Marinalar-Ali Erkan Bezirgan
admin
A | a
Marinalar-Ali Erkan Bezirgan  

Marinalar-Ali Erkan Bezirgan


Doğuş Marinalar Grubu Yönetim Kurulu Üyesi ve Marinalar Koordinatörü Ali Erkan Bezirgan, 35 yıldır marinacılık sektöründe çalışıyor.

Fırtınada marinanın sorumluluğu (Şubat’14)
Fırtına durumunda marinadaki tekne hasar görürse marina yönetiminin sorumluluğu nedir?
Necat Kaya

 
Marina tesisinin önemli rüzgâr ve fırtına olaylarının görüldüğü bir lokasyonda bulunmaması en önemli faktörlerden biridir. Marinada, denizde veya karada bulunan teknenin özellikle kış ve çevre şartları mutlaka değerlendirilmelidir. Tekne kaptanları veya personeli öncelikle kuvvetli rüzgârlara karşı teknelerinde gerekli önlemleri almalıdır.Tekne üzerinde rüzgârdan etkilenerek hareket edecek malzemelerin bulunması hem kendi teknelerine hem de yanında bulunan diğer teknelere zarar verebilir. Bu yüzden yelkenli teknelerde, yelkenler kışlama öncesi sökülmeli, depolanmalı veya etkilenmeyecek şekilde kontrol altına alınmalıdır. Marina veya çekek yerleri çalışanlarının aldığı önlemlerle birlikte tekne personeli de kendi önlemini alarak yardımcı olmalıdır.Rüzgârların şiddetlendiği zamanlarda tekne personeli tarafından gerekli önlemleri alınması ve marina ile çekek yerlerinde çalışanlarının birincil hedefi saha kontrollerinde yatların durumları aksatılmadan kontrol alında tutulmalıdır. Özellikle karada bulunan teknelerin denizcilikte her zaman etkili olan çevre şartları değerlendirilerek kötü senaryolara karşı marinaların da önlem almaları gerekir. Eğer mümkünse marina tarafından dayanımı daha fazla olan metal payandalar kullanılarak teknenin desteklenmesi bu payandaların da zincir kullanılarak birbirine bağlanması dayanıklılığı artıracaktır.
Marinaların deniz ve çekek alanında bulunan teknelerin farklı yapıları, değişik yükseklikleri ve yaygın bir alanda bulunmaları dolayısıyla fırtınalardan koruyabilmelerinin olanaksızlığından dolayı ancak rüzgârdan etkilenerek hareket edebilecek büyük malzemelere karşı muhtemel önlemi aldırırlar veya alırlar. Fırtınadan dolayı marina işletmesine ait kopan veya uçan bir parçanın tekneye, otoparktaki araçlarına ve mallarına zarar vermesi veya marina personelinin denizde bağlama kusuru tespit edilmesi halinde marinaya kusurundan dolayı rücu talebi olabilir. Fırtınadan dolayı hasar meydana gelmesi sonrası marinaya kusurundan dolayı rücu şiddete göre değişiklik gösterir. Rüzgâr 12 boforu geçer ise hukuken sorumluluk yüklenilmediği ve doğal afet sayıldığı genel uygulamadır. 12 bofor altında hasar meydana gelir ise marinanın kusuruna göre talep olabilir.Marinalar kendi hataları dışında fırtına hasarlarından dolayı mesuliyet kabul etmediklerini kontratlarında belirtir. Ancak fırtına ya da benzer hata ve hasarların tekrar etmemesini sağlamak için marina yöneticileri de dikkatsizlik ve özen eksikliği ile yönetim kontrolü eksikliğinden kaynaklanan ve yat sahibinin maddi, manevi zarar görmemesi için marina yönetimi her zaman sorumluluk taşıdığını bilmelidir.

