek basıncının etkili olduğu kuzey yarıkürede soğuk havayı aşağı enlemlere doğru çeker ve havanın hızla soğumasına neden olur. Kış aylarında yurdumuzu etkileyen, Balkanlar veya Kafkaslar üzerinden gelen soğuk havanın etkisinin artmasına neden olan bu akımlardır. Subtropikal jet akımlarının hızı daha azdır. 30˚ enlemlerinde oluşan bu akımlarda yaz aylarında Akdeniz boyunca çöl tozlarını taşıyarak iklim koşullarını etkilerken taşıdığı çöl tozları ile toprağın beslenmesine de yardımcı olur.Jet akımları İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon pilotlar tarafından bulunmuş ve savaş sırasında bu rüzgârlar sayesinde daha hızlı hareket edebilmişlerdir. Jet akımları dünya iklimini etkilerken volkanik patlamaların görüldüğü bölgelerde hava ulaşımını da olumsuz etkileyebilir.21 Mart 2010 yılında İzlanda’da oluşan volkanik patlama sonucu atmosfere karışan volkanik küller hızlı hareket eden polar jet akımlarıyla Avrupa genelini etkisi altına almış, Afrika’ya kadar inmiş ve bu kez subtropikal jet akımları yavaş hareketle volkanik külleri ülkemizin batı kesimlerine taşımıştır. Uçak seferlerinin uzun süre yapılamamasının hatta o sırada Libya’daki uçak kazasının nedeni jet akımların taşıdığı küllerdir.

Rüzgâr gücü ve hızı (Kasım’13)
Rüzgârın gücü ile hızı arasındaki fark ve bağlantı nedir? Rüzgârın gücünden, hızını hesaplayabilir miyiz? Seyirlerimizde esas dikkate almamız gereken hangisidir?
Eyüp Sertdemir

Rüzgâr havanın hareketi sırasında oluşan, fırtına boyutlarına çıktığı zaman denizde zor anlar yaşamamıza neden olan önemli bir meteorolojik elemandır. Rüzgâr mutlaka yön ve hızı ile birlikte söylenmelidir. Rüzgârın yön ve hızının birlikte söylenmesi rüzgârın şiddeti olarak isimlendirilir. Anemometreden ölçülen hız birimleri m/sn (metre/saniye) genelde dalga yüksekliklerinin hesaplanmasında kullanılır. Denizde bütün hızlar knot (deniz mili/saat) olarak verilir. Aletli ölçümlerde km/saat ve kara mili/saat (mph) olarak da rüzgâr hız ve fırtına ihbarları verilir. 1 km/h: 0,54, knot: 0,278 m/sn ve 1 mph: 1,15 knot’tır. Bu değerlere göre birimleri birbirine çevirebilirsiniz. Denizde rüzgâr yön ve hız bilgileri alet kullanılmadan da verilebilir. Gerçek dalgaların geliş yönü o bölgedeki rüzgârın yönüdür. Rüzgârın kuvvetini belirtmek için de İngiliz Amiral Beaufort’un bulduğu ve 1874 yılından beri tüm denizcilerin kullandığı Beaufort cetveli kullanılır. 0-12 arasında 13 kademeden oluşan bu cetvel, dalga yüksekliklerine bakarak hazırlanmıştır. Rüzgâr hızını kuvvet olarak belirten cetveli rüzgârın esmeye başladığı ilk üç saat içinde kullanın. Bu cetvele göre:0 Sakin; 1-2-3 hafif esinti; 4 mutedil rüzgâr; 5 sert rüzgâr; 6-7 kuvvetli rüzgâr; 8-9 fırtına; 10-11 şiddetli fırtına; 12 orkandır (Hurricane).Denizciler için deniz durumu ve rüzgâr, seyir güvenliği bakımından önemlidir. Hava raporlarında kuvvet veya knot olarak verilir. Bu iki birimi birbirine çevirebilmek için şu formülü kullanabiliriz: Knot: 6XKuvvet+10. Özellikle rüzgâr ve akıntı seyrinde rüzgâr hızının knot olarak bilinmesi önemlidir.

Şehirleşmenin rüzgâra etkisi (Temmuz’13)
Son yıllarda sahillerde artan gökdelenlerin ve apartmanların denizdeki rüzgârı olumsuz yönde etkilediği söyleniyor. Bu doğru mu? Şehirleşme denizdeki rüzgârı nasıl etkiler? Türkiye’de bu durumdan en çok etkilenen yerler nereler? Şehirleşme artarsa ileride rüzgâr durumunda nasıl bir noktaya gelinebilir?
İlkay Baykan

Rüzgârın yön ve hızını etkileyen en önemli faktör sürtünme kuvvetidir. Bu kuvvet alçak basınç alanlarında rüzgârı merkeze doğru saptırarak olası fırtınanın daha kısa süre de etkisini kaybetmesine neden olur, denizdeyse bu kuvvet sıfıra yakındır. O nedenle de açık denizde (kıyıdan 10 mil açıktan başlayarak) fırtına daha uzun süre etkili olur.Kıyı seyrinde (10 deniz milinden az) kıyının yükseltisi özellikle de kıyıya yakın ve yükseltisi fazla olan binalar kara üzerinden gelen rüzgârın yön ve hızını etkiler. Kıyı boyunca rüzgârüstü ve altı sahalarını oluşturur. Normal şartlarda kara üzerinden gelen rüzgâr denize ulaştığında kuzey yarı kürede sağa doğru 10-15 derece sapar. Kıyı yükseltisi fazla ise bu sapma öncesi yükseltiyi geçebilmek için hava yükselir ve hız kazanır. Rüzgâr üstü sahası bu yükseltinin dokuz katıdır. Kıyı seyrinde yükseltinin dokuz katının rüzgârüstü sahası olduğunun bilinmesi kıyı yarışlarında rüzgârın daha iyi kullanılması bakımından önemlidir ama demir sahasının seçilmesinde dikkat edilmesi gerekir. Özellikle yaz aylarında sabah erken saatlerde karadan denize doğru esen ve hafif esinti olarak tanımlanan kara meltemleri bu kuraldan dolayı teknenizi zor durumda bırakabilir. Bu kuralı burun, boğaz ve özellikle de ada civarlarındaki seyirlerde de uygulayabilirsiniz.

Barometre kullanımı (Mayıs’13)
Barometreden hava durumu nasıl okunur? Riskleri var mı? Barometreye bakarak neleri anlayabilirim?
Mehmet Türkinan

Atmosfer basıncı, atmosferin ağırlığından dolayı birim alana dik olarak etki eden kuvvettir. Gaz küreden oluşan atmosfer gözle görülmeyen deniz gibidir. Tıpkı denizdeki gibi sakin olduğu veya dalgalandığı anlar vardır. Denizdeki dalga tepe ve çukurları gibi atmosferdeki tepeler yüksek, çukurlar ise alçak basınç alanları olarak isimlendirilir. Atmosfer basıncının ölçülmesi, değişimlerin bilinmesi hava olaylarının saptanması ve tahminlerin yapılabilmesi için önemlidir. Ama tek başına barometreye bakarak hava tahmini yapılamaz.

Atmosfer basıncının günlük değişiminde 04:00-16:00’da minimum, 10:00-22:00 saatlerinde ise maksimum olacak şekilde iki maksimum iki de minimum vardır. Altı saatlik bu değişimler bulunduğumuz iklim kuşağına göre değişir. Ülkemizin de içinde bulunduğu orta kuşakta basıncın 1-1.5 milibar inmesi veya çıkması normal kabul edilir bu değerlerden daha fazla iniş veya çıkış varsa dikkatli olunmalıdır.