 

Merhaba, bir bölgenin marina yapımına uygun olması için gerekli doğal şartlar neler? Her istenilen yere marina kurulabilir mi? Tuna Çaylıgil

Kıyı yapılarından olan marinalar kıyı tesisleri yatırımları için yürürlükteki tüm ilgili kanun ve yönetmelikler çerçevesinde; valiliklerden başlayan ilgili belediye, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilgisine göre diğer ilgili kuruluşlardan oluşan bir bürokrasi zinciri içerisinde, yatırımcı hemen hemen ülkemizde mevcut birçok kamu kurumlarından izin ve onay almak zorundadır.

Temiz denizlere sahip olmak ve denizleri temiz tutmak marinaların varlık nedenlerinden biridir; bununla birlikte hangi bölgede veya konumda olursa olsun, denizlerin kirlenmesini önleyemeyen marina tesislerinin geleceğinden bahsetmek mümkün değildir. Marina yeri planlaması, marina projeleri için oldukça önemli bir konudur. Bunun için;

* Hakim dalgalara açık olmaması,

* Marina alanı planlanan yerin içine yönelik yoğun kanalizasyon ve su akıntıları ile çamur birikintisi bulunmaması,

* Yakın yerleşim merkezi ile karayolu bağlantısı olması,

 *Elektrik, tatlı su ve haberleşme imkanlarının bulunması,

* Denizdeki alanı kadar kara alanı temin edebilmesi,

* Marina su alanı içinde ve marina yaklaşmasında, batık, sığlık, topuk vb. engellerin bulunmaması hususları dikkate alınmalıdır.

* Faaliyetlerinin özelliği gereği kıyıdan başka bir yerde yapılmaları mümkün olmayan marina yatırımlarının planlanması aşamasında bölgede marina ihtiyacı belirlendikten sonra;

* En önemli hususlardan biri olarak proje için en uygun yerin tespiti,

* Kapasitesinin belirlenmesi,

* Doğa koruma ve kullanma dengesinin belirlenmesi,

* Optimum ekonomi, güvenli bağlama ve estetik dikkat edilmesi gereken en önemli faktörlerdir.

* Amaç tüm koşulların ele alınıp, olumlu-olumsuz etkenlerin karşılaştırılıp en ideal çözümün uygulanabilmesini sağlamaktır. Bunun için;

* Ekolojik dengeyi korumanın,

* Sakin ve güvenli bir deniz alanı yaratmanın,

* Marina tesisinin deniz ve arazi koşullarıyla uyumlu olmasının,

* Tekne sahiplerine bağlama süreleri boyunca konforlu bir ortam sunabilmenin,

* Marina içi denizin temizlik kalmasını sağlamanın,

* Bulunduğu çevreye ve doğaya saygılı bir tesis yaratmanın,

* Marinalar pahalı yatırımlar olduğundan planlama aşamasında teknik ve ekonomik fizibiliteye esas teşkil edecek araştırmaların önemi çok büyüktür.

Deniz yapıları ile birlikte karada ve dolgu alanlar üzerinde yerleşik faaliyet ünitelerinin neleri kapsayacağı, marina sahasına nasıl yerleşeceği, hangi büyüklükte, hangi kapasitede kaç kişiye hizmet vereceği, hizmet çeşitliliği gibi hususlarda biraz da yatırımcının finansal kapasitesi ile ilişkilidir.

Marinalar; deniz araçlarına navigasyon, manevra, yanaşma, bağlanma, barınma, karaya çekilme hizmetleri sunan ve bu hizmetleri ilgili mevzuat hükümleri uyarınca yeterli emniyet düzeyini sağlayacak şekilde fiziki özelliklere göre tasarlanmış altyapıya sahip ve tesisten beklenen turizm hizmetinin en iyi biçimde verilmesini sağlayacak nitelikleri taşıyan, gerekli donanım, tesisat ve üst yapı ile yeterli kara, deniz alanı ve kara ulaşım bağlantılarına sahip alanlarda kurulur.

Marinanın varlığı bölgenin ekonomi piyasasına, turizm piyasasına, tekne bakım-onarım faaliyetlerine, yat imalat sektörüne, yan sanayi piyasasına doğrudan uyarıcı etkisi söz konusudur. Bunun yaratmış olduğu istihdam da göz ardı edilemez.