Barometrenin doğru çalışabilmesi için;
1. Seyre çıkmadan önce barometrenizi en yakın meteoroloji istasyonundan alacağınız deniz seviyesi değerlerine göre ayarlayın ve doğru çalışıp çalışmadığını kontrol edin.
2. Meteorolojik tandans süresi (Meteorolojik elemanların zamana göre değişimi) duran bir nokta için üç saattir. Seyirde bu süre bir saat olarak kabul edilir ve açık deniz seyrinde etkisi altında kalabileceğiniz hava olaylarının önceden saptanabilmesi için barometre her saat başında okunur ve jurnale yazılır.
3. Bu süre içinde basıncın normalden fazla azalması, bir alçak basınç etkisine girdiğinizi gösterir. Bu durumda bulutların gelişimi, denizin durumu, rüzgârın dönüşü ve görüş mesafesinin değişimi ne tip bir sistemin etkisine girdiğinizi anlamanızı sağlar.
4. Alçak basınç alanının teknenizin neresinde olduğunu anlamak için Buys Ballot Kanunu’nu (Fırtınalar Kanunu) uygulamamız gerekir. Bunun için seyirde gerçek rüzgârın yönünü bulun. Kuzey yarı kürede seyirde iseniz bu yöne saatle aynı yönde 100˚ ekleyerek alçak basıncın nerede olduğunu anlamaya çalışın. Bir süre sonra etkisi altına gireceğiniz rüzgâr yüksek basınç alanından yakınınızdaki alçak basınca doğru eseceğinden rotanızı buna göre değiştirmeniz gerekecektir.
5. Doğru değer alabilmek için barometrenin dtekne içinde veya yakınında ısı veren cisim olmayacak şekilde ve mümkün olduğunca sarsıntının az olduğu yere konması gerekir.
Diğer yandan barometreyle hava tahmini yapılabilmesi için seyir sırasında verilen meteorolojik raporların da iyi değerlendirilmesi gerekir. Kıyı seyri yapan tekneler için (kıyıdan 10 mile kadar olan mesafe) VHF 67. kanal meteoroloji kanalıdır. Verilen raporlarda basınç alanları ve bunların değişimi, rüzgâr yön ve hızları, deniz durumu, sıcaklık değerleri ve görüş mesafesi gibi meteorolojik elemanların ölçüm ve 24 saatlik tahminleri verilir.Seyirde bulunduğunuz konum da önemlidir. Bazı durumlarda verilen raporlarla bulunduğunuz yerdeki hava ve deniz durumu farklı olabilir o nedenle denizcilerin kısa süreli hava tahmini yapabilecek düzeyde meteoroloji bilmeleri, bunun için de barometre başta olmak üzere meteorolojik elemanların değişimlerini iyi gözlemeleri gerekir.

Sözel raporlarda basınç değişimlerinin belirtilmesi:
1. Yapılan sinoptik gözlemler sonucu (bu gözlemler altı saatte bir yapılır) merkez basınç değerlerinde: Merkez derinleşiyor (Deepen): Merkez basıncı altı saat içinde azalıyor.Merkez doluyor (Filling): Merkez basıncı altı saat içinde yükseliyor.
2. Meteorolojik tandans süresi içindeki değişimler (saat içindeki değişim)Yavaş değişim (slowly): Üç saat içinde 1.5 milibardan az değişimHızlı değişim (quickly): Üç saat içinde
3. 6-6 milibardan az değişimÇok hızlı değişim (very rapidly): Üç saat içinde 6 milibardan fazla değişimTek başına barometreye bakarak hava tahmini yapılamaz ama basınç değişimlerinin gözlenmesi hava olayların anlaşılması bakımından oldukça önemlidir. O nedenle varsa barometre üzerinde yazılı hava olaylarına itibar etmeyin. Deniz seviyesi basıncının 1000 milibar olduğunu ve seyirde basınç bu değerin altına düşerse ve bu düşüş hızlı ise etkisi altına gireceğiniz rüzgârın çok kuvvetli olabileceğini de unutmayın... İyi seyirler.

Hurricane (Şubat’13)
Sandy gibi büyük kasırgalar dünyanın rüzgâr sistemini değiştirir mi? Mesela kasırgadan bir süre sonra start alan Vendee Globe yarışçılarının rüzgârı Sandy’den etkilenmiş olabilir mi?
Ahmet Erçelik

Tropikal fırtınalar okyanusların batı kesimlerinde 7. enlemlerde oluşan ve 45. enlemlerin üzerine çıkabilen derin alçak basınçların (tropikal depresyon) oluşturduğu dönen fırtınalardır. Kuzey Atlantik ve Kuzey Amerika’nın batı kesimlerinde ‘hurricane’, batı kuzey Pasifik’te ‘tayfun’, Hint Okyanusu ve Güney Pasifik’te ise ‘siklon’ olarak isimlendirilir. Fırtınanın Hurricane adını alabilmesi için rüzgâr hızının 64 knot’ı geçmesi gerekir.

Hurricane’in özellikleri:
1- Kuzey yarı kürede mayıs-aralık ayları arasında oluşur.
2- Oluşumuna etki eden en önemli sebep denizin ısınmasıdır. Deniz suyu sıcaklığı 27˚C’yi geçer.
3- Basınç 3 milibardan fazla azalır.
4- Merkez çevresinde gelişen cumulonenbüs bulutları oldukça etkilidir. Merkezde hava sakindir. Merkez çapı ortalama 30 deniz milidir.
5- Oluştuğu bölgede (30 derece enlemleriyle Ekvator arasında) düzenli ve kuzey yarıkürede NE (kuzeydoğu) yönlü esen alizeler yön değiştirir ve giderek hızlanır.
6- Sistemin hareketi dünyanın dönüşüne terstir. Normal koşullar kuzey yarı kürede SW-W-NW-N-NE (güneybatı-batı-kuzeybatı-kuzeydoğu) yönüne doğru ortalama 15-20 knot hızla hareket eder. Bu hareketini yaparken 30 derece enlemlerindeki subtropikal yüksek basıncın eteklerini takip ederek yukarı enlemlere çıkar.
7- Fırtınanın yaklaştığı bölgede ölü dalgalar (Swells) güneyli yönlerden gelir ve dalga yükseklik ve periyodları giderek artar.Bir hurricane olan Sandy, bu özellikleri gösterek Meksika Körfezi’nden kuzeye birinci kategoride geldi, (Rüzgâr hızı 64-79 knot idi) o sırada kuzeyden gelen soğuk hava ile buluştuğu için kararsızlığını artırdı ve New York şehri kuvvetli fırtına ve sağanak yağışların etkisine girdi.Vendee Globe yarışçıları 30 derece enlemlerindeki yüksek basınç alanına yaklaştıklarında, sistemin eteklerini takip ederek yukarıya çıkmaya çalışan Sandy’yi daha batıya itebilmek için güçlenen yüksek basınç da havanın kararlılığını artırması rüzgârı neredeyse durma noktasına getirdi ve o nedenle yarışçılar havasız kaldı. Sandy’nin etkisini kaybetmesiyle normale dönen sistemin oluşturduğu esintileri iyi kullanabilen tekneler bölgeden uzaklaşabildi.