Deniz turizmi sektöründe hizmet arzının ilk kapısı olması ve temel işlevleri nedeniyle marina işletmeciliği, ulusal deniz turizminin geleceği için de büyük önem taşımaktadır.

Sonuç olarak ideal bir marina nasıl yapılmalıdır?

* Genel bir şema yaparak marinanın yeri belirlenmeli.

* Gelecek hesaplarının analizi iyi yapılmalı.

* Ciddi bir şekilde araştırmacı olarak çok iyi inceleme yapılmalı.

* Marina yeri için uygun alan bulunmalı.

* Bir şehir mimarisi gibi düşünerek düzenleme yapılmalı.

* Marina sadece tekne bağlama yeri olarak düşünülmemeli.

* Marinanın geleceğinin korunması için önlem alınmalıdır.

 

Tekne almaya hazırlanıyorum ve sonrasında bağlayacağım bir marina seçmem gerekiyor.
Ancak bu seçimi yaparken önceliğim ne olmalı onu kestiremiyorum. Teknemi bağlayacağım marinayı seçerken nelere bakmalıyım? İbrahim Şirin

Çağımızdaki ekonomik ve sosyal gelişmeler ile birlikte artan tatil süreleri, yükselen refah seviyeleri, yatçılığa olan ilginin çoğalmasına neden oldu. Genel olarak yat sahipleri marinayı seçerken kendi yerleşim yerlerine yakın olmasını veya havalimanından sonra en fazla bir-iki saatlik yolculuk mesafesini tercih ediyor. Bu nedenle ülkemizde yapılan yeni marinalar şehir veya kasabalardan uzak sahil şeritlerinde değil, çoğunlukla yerleşim merkezlerinin içinde veya yakınında bulunuyor.

Marinalarda yabancı ülkelerden ve ülkemizin değişik yörelerin sosyo-ekonomik ve sosyo-psikolojik çevrelerinden gelen yat sahiplerinin çok farklı hizmet beklentileri ve arzu duyduğu yaşam tarzını devam ettirme istekleri bulunuyor. Bu doğrultuda tekne sahiplerinin tercihlerini iki grup halinde değerlendirebiliriz.

Eğer yat sahibi, teknesinin içinde uzun süreli yaşamayı planlıyorsa doğal olarak gelecek konukları ve mürettebat ile huzur ve güven içinde bağlama yapacakları, kaliteli hizmet ve servis imkanları bulunan marinalara yönelmektedir. Zira her türlü tekne bakım-onarım imkanı, alışveriş mağazaları, yiyecek-içecek üniteleri ve tüm sosyal yaşam etkinliklerin yer aldığı tesislerde kendilerini daha mutlu hissediyorlar.

Diğer grup ise bağlama yaptığı marinada daha az vakit geçirmeyi tercih etmektedir. Tekne sahibi bağlanacağı marinanın yatıyla gezeceği bölgelere günlük seyir mesafesinde olmasına veya yatının günlük yol alacağı rotalar üzerinde demir atacağı koyların bulunmasına özen gösterir.

Ülkemizdeki marinalar çeşitli özel sektör ile belediyeler tarafından işletilir. Bu nedenle marinaların sunduğu hizmet ve imkanlar, personel ve fiyat politikaları, işletme anlayışları gibi birçok konuda farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Tekne sahiplerinin bazı marinaları genel olarak tercih etme sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:

* Marina fiyatlarının cazip olması,

* Güvenli bir marina işletmesi olması,

* Marina personelinin yardımsever, güler yüzlü ve işinin ehli olması,

* Marina tesisindeki iyi hizmet,

* Bölge ikliminin seyir için uygunluğu,

* Marina çevresinde doğal güzellikler ve koyların bulunması.

* Tercih etmeme sebeplerini de

* Bağlama ve kışlama maliyetinin yüksek olması,

* Marina tesisinde altyapı eksikliği,

* Havaalanına uzak olması,

* Bölge ikliminin uygun olmaması,

* Marinada ve çevresinde temel ihtiyaçları karşılayacak tesislerin bulunmaması olarak sıralayabiliriz.
Ancak tekne sahibi marina işletmesinden bir mal veya servis değil, aldığı belirli hizmetlerin memnuniyeti için ücret öder. Bundan dolayı yatçı sürekli olarak en iyi hizmeti alabileceği marina arayışı içindedir. Her ne kadar tercihte yatçı tarafından marina fiyatları ilk ölçüt olmasa da verilen hizmetin kalitesi ve imkanlar da aynı derecede önem taşımaktadır.