Deniz suyu sıcaklığı denildiğinde ne anlamalıyız? Sıcaklık deniz seviyesinde mi ölçülüyor? (Temmuz 2018)
Denizin ısı tutma gücü yüksektir. O nedenle geç ısınır, geç soğur. Dünyanın neresinde olursanız olun daima deniz üzerindeki hava, kara üzerindeki havadan daha sıcaktır. Kış aylarında kara üzerindeki soğuk havanın denize gelmesi sonucu kararsızlık artar, kararsız hava koşullarında deniz de kuvvetli rüzgâr, rüzgâr sağanakları ve fırtınalar oluşur. Deniz suyu sıcaklığının yükselmesi ve ortalamaların üzerine çıkması bir fırtınanın habercisi olabilir.
Örneğin; mayıs-aralık ayları arasında okyanuslarda görülen tropikal fırtınalar ve bunların güçlenmesi sonucu oluşan hurricane ve tayfunların sebeplerinden biri deniz suyu sıcaklıkların 27 dereceyi geçmesidir.
Denizler hemen donmaz, deniz suyu sıcaklığının 4 derecenin altına inmesi donmayı başlatır. Hava sıcaklığı da -25 derecenin altında olmalıdır. 4 dereceye kadar devamlı sirkülasyon ile donma olayı gecikir.
Deniz suyu sıcaklığının doğru ölçülmesi açık denizde (kıyıdan 10 mil açıkta) sis tahmini içinde oldukça önemlidir. Ayrıca yük gemilerinde ambar havalandırması ve yükün bozulmasının önlenmesi bakımından da oldukça önemlidir. Deniz suyu sıcaklık ölçümleri 0-2 metre arasında yapılır. Tatil beldelerinde sabah erken saatlerde kumsalda ve kıyıda yapılan ölçümler doğru değer vermez.


 

Buz halesi nedir? Nasıl oluşur ve oluştuğunda hava durumunu nasıl etkiler? Hale Kayalı

Gökhan Abur cevaplıyor: Hale Cirrostratus bulutu içindeki buz kristallerinin güneş ve ay ışığını kırması sonucu oluşan mor bir halkadır. Hale görüldüğünde termometre yükselirken barometre düşüyorsa, bir alçak basınç ve buna bağlı bir sıcak cephenin etkisi altınına girdiğimiz anlaşılmalıdır. Arkasında ve soğuk cephenin önünde kuvvetli lodos yönlü fırtına beklenmelidir. Ayrıca buz halesi diye bir tanım yoktur.

 

Aniden indiren yağmur neden rüzgârın kesilmesine yol açar? Rüzgârın yeniden başlaması için hangi şartların oluşması gerekir? Murat Yılmaz

Gökhan Abur cevaplıyor: Yağış bırakan bulutlar orta ve alçak bulutlardır. Bu bulutlardan Altostaratus (As) aralıklı, Nembostratus (Ns) ise devamlı yağış bırakan ve bizim bölgelerimizde genellikle sıcak cephe ile birlikte görülen bulutlardır.

Yağış öncesi güneyli rüzgârlar sert esse de hava kararlı olduğundan yağışla birlikte rüzgâr iyice zayıflar. Devamlı ve ağır yağış bırakan Nembostratüs bulutunu geliştiren sert kuzeyli rüzgârlar, bulut içi sıcaklığı hızla azaltacağı için yağışlar kara döner ve kar yağışının başlamasıyla gizli ısı ortaya çıkar, rüzgâr zayıflar.

Sıcak hava kütlesinin habercisi olan ve sıcak cephenin önünde yer alan stratüs bulutu kararlı hava bulutudur ve rüzgâr yoktur. Bulut hafif çisenti şeklinde yağış bırakırken görüşü de bozar. O nedenle de sis bulutu olarak isimlendirilir.

Hem alçak hem de yüksek basınç alanlarında bulunan ve Cumulus (Cu) gelişmesi sonucu oluşan Cumulonembüs (Cb) bulutu kuvveli sağanak yağış ve rüzgâr sağanakları oluşturan buluttur. Bu bulutun altında hem kuvvetli sağanaklar (yağmur ve kar) hem de kuvvetli rüzgâr ve oraj (gök gürültüsü ve şimşek) vardır. Rüzgâr yağış sırasında da devam eder.

 

Anî rüzgârların (gust) hep güneş bulutun arkasına girdikten sonra oluştuğu söylenir? Bu doğru bir bilgi mi yoksa yanlış mı? İsmail Duman

 

Gökhan Abur cevaplıyor: Rüzgâr hızındaki anî artışlar iki şekilde oluşur:

1. Kararlı hava koşullarında havanın sıçraması (wind gust-gusting)

a) Havanın kararlı olduğu anda rüzgârın akışı sırasında herhangi bir yere çarparak sıçraması, kıyı seyrinde kıyı yükseltisinin karadan gelen rüzgârı 1/9 kuralına göre sıçratmasıdır. Aynı koşullar adalar, boğaz ve burunların bulunduğu yerlerde de etkilidir.

b) Yüksek basınç alanlarında oluşan küme bulutların altında bulutun gelişmesini sağlayan sıcak ve nemli havanın yükselişi sırasında cumulus bulutun altındaki hamleler.

Bu hamleler seyir güvenliği bakımından tehlikeli değildir. Özellikle yarışlarda havasız kalan teknelerin bu bulut altındaki hamleleri kullanması oldukça önemlidir.

2. Kararsız hava koşullarında oluşan rüzgâr sağanakları (wind squalls)

Denizin fazla ısındığı dönemlerde yukarı seviyeden bölgeyi etkilecek bir soğuk havanın gelmesi durumunda gelişen cumulus bulutlarının cumulonembüs’e dönüşmesi, bulut altında kuvvetli sağanak yağış, oraj (gök gürültüsü ve şimşeğin aynı anda meydana gelmesi) ve rüzgâr sağanaklarını oluşturur. Rüzgâr sağanakları en az 3 kuvvet havanın, en az 3 basamak atlayarak 6 veya daha yukarıya çıkması olarak tanımlanır. Rüzgâr sağanakları kısa süreli olmasına rağmen bulut bölgeden gidinceye kadar devam eder.

Cumulonembüs bulutları alçak basınç alanlarında soğuk cephe önünde sağanak hattı boyunca da yer alır. Bu bulutlar yalnız rüzgâr sağanaklarını değil açık denizde su hortumlarını oluşturması bakımından da oldukça tehlikelidir.

Her iki koşulda da havanın bulutlanması bu olayları oluşturabilir.

 

Hava durumu raporları nasıl hazırlanıyor? En çok kaç gün ileriye kadar gerçekçi tahmin alınabiliyor? Nuri Bostancı (eylül'19)

Sinoptik, hava tahminlerinin yapıldığı ve yayınlandığı meteorolojinin  bir dalıdır. Dünya genelinde tahminlerin yapılabilmesi için GMT saatine göre altı saat aralıkla 00-06-12-18 GMT yapılan direkt ölçümler değerlendirilir. Sahil ve kara meteoroloji istasyonları dışında ortalama sayıları 7.000 olan gemiler ve sabit şamandıra üzerindeki otomatik istasyonların yaptığı ölçümler her ülkenin ana merkezlerinde toplanmaktadır.

 

Katabatik rüzgâr nedir? Ülkemizde görüldüğü yerler var mı?
Mustafa Avcı (Ekim'19)

Kıyı şekilleri, vadi ile dağların dağılımı ve bu bölgelerde oluşan yüksek ve alçak basınç alanları arasındaki hava hareketleri özel yerel rüzgârları oluşturur. Bu rüzgârlara da ‘katabatik rüzgârlar’ adı verilir. İki tip katabatik rüzgâr vardır:

1. Soğuk katabatik rüzgârlar (fall wind): Soğuk karakterli, etkili yüksek basınç alanlarından (merkez basıncı 1030 mb’den büyük olan sistemlere verilen isimdir) eteklerindeki alçak basınç alanına doğru esen soğuk rüzgârlardır. Kıyı yükseltisi rüzgâr hızını etkiler ve fırtına hatta kuvvetli fırtına boyutlarına çıkartabilir. Estiği bölgeye göre değişik yerel isimlerle verilir.

a) Yarık kaya fırtınası: Doğu Toroslar üzerinde oluşan yüksek basınç alanından Doğu Akdeniz’e doğru yıldız ile yıldız-poyraz (NNE) ve poyrazdan (NE) esen, İskenderun Körfezi’nde etkili olan yarık kaya fırtınası 9-10 kuvvete kadar çıkabilir.Limanda bulunan teknelerin traverse çıkması ve fırtınanın geçmesini beklemesi gerekir.

b) Mistral: Fransa’nın güneyinde oluşan yüksek basınç alanından Sicilya üzerindeki alçak basınç alanına doğru esen karayel (NW) yönlü fırtına 8-9 hamlesi ile 10 kuvvete çıkabilir. Oluşturduğu dalgalar Cezayir kıyılarına kadar ulaşır ve bölgede en çok etkiyi ölü dalgalar (swells) oluşturur. Mistral şubat-mart aylarında etkilidir.

c) Tyesen: Kafkaslar üzerinde oluşan yüksek basınçtan, Doğu Karadeniz’e doğru esen ve özellikle Navaroski Limanı’nda etkili olan poyraz (NE) ile gündoğusu-poyraz (ENE) yönlü rüzgâr, 9-10 kuvvet eser ve şubat-mart aylarında etkilidir. Limanda bulunan teknelerin mutlaka traverse çıkmaları gerekir.

d) Bora: Kuzey Adriyatik kıyılarında oluşan ve 9-10 kuvvete çıkabilen, yıldız (N) ile yıldız poyraz (NNE) yönlü çok soğuk rüzgârlardır. Bölgede yüksek gerçek dalgalar (seas) ve Adriyatik’in güneyine doğru ölü dalgalar (swells) oluşturur. Çok soğuk kış aylarında kıyı buzlanmasını da oluşturan önemli bir rüzgârdır.

Soğuk katabatik rüzgârlara Arjantin kıyılarında Pampero, Meksika ve Orta Amerika’da ise Tehuantepecer adı verilir.

2. Sıcak katabatik rüzgârlar (Föehns-Fön rüzgârları): Dağ tepelerinden aşağı vadi veya denize doğru esen sıcak ve kuru rüzgârlardır. Hızları 3-8  kuvvet arasında değişir. Kış aylarında daha etkilidir. Dağın arka tarafında bulunan yüksek basınç alanındaki soğuk hava yükselirken nem kaybeder, dağ tepesinden diğer bölgeye akarken sıkışır ve ısı kazanır. Fön makinası gibi ılık ve sıcak hava üflediği için bu isim verilmiştir. Sıcak katabatik rüzgârların en etkili olduğu bölge İsviçre Alpleri’nin etekleridir. Yurdumuzda ise Doğu Karadeniz’de etkilidir. Doğu Karadeniz dağlarının arkasında yurdumuzun en soğuk bölgeleri vardır. Kış aylarında burada oluşan yüksek basınç alanından Doğu Karadeniz üzerindeki alçak basınç alanına gitmek isteyen hava, bu yüksek dağları geçerken ısı kazanır ve güneyli rüzgârlarla bölgeyi etkiler. Fönler zaman zaman sert esse de genelde fırtına boyutlarına çıkamaz. Bölgede daha ılıman hava koşulları oluşturduğu için Doğu Karadeniz’de her türlü bitkinin yetişmesini sağlar.

Hava olayları atmosferin ilk tabakası olan troposferde meydana geldiği için meteorolojik elemanların bu tabaka içindeki değişimleri de bilinmelidir. O nedenle belli noktalarda günde iki kez (00-12GMT) balon ile radiozönde gözlemleri yapılır. Meteoroloji uydularının gönderdiği görüntüler incelenirken meteorolojik radarlarla hava hareketi takip edilir. Bu bilgiler değişik matematik modeller de değerlendirilerek ilgili kuruluşlarca yayınlanır. Bugün bilgisayar ortamında 14 güne kadar tahmin yapılabilmekle beraber her altı saatte bir gelen bilgilerle bu işlemler tekrarlanır.

Genel değerlendirmede üç gün için tutarlılık oranı   %80 olarak verilse bile küresel iklim değişikliği nedeni ile değişim çok hızlı olabilmektedir.

Hava, kuzey yarı kürede batıdan doğuya doğru belli bir hızla hareket etmektedir tekneler de belli bir hızla hareket ettikleri için seyir halindeki bir tekne için en uzun süreli tahmin 24 saattir. Denizcilere verilen hava raporları da bu süreyi ve belli bölgeleri kapsar. Örneğin; Doğu Karadeniz Ğeorgia, Batı Karadeniz Danube olarak isimlendirilir. Bu tahmin bölgesinin neresinde, hangi hava olaylarının etkisi altında kalacağınızı anlamak için rota üzerindeki meteorolojik elemanların değişimini takip ederek önünüzdeki saatler içinde teknenizi etkileyecek hava olaylarını anlamanız gerekecektir.

 

Hava kütlesi denilen şey tam olarak nedir?
Bir de değişken hava kütlesi var. Bunları açıklayabilir misiniz? Hava durumuna etkileri nasıl oluyor? İhsan Artan (aralık'19)

Sıcaklık ve nemliliği aşağı yukarı aynı olan atmosferin büyük parçalarına hava kütlesi adı verilir.

a) Kaynakları okyanuslar ve büyük kara parçalarıdır. Akdeniz özelliği bakımından hava kütlesi üretebilir ve Akdeniz’in kendine özgü kışlar ılık ve yağışlı, yazlar sıcak ve kurak diye isimlendirdiğimiz hava olayları etkisine girmesine yardımcı olur.

b) Hava kütleleri 1.000.000-10.000.000 kilometrekare arasında yer kaplar.

c) Karasal tropikal hava kütlesi hariç çok yükseklere çıkamaz. Kalınlığı 3-5 kilometredir.

Hava kütleleri şöyle sınıflandırılır:

1) İklim kuşaklarına göre yapılan coğrafi sınıflandırma.

a) Arktik hava kütlesi (A): Kutup Dairesi’nin çok soğuk havasıdır. Güney Yarı Küre’de bulunduğu bölgeyi terk edemez, Kuzey Yarı Küre’de ise ani rüzgâr kaymalarına neden olan Kuzey Atlantik salınımını (derin bir alçak basınç oluğu) oluşturur ve Biskay Körfezi’ne kadar inerek bölgede kuvvetli karayel ve lodos yönlü fırtınaları meydana getirir. Denizsel (mA) ve karasal (cA) tipi vardır.

b) Polar hava kütlesi (P): Polar kuşakta oluşan (60-90 enlemleri arası) soğuk hava kütlesidir. Kış aylarında 35 derece enlemlerinin altına iner ve kuvvetli kuzeyli rüzgârlarla havayı soğutur. Havanın soğuması ile yağışlar yağmur, karla karışık yağmur ve kara döner. Özellikle sonbahar aylarında sıcak kara ve deniz üzerinden geçerken karasızlığı artırır ve hızla gelişen Cumulonembüs (cb) bulutları altında kuvvetli sağanak yağış ve rüzgâr sağanakları oluşturur. Denizsel Polar (mP) ve Karasal Polar (cP) olarak iki tipi vardır.

c) Tropikal hava kütlesi (T): Tropikal kuşakta (ekvator-30 enlemleri arası) oluşan sıcak hava kütlesidir İlkbahar ve yaz aylarında batılı rüzgârlar (kuzey yarı kürede lodos) bu havayı orta kuşağa (30-60 enlemleri arası) taşır ve zaman zaman kuvvetlenen lodosla yağış da getirir. Denizsel Tropikal (mT) ve Karasal Tropikal (cT) olarak iki tipi vardır. Bahar aylarında orta enlemlerde alçak basınç alanlarında karşılaşan bu iki farklı hava kütlesinin arasında kararsızlık hatları boyunca oluşan sıcak ve soğuk cepheler bölgede değişik hava olaylarını meydana getirir. Özellikle de soğuk cephe önünde seyir yapan tekneler kuvvetli rüzgâr veya fırtına ile ölü ve gerçek dalgaların oluşturduğu karmaşık denizde seyir yapma durumunda kalırlar.

d) Ekvatoryal hava kütlesi (E): Ekvator bölgesi özellikle alize rüzgârları kuşağındaki çok sıcak hava kütlesidir. Bulunduğu bölgeyi terk edemez, alt sınıfları yoktur.