 

Marina içinde palamar botu teknenin bağlanmasına yardımcı olurken botun meydana getirebileceği zarardan kim sorumludur? Palamar hatalı olsa bile tekne sahibi mi sorumlu olur? Cengiz Önder

Deniz Turizmi Yönetmeliği’nin ilgili maddeleri ile marina işletmesi yönetimine ve tekne donatanlarına bazı yükümlülükler getirmiştir. Bu neden ile kusurlu olan taraf, doğan zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Konuya ilişkin genel hususlar şöyle sıralanıyor:

 

Marina işletmesi yönetiminin sorumlulukları

Marina tesisinden yararlanacak olan teknelerin emniyetli giriş-çıkışlarını sağlayan ve kılavuzluk hizmeti verebilen palamar botlarının geçerli ve yeterli deniz ehliyetine haiz personel tarafından kullanılmasını sağlamak zorundadır.

Deniz Turizmi Yönetmeliği’nin kapsamında belgelendirilen deniz turizmi tesisi işletmesi (marina), işletme faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında turizm amaçlı deniz araçlarında ve bunların sahip, mürettebat ve yerli veya yabancı yolcularında meydana gelebilecek hasar ve zararlardan sorumlu olduklarına ilişkin olarak üçüncü şahıs mali mesuliyet veya marina sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.

Bakanlıktan belgeli marina işletmeleri, taahhüt ettikleri hizmetleri aynen gerçekleştirmedikleri durumda, müşterilerine sunacakları hizmetler ve faaliyetler nedeniyle yapacakları işlemlerinden doğacak zararları tazmin etmeye karşılık olmak üzere, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından belirlenen miktar ve kurallara uygun teminat vermek ve sigorta güvenliğini sağlamak zorundadır.

Bakanlık belgeli marina işletmelerinin kusurları neticesinde meydana gelecek sigorta kapsamı dışındaki zararlar da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın emrindeki teminattan ödenir ve durum ilgili işletmeye bildirilir.

 

Tekne donatanının sorumlulukları

Marinaya giriş-çıkış yapan teknelerin de tam donanımlı ve kendi olanakları ile seyredebilecek durumda olması, tekne kaptanında da yeterli deniz ehliyetinin bulunmasından tekne donatanı sorumludur.

Donatan, malik, kaptan, amatör kullanım amacıyla deniz turizmi aracını kiralayan kişiler ile mürettebat ve turizm amaçlı deniz araçlarında bulunan kişilerin liman tesislerinde veya limandaki diğer deniz araçlarında meydana getirebilecekleri hasar ve zararların tazmini bizzat tekne donatanı sorumludur.

Teknenin marina tesisinde bulunduğu/bulunacağı sürede geçerli ve yeterli teminatlara sahip (full kasko ve 3. şahıs mali mesuliyet) sigortasının bulunması bizzat tekne donatanının sorumluluğundadır.

 

Yedeklenerek marinaya gelen ve yedeklenerek karaya alınan bir teknede çekek sahasında marinanın hangi yükümlülükleri vardır? Selahattin Kurt (Eylül'19)

Teknelere güvenli bağlama, karaya çekme, bakım-onarım hizmetleri ile tesise gelen tüm konuklara yeme, içme, dinlenme, eğlence, konaklama gibi hizmetleri sunan ve bu nitelikleri taşıyan Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli marinalar bildiğiniz gibi bir ticari işletmedir. Marina veya çekek işletmelerinin hizmetlerinden yararlanacak teknelerin; denize elverişlilik belgelerinin bulunması, tam donanımlı ve kendi olanakları ile seyredebilecek durumda olması, tekne sahipleri ve mürettebatının Marina İşletme Yönetmeliği ve İş Kanunu ile iş emniyeti kurallarına uygun davranması, teknenin yeterli teminatlara sahip (full kasko ve 3. Şahıs Mali Mesuliyet) sigortasının bulunması gereklidir.