2) Hava kütlelerinin sıcaklığına göre yapılan termodinamik sınıflandırma.      

a) Sıcak hava kütlesi: Geldiği bölgede sıcaklık yükselmesine neden olan hava kütlesidir ve kararlı hava koşulları oluşturur. Hava sakin, rüzgâr zayıf, görüş bozuktur. Genellikle tabaka bulutlar oluşur sıcak ve nemli hava ise çisenti, hafif ve aralıklı yağış görülür. Görüşün bozulması seyir güvenliği bakımından oldukça tehlikelidir, o nedenle mutlaka açık denizde sis tahmini yapılması ve buna göre güvenli seyir rotasına geçilmesi gerekir.

b) Soğuk hava kütlesi: Geldiği bölgede sıcaklık azalmasına neden olan hava kütlesidir. Bölgede kararsız hava koşularını oluşturur hızla gelişen küme bulutlar başlangıçta görüşü netleştirir. Açık denizde görüşün netleşmesi fırtına habercisidir. Hızla gelişen culumus (cu) bulutları cumulonembüse (cb) dönerek karasızlığı artırır ve kuvvetli sağanak yağış, rüzgâr sağanakları ile oldukça zorlu hava koşullarına neden olur. Hava iyice soğuyup basınç yükseldikten sonra koşullar da normale dönmeye başlar.

 

Rüzgâr davranışlarıyla ilgili araştırma yaparken kafama bir soru takıldı. Rüzgâr denizden karaya çıkarken neden sapar? Biliyorum bir sürtünme değişikliği oluşuyor ama yönü nasıl değişiyor? Açıklayabilirseniz sevinirim. Teşekkürler.
Ali Bolak (Aralık'19)

Rüzgârı etkileyen dört kuvvet vardır. Havayı yüksek basınç merkezinden alçak basınç merkezine taşıyan basınç ‘gradyen kuvveti’, dönme hareketi sonucu havayı merkezden dışarıya doğru savuran ‘merkezkaç kuvvet’, dünyanın dönmesi sonucu oluşan ve havayı kuzey yarı kürede sağa, güney yarı kürede sola doğru saptıran ‘Coriolis kuvveti’ ve rüzgârın yön ve hızında değişiklik yapan sürtünme kuvvetidir. Sürtünme kuvvetinin en önemli özelliği alçak basınç alanlarında rüzgârı merkeze doğru saptırmasıdır.

Sürtünme kuvveti denizde sıfıra yakındır o nedenle alçak basınç alanlarında karada rüzgâr izobarlarla 30-35˚’lik açı yaparak merkeze doğru dönerken denizde bu açı 10-15˚’dir hatta izobarlara paralel gibi eser.

Kara ve denizde sürtünme etkisi ile rüzgârın farklı esmesi kara ve deniz üzerinden gelen rüzgârları da saptırır. Örneğin; kuzey yarı kürede karadan (N/poyraz) esen rüzgâr denize indiği anda sağa doğru 10-15˚ saparak NNE (yıldız poyraz) gibi eser ve kıyı seyri yapan tekneyi etkiler. Özellikle de kıyı yükseltisine bağlı olarak yükseltinin dokuz katı mesafede rüzgâr üstü sahası oluşturacağı için tekneleri yalnız yön değil hız bakımından da etkileyecektir.

Deniz üzerinden gelen rüzgâr ise karaya ulaştığı anda bu kez kuzey yarı kürede sola doğru 30-35˚ sapar. Örneğin denizden yıldız (N) olarak esen kara üzerinde karayel (NW) yönünden esecek ve kıyı yükseltisi rüzgâr hızını da etkileyecektir.

 

Fırtına takvimindeki fırtınaların hepsi gerçekleşir mi? Bir de bu rüzgârlar Türkiye’nin tüm denizlerinde mi olur? Yıldız Gönenç (ekim'18)

Meteoroloji gözleme dayanan bir bilim dalıdır. Bir bölgede ne kadar uzun süreli gözlem varsa bölgenin iklim koşulları hakkında o kadar bilgiye sahip oluruz. Sürekli gözlemlerin yapılmadığı dönemlerde olayları takip eden ve yazan tarihçiler izledikleri meteorolojik olayları yazmaya başlamışlar ve belli dönemlerde bu olayların tekrarlandığı görülünce değişimler takvimlere de girmiş.

Anadolu Yarımadası bahar aylarında alçak basınç ve cephe sistemleri kış aylarında ise kuvvetli kuzeyli rüzgârların etkisine girmektedir. Alçak basınç alanlarının konumu ve derinliği, yüksek basınç merkezlerinin etkili olması kuvvetli rüzgârları fırtına boyutlarına çıkarmakta ve fırtınalar Ayandon, Kırlangıç gibi yerel isimlerle anılmaktadır.

Normal koşullarda iki-üç günlük sapmalarla bu fırtınalar görülebilir ama küresel iklim değişikliklerinin görülmeye başlandığı günümüzde bu süre daha uzun olabilmektedir.

Sistemlerin hareketine bağlı olarak bu fırtınalar Ege, Marmara ve Batı Karadeniz’de daha sık görülmektedir.

Takvimlere bakın ama bir denizci için en uzun süreli tahminin 24 saat olduğunu, seyirde 6-12 saatlik periyodlarda hava raporları almanız gerektiğini ve asıl önemlisi açık denizde rota üzerindeki hava koşullarını anlayabilmek ve kısa süreli tahmin yapabilmek için deniz meteorolojisi bilgilerinizi geliştirmeyi unutmayın.

 

Ekim ayında Ege Bölgesi’ni kasırga paniği sardı ve boş bir söylenti olduğu ortaya çıktı. Türkiye’de kasırga olasılığı var mı? Yeşim Seçkin (kasım'18)

Ekim ayının ilk günlerinde İyon Denizi’nde (Adriyatik’in güneyi, Mora Yarımadası’nın batısı) oluşan, bölgede kuvvetli sağanak yağış ve fırtına ile etkili olan sistemin tropik bir alçak basınç olduğu ve Ege Denizi’ne girerek 100 kilometre üzerindeki fırtına ve sağanaklarla Marmara’ya doğru ilerleyeceği belirtilmişti. Kasırga olarak tanımlanan bu sistem etkili olmadı ve Kuzey Ege’de zayıflayarak kayboldu. Burada bazı kavram kargaşaları var.

1. İyon Denizi’ni etkisi altına alan tropikal siklon değildi. Bu, bahar aylarında Lion Körfezi veya Adriyatik’in kuzeyinden gelen ve saatin ters yönü hareketle Ege’ye, daha sonra da Marmara’ya gelmesini beklediğimiz cephe sistemi ile birlikte kuvvetli lodos yönlü rüzgâr ve fırtına ile kuvvetli sağanaklar oluşturabilen İzlanda kökenli bir orta enlem depresyonuydu. Yani sıkça meydana gelen ve dolayısıyla görmeye alıştığımız normal bir alçak basınçtı.

2. İklim değişikliğine bağlı olarak deniz ve hava sıcaklıkları yükseliyor. O nedenle yukarı seviyede oluşan daha serin veya soğuk havanın bölgeyi etkilemesi sağanakları güçlendiriyor. Akdeniz henüz tropikal kuşak etkisine girmedi. O nedenle tropikal siklon veya tropik fırtına oluşturma olasılığı şimdilik yok. Kaldı ki bu sistem tropik bir olsa idi Ege’ye değil, saat yönünde hareketle İtalya üzerinden Avrupa’ya gitmesi gerekirdi.

3. İyon Denizi’ni etkileyen sistemin merkez basınç değeri 1002 mb idi. Merkez basıncı bu değerde olan bir sistemin oluşturabileceği maksimum rüzgâr hızı 35 knot hamlesinde 40 knot olabilir. 55-60 knot rüzgâr oluşturabilmesi için derinleşmesi, Girit’in güneyinden gelerek ve adanın da etkisi ile güçlenerek rüzgârüstü sahası oluşturması gerekirdi.

4. Yer seviyesindeki alçak basıncın o bölgede yaklaşık 72 saat kalması ve kuvvetli yağış bırakmasının en önemli sebebi yukarı seviyedeki alçak merkez ve Trakya üzerindeki yüksek basınç idi. Yukardaki alçak merkezin etkisinden kurtulunca hızla Atina üzerinden geçerek Kuzey Ege’ye çıktı ve etkisini kaybetti.

5. Bir başka kavram kargaşası ise kasırga denmesinde. Rüzgârın kasırga olarak adlandırılabilmesi için hızının 250 kilometrenin üzerine çıkması gerekir. Kasırga oluşturabilecek sistem güçlü hortumlardır. O nedenle bu tip rüzgârlar için kasırga deyimini kullanmak da doğru değildir.

 

Katabatik rüzgâr nedir? Seyirlerimizi nasıl etkiler?
Osman Özderici (nisan'18)

Kara ve kıyı boyunca topografik yapının değişik şekiller göstermesi, dağlardan vadi veya kıyıya doğru esen rüzgârların yön ve hızını etkiler. Bu şekilde oluşan yerel rüzgârlara katabatik rüzgârlar adı verilir. Bu rüzgârlar her mevsim ve günün her saatinde oluşabilir. Süreleri çok kısa olduğu gibi birkaç gün de sürebilir. Hızları 3 ila 8 kuvvet (Beaufort) arasında değişir, yüksek ve alçak basınç merkezleri arasındaki basınç farkına bağlı olarak hızları 9-10 kuvvete kadar çıkabilir. Oluşum şekline göre iki tipi vardır:

Sıcak katabatik rüzgârlar (fön rüzgârları): Bir yamacın arkasından yükselen vadi veya denize doğru esen sıcak rüzgârlardır. Rüzgâraltı tarafında yağış vardır. Fön rüzgârlarının en etkili olduğu bölge İsviçre Alpleri’nin bulunduğu yerdir. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde esen güneyli rüzgârlar da fön etkisi yapar. Doğu Karadeniz dağlarının arkasında yurdumuzun en soğuk bölgesi yer almaktadır. Bölgede oluşan yüksek basınç alanından Karadeniz’e doğru esmeye çalışan güneyli rüzgârlar sıradağları aşabilmek için yükselir ve yüksek kesimlere kar şeklinde yağış bırakır. Kar yağışı sırasında gizli ısının ortaya çıkması havayı daha ılık hale getirir ve dağların tepesinden Karadeniz’e doğru esen rüzgârlar fön etkisi yapar. Eteklerinde yağış bırakarak denize ulaşan rüzgârlar nedeniyle Doğu Karadeniz yurdumuzun en fazla yağış alan bölgesi olması yanında daha ılıman olan hava koşulları nedeni ile de birçok meyve ve sebzenin yetiştiği bölgedir

Soğuk katabatik rüzgârlar (fall wind): Fön rüzgârlarına göre çok daha kuvvetli olan ve fırtına oluşturan bu tip rüzgârlar önemli yerel rüzgârlardır. Şubat-mart aylarında İskenderun Körfezi’nde 9-10 kuvvet esen NE (poyraz) yönlü Yarıkkaya fırtınası, yine aynı dönemlerde Fransa’nın güneyindeki yüksek basınç alanlarından Sicilya üzerindeki alçak basınç alanına doğru NW (karayel) yönlü 8-9 kuvvet esen ve Afrika kıyılarında ölü dalgalar oluşturan mistral, Adriyatik’in kuzeyinde 9-10 kuvvet esebilen ve karmaşık deniz oluşturabilen N-NE (Yıldız-poyraz) yönlü bora oldukça önemli soğuk katabatik rüzgârlardır.

 

Özellikle dünya turu yarışlarında duyuyorum Doldrum’lar kelimesini. Atlantik Okyanusu’nda, kararsız rüzgârlarıyla meşhur bir bölgeymiş. Bu bölgedeki rüzgârların özelliği nedir ve buna yol açan etkenler nelerdir? Neden dünyanın başka bir bölgesinde yok da sadece Atlantik’te görülür? Bilge Yengin (ocak'18)

Dünyanın dönmesi sonucu oluşan coriolis kuvveti, ekvatorda ısınıp yükselen havayı iki parçaya bölerek yarısını sağa doğru saptırır. Kuzey yarım küredeki 300 enlemlere diğer yarısını ise sola doğru saptırarak güney yarım küredeki 300 enlemlerine yollayarak subtropikal yüksek basınç (at enlemleri) alanlarını oluşturur. Bu iki yüksek basınç arasındaki ekvator bölgesinde ise sığ bir alçak basınç alanı oluşur.


 

Oluşan bu alçak basıncın yarısı kuzey, diğer yarısı ise güney yarım kürededir. Subtropikal yükseklerden ekvatora doğru esen alize (ticaret) rüzgârları coriolis kuvveti etkisi ile kuzey yarım kürede ekvatora doğru NE (poyraz), güney yarım kürede ise yine ekvatora doğru SE (keşişleme) yönlü eserek ekvator bölgesinde sakin bir kuşak oluşturur. 50 N (kuzey) 50 S (güney) enlemleri arasında oluşan bu kuşağa Doldrum adı verilir. Doldrum’lar güneşin durumuna göre kuzeyli ve güneyli olarak yer değiştirirler.

Çok hafif ve ters yönlü rüzgârların oluştuğu bu bölgede yaz kuzey yarıkürenin ekvator havası ile kış güney yarıkürenin ekvator havası arasında ‘intertropikal cephe’ adını verdiğimiz ve meteorolojik raporlarda ITCZ (intertropikal koverjans zonu) olarak belirtilen cephe özelliklerinin tamamını göstermese de yerel sağanak yağış ve rüzgâr sağanakları  görülebilir. ITCZ hattı kuzey yarım kürede 300 enlemlerine kadar çıkabilir.

Sakin kuşak olarak isimlendirilen bu bölgede oluşan cephe nedeni ile kısa süreli de olsa kararsız hava koşulları görülebilir.




 

Merhaba, ben bir şey merak ediyorum. Batı kaçağı denilen şey nedir? Sadece Marmara Denizi’nde mi olur? Metin Terzi (şubat'18)

Kaçık (Kaçak) deyimi rüzgâr hızındaki ani artış ve yön değişimi için kullanılan ve kararsız hava koşullarında görülen cumulonimbüs bulutu altındaki rüzgâr sağanakları için kullanılan bir deyim olmasına rağmen denizciler; özellikle kıyı seyri, ada civarı veya burun bölgelerindeki seyirlerde rüzgâr sıçramasına da “Hava kaçık yaptı” derler.