Tekne, deniz kazası ve çeşitli nedenlerle su almış ya da batma tehlikesinde olabilir. Batmasını engellemek üzere acil durum ve hayati tehlike arz etmesi sebebiyle yedeklenerek marinaya getirilen teknedeki tehlikenin bertaraf edilmesine kadar marina tesisi kendi teknik olanakları ile yardımcı olur ve çekme-atma işlemi ile verilen diğer hizmet bedelleri tahsil edilir.

Force Major durumunda da marinadan bedelsiz hizmet alınması bir hak değil denizcilik kültürü ve etiği açısından marina yönetiminin göstereceği iyi niyete bağlı takdir hakkının kullanılmasıdır.

Teknenin çekme-atma işleminin dengeli ve güvenli olarak muhafazası için gerekli her türlü önlem ve operasyon organizasyonu marina veya çekek işletmesi tarafından yapılır.

Ancak marina veya çekek işletmesinin kusuru dışında, önceden öngörülemeyen bazı nedenlerle (teknenin ağırlık dağılımının uygun olmaması, teknenin konstrüktif ve donanım yapısının getirdiği kısıtlamalar, vb..) mani bir hal oluşması halinde, teknenin suya indirilmesini takiben su aldığının belirlenmesi, karinada tamiri gerektiren durum tespiti vb. hallerde, mani halin giderilmesi için yapılacak her türlü bekleme ve işlemlerin ayrıca ücretlendirilmesi marina yönetiminin takdirindedir.


 

Teknem bir marinada bağlıyken hırsızlık olursa, bundan marina yönetimi mi sorumlu oluyor? Nasıl bir yol izleniyor? Teşekkürler (Ekim'19)
Muratcan Kemal 

Merhaba, bu konunun uygulama kapsamı marina işletmelerinin niteliklerine göre farklılık gösterebiliyor. Marina işletmeleri öncelikli olarak ‘bağlama ve hizmet sözleşmesi’ uyarınca teknelere deniz veya kara alanları içinde teknesinin ölçülerine uygun bağlayabileceği herhangi bir yeri ayırmakla yükümlüdür. Zira marina işletme yönetmeliği uyarınca marina veya çekek yerinden yararlanacak olan tekneler için marina tesislerinin de bulunduğu sürede geçerli ve yeterli teminatlara sahip (full kasko ve üçüncü şahıs mali mesuliyet) sigortasının bulunması şartı yer almaktadır.

Tekne mürettebatının ve tekne konuklarının diğer teknelere ve üçüncü şahıslara vereceği her türlü zararın tazmininden, tekne üzeri ve etrafında muhafaza edilecek her türlü ekipman ve malzemenin, her türlü hava ve deniz koşuluna karşı muhafaza edilmesinden tekne sahibi sorumludur. Ayrıca kendi teknesinde bulunan eşyaların kaybından, çalınmasından, hasara uğramasından ve mürettebatı, misafir ve müşterilerinin uğrayacağı her türlü zarar-ziyan ve kazalarda da sorumluluk tekne sahibine aittir.

Kültür ve Turizm Bakanlığından “Turizm İşletmesi Belgesi”  bulunan marina tesislerinden yararlanacak olan tekneler, sahipleri, mürettebatı, tekne müşterisi ile uyacakları yönetim ilkelerini ve kurallarını düzenlemek amacı ile halen uygulamada olan Deniz Turizmi Yönetmeliği’nin 17’nci maddesinde belirtilen esaslar dahilinde hazırlanan ve bakanlıkça onaylanan Marina İşletme Yönetmeliği ve Marina İşletme İç Talimatı’nda bu hususlar yer alır.

Ancak hırsızlık olayında marina işletmesinin ihmali veya güvenlik zafiyetinden kaynaklı bir durum var ise taraflar anlaşma sağlayamadıkları takdirde tekne sahibi