Lodos, denizlerimizde özelikle de Marmara’da kuvvetli rüzgâr ve fırtına oluşturan SW (güneybatı) yönlü rüzgârdır. Marmara’nın Trakya kıyılarını takip ederken Gelibolu, Şarköy, Silivri açıklarında sıçrama yapabilir. Kara üzerinden gelen lodos denize ulaşması durumunda coriolis kuvveti etkisi ile (kuzey yarı kürede) sağa doğru 15˚ sapar ve W-SW (batı-güneybatı) yönünden esmeye başlar. Bu ani dönüş sırasında kıyı yükseltisine bağlı olarak hızı da artar (1/9 kuralına göre kara üzerinden gelen rüzgâr kıyı yükseltisinin dokuz katı mesafede rüzgâr üstü sahası oluşturur ve hızda sıçrama meydana gelir.)

Batı kaçığı Trakya kıyılarında oluşan ve rüzgârın W-SW (batı-güneybatı) arasında salınımı genelde Marmara içinde seyir olanların kullandığı bir deyimdir. Rüzgârın karadan esmesi durumunda bu kaçıklar diğer kıyılarımızda da görülebilir. Örneğin; Ege kıyılarında poyrazın (NE) saparak gün doğusu poyrazdan esmesi de (ENE) orada seyirde olanlar için ‘doğu kaçığı’ olarak isimlendirilebilir.

 

Deniz suyu sıcaklığı denildiğinde ne anlamalıyız? Sıcaklık deniz seviyesinde mi ölçülüyor? Bilgi verebilirseniz sevinirim.
Gülay Akçakoca (temmuz'18)

Denizin ısı tutma gücü yüksektir. O nedenle geç ısınır, geç soğur. Dünyanın neresinde olursanız olun daima deniz üzerindeki hava, kara üzerindeki havadan daha sıcaktır. Kış aylarında kara üzerindeki soğuk havanın denize gelmesi sonucu kararsızlık artar, kararsız hava koşullarında deniz de kuvvetli rüzgâr, rüzgâr sağanakları ve fırtınalar oluşur.

Deniz suyu sıcaklığının yükselmesi ve ortalamaların üzerine çıkması bir fırtınanın habercisi olabilir. Örneğin; mayıs-aralık ayları arasında okyanuslarda görülen tropikal fırtınalar ve bunların güçlenmesi sonucu oluşan hurricane ve tayfunların sebeplerinden biri deniz suyu sıcaklıkların 27˚C’yi geçmesidir.

Denizler hemen donmaz, deniz suyu sıcaklığının 4˚C’nin altına inmesi donmayı başlatır. Hava sıcaklığı da -25˚C’nin altında olmalıdır. 4˚C’ye kadar devamlı sirkülasyon ile donma olayı gecikir.

Deniz suyu sıcaklığının doğru ölçülmesi açık denizde (kıyıdan 10 mil açıkta) sis tahmini içinde oldukça önemlidir. Ayrıca yük gemilerinde ambar havalandırması ve yükün bozulmasının önlenmesi bakımından da oldukça önemlidir.

Deniz suyu sıcaklık ölçümleri  0-2 metre arasında yapılır. Tatil beldelerinde sabah erken saatlerde kumsalda ve kıyıda yapılan ölçümler doğru değer vermez.

 

Güneşe göre hava tahmini yapılabildiğini öğrendim. Nasıl yapılabileceğini anlatır mısınız?
Ekrem Durmuş (nisan'17)

Güneş, ay, deniz ve atmosferdeki bazı değişimler ilerleyen saatlerde hangi hava koşulları etkisi altında kalabileceğimiz hakkında bilgi verir. Bu değişimler sırasında kesin bir şey söyleyebilmek için meteorolojik elemanların değişimine de bakmak gerekir.

1. Güneşin etrafındaki kırmızılık

a) Akşamüstü saatlerinde güneşin parlaması ve etrafındaki kırmızılığın artması ‘taç’ olayı diye isimlendirilir. O mevkide 24 saat boyunca havanın iyi olacağının göstergesidir. Bu olay güneş ışınların Altocumulus (Ac) bulutu içindeki buz kristallerinin güneş ışığını ayrıştırarak kırmızı rengin ortaya çıkması ile oluşur.

b) Güneşin etrafındaki kırmızılığı sabah erken saatlerde doğuda görürseniz dikkatli olun, bu bir fırtınanın habercisi olabilir. Meteorolojik raporları, teknenizde yaptığınız basınç, rüzgâr ve sıcaklık ölçümleri ile deniz durumu ve görüşteki değişimleri iyi takip edin.

2. Kutup ışıkları (Kutup ororası)

Güneşteki patlamalar sonucu oluşan manyetik fırtınaların kutuplarda oluşturduğu ışıklardır. Harika görünümlü bu ışıklar patlamaların en yüksek seviyelere çıktığı her 11 yılda bir, aşağı enlemlerde de kırmızı mavi ışıklar oluşturabilir. Hava öngörüsü bakımından önemi yoktur ancak iyonosferi etkilediği için kısa dalga ve uydu haberleşmelerinde parazit ve kesintilere neden olabilir.

 

Özellikle uzun yol seyirleri yapanlar için bulunduğum noktaya göre e-postalarla hava rapor gönderen bir site ya da kuruluş var mı? Hangisini tavsiye dersiniz?
Necati Sevinç (mart'17)

Bu sorunuzun yanıtını en doğru şekilde verecek kişiler, tekneyle uzun yol yapan denizciler olacaktır. Ben de 7 Seas’ten Gülin Bozkurt’a anlatmasını rica ettim. İşte Bozkurt’un yanıtı:

Teknede internet ulaşımı kıyı seyirleri sırasında normal operatörlerin kapsamı alanında ise her türlü hava raporu bilgisine ilgili sitelerden ulaşmak zaten kolay. Biz genelde www.passageweather.com veya www.windyty.com’dan tahminlere ulaşıyoruz.

Ancak asıl sorun açık denizde operatör kapsamı dışında kalındığında uydu üzerinden düşük maliyet ile nasıl hava raporlarına ulaşabiliriz? Çünkü uydu sistemlerinde bilgi alışverişleri çok yüksek maliyetli oluyor. Açık denizde, okyanusta internet erişimi olabilmesi için iridium telefon vasıtasıyla bilgisayarınıza bağlanabilir veya Fleedbroadband FFB uydu sistemi aracılığıyla bilgisayarınızdan internete bağlanabilirsiniz.

FFB, kurulumu daha pahalı ancak çok daha efektif kullanılabilen bir haberleşme sistemidir.

İridium teknoloji sistemini kurmak ise çok daha az maliyetlidir ancak zaman zaman uydu bağlantısı sorunları yaşanabilir. Hangi sistemin tekneye uygun olduğuna karar vermek ne sıklıkta ve sürede açık denizlerde, okyanuslarda seyir yapılacağına bağlı olacaktır. Biz FFB 250 sistemi ile uyduya bağlanıyoruz. 1 MB’lık data kullanımı yaklaşık 10 dolar olduğu için bu yüksek maliyete karşı denizlerde hava tahminini zipli (sıkıştırılmış) bir grib dosyasını yaklaşık birkaç KB’a kadar düşüren bir e-posta hizmeti olan ‘MailASail’i kullanıyoruz. Sadece hava durumu almak için üyeliğin gerekmediği sistem şöyle çalışıyor: Uydu üzerinden çalışan ister iridyum telefona ister FFB sistemi ile uyduya bağlı bilgisayarınızdan weather@mailasail.com adresine, konu (subject) bölümünü özel bir format ile hazırlayıp içi boş bir e-posta olarak gönderiyorsunuz. Gelen e-postayı açabilmek için de ‘viewfax’ görüntüleme programını önceden bilgisayarınıza indirmeniz gerekiyor.

Konu bölümüne aşağıdaki kısaltmaları kullanarak belli bir format içinde ihtiyacınız olan detayı istiyorsunuz.

 

GFS Model:

o GRD-wind speed

o PRMSL-pressure at mean sea level

o TMP-surface temperature

o HGT-500mb height


NWW3 Model:

o GRD-wind speed

o WAVE-significant wave height and direction

o WVPER-significant wave periodicity

Kaçar saatlik aralıklarla hava durumu tahminlerini almak istiyorsanız onu da yine konu bölümüne ilave ediyorsunuz. Örneğin; 12,24,48,72

Bunlara ilave olarak bir de, dünyanın neresinin, yani hangi koordinatlar arasının hava tahminlerini istiyorsanız, onu da konu bölümüne ilave ediyorsunuz. Koordinatları bulunduğun bölgeyi içine alan bir dörtgen oluşturacak alt sol köşe ile üst sağ köşenin koordinatlarını yine konu bölümüne yazıyorsunuz.

Örnek 1:

TO: weather@mailasail.com
SUBJECT: grib gfs atlantic 12,24,36,48,60,72 GRD,PRMSL

Burada Kuzey Atlantik geniş bölgenin GFS modeli ile rüzgâr kuvveti (GRD) ve basıncı (PRMSL) 12 saatlik aralıklar ile üç günlük hava tahmininin talep edildiği ‘konu’ bölümüne formata uygun şekilde yazılarak talep ediliyor. Gönderdiğiniz bu e-postaya birkaç saniye sonra geri dönüş yapılıyor ve ziplenmiş grib dosyasını ekli şekilde ediniyorsunuz.

Örnek 2:

TO: weather@mailasail.com
SUBJECT: grib gfs 5N:70W:35N:10W 12,24,36,48,60,72 GRD,PRMSL

Burada yine 5N 70 W ile 35N 10W koordinatlarından oluşan dikdörtgen alanın GFS modeli ile rüzgâr ve basınç bilgisi, yine 12 saat aralıklarla üç günlük hava durumu tahmin raporu zipli grib dosya halinde birkaç saniye sonra geri e-posta adresinize geliyor.

Örnek 3:

TO: weather@mailasail.com
SUBJECT: grib nww3 25N:35W:2400 24,48,72 GRD,WAVE

Burada 25N35W koordinatı merkez kabul edilerek istenen 2.400 millik mesafelik yarıçaplı bir dairenin NWW3 formatında rüzgâr ve dalga bilgisi tahmini, 24 saatlik aralıklar ile üç günlük olarak talep ediliyor.

Detaylı bilgiye ise yine aynı adrese, bu kez ‘konu’ bölümüne ‘help’ yazarak ulaşabiliyorsunuz. ‘Konu’ bölümüne ‘help-grib’ yazdığınızda ise tüm grib dosyaları hakkında detaylı kullanım bilgisi gelecektir.

 

Fırtına takviminde gösterilen fırtınaların hangi yönden eseceğini uzun süredir araştırıyorum ancak bulamıyorum. Bu takvime göre hareket etmek doğru olur mu? Ayrıca takvimdeki rüzgârlar her zaman tutar mı?
Cavit Kuzucanlı (haziran'17)

Yurdumuz kış aylarında kuzey kökenli polar, yaz aylarında ise güney kökenli tropikal hava kütlelerinin etkisi altına girer. Bahar aylarında bu iki farklı havanın alçak basınç alanlarında birbirinin yerini almaya çalışması sırasında oluşan cephe sistemleri kuvvetli sağanak ve güneyli fırtınalarla kararsız hava koşullarını oluşturur. Bu sistemler mevsimsel dönüşüme bağlı olarak belli zamanlarda kuvvetli rüzgâr ve fırtınalara neden olabilir.

Uzun süre yapılan gözlemler sonucu oluşturulan fırtınalar takviminde belirtilen fırtınalar birkaç günlük sapma ile bölgeyi etkiler. Farklı sistemlerin oluşturduğu fırtınalar olduğu için genellikle yön belirtilmez.

Yoğun kış koşullarını görüldüğü yıllarda Batı Karadeniz, Marmara ve Kuzey Ege’de karayel ve poyraz, Güney Ege, Doğu Karadeniz ve Akdeniz’de karayel yönlüdür.

Ilık geçen kışlar ve bahar aylarında ise genellikle lodostur. Yaz aylarında Güney Ege’de daha etkili olan ama her zaman fırtına boyutlarına çıkamayan karayel (etezien rüzgârları) 6-7 kuvvet esebilir.

Çok sıcak aylarda yine Güney Ege’de oluşan imbat güçlenir ve 6-7 kuvvete çıkarsa Egelilerin deyimi ile ‘eşek imbatı’ adını alır.

Fırtına tanımı 80’li yılların başında değiştirildi eskiden 25 knot’ı (6 kuvvet) geçen rüzgârlar fırtına olarak tanımlanırdı oysa günümüzde 35 knot (7 kuvvet) geçen rüzgârlar fırtına olarak isimlendirilir.

O nedenle takvimlerde çok sayıda fırtına olmasına rağmen bugünkü tanımlarla fırtına sayısı çok daha azdır.

 

Rüzgârları oluşturan basınç farklılıkları nasıl meydana gelir?
Erhan Hastürk (eylul'17)

Yatay rüzgârlar havanın yüksek basınçtan alçak basınca doğru hareketi sonucu oluşur. Havaya bu hareketi veren basınç farkı sonucu oluşan basınç gradyen kuvvetidir. Rüzgâr basınç farkına bağlı olarak izobarlarla denizde 10-15, karada 30-35˚’lik açı yaparak kuzey yarıkürede Coriolis kuvveti etkisi ile saatin tersi dönerek alçak basınç merkezine doğru ilerler.

Basınç gradyen kuvveti ne kadar büyükse etkisi altına gireceğiniz rüzgâr o kadar kuvvetli olacaktır. Basınç gradyen kuvvetinin büyüklüğünü  nasıl anlarım derseniz...

1. Seyirde barometre hızla inip çıkıyor ve bu değişim denizlerimizde 1-1.5 mb’dan fazla ise,

2. İzobarlar sıksa yani basınç farkı hızla değişiyorsa,

3. Yüksek basınç merkezi ile alçak basınç merkezi arasındaki basınç farkı 10 mb’dan fazla ise basınç gradyen kuvveti büyük demektir.

Açık deniz seyrinde her saat başı yapmanız gereken meteorolojik gözlem ve ölçümleri tekne jurnaline yazarsanız, basıncın değişimi ve özellikle basınç gradyen kuvvetinin büyüklüğünü anlayabilirsiniz.

 

Son günlerde özellikle İstanbul’daki nem miktarında yükseliş aklıma şu soruyu getirdi. Nem ve rüzgâr arasında nasıl

bir ilişki var? Nemin yüksekliği rüzgârın şiddetini etkiler mi?
Barış Arcan (eylül'16)

Nem, havanın su buharını tutma gücü olarak tanımlanır. Meteorolojik değerlendirmelerde kullandığımız üç tür nem vardır. Mutlak nem, özgül nem ve bağıl (nisbi) nem.

Ölçümünü yaptığımız ve önemli bir meteorolojik eleman olan nem, ortamdaki su buharının yüzdesi olarak tanımlanan bağıl nemdir. Canlıların yaşayabilmesi için ortamda belli oranda nemin bulunması gerekir o nedenle bağıl nem sıfır olamaz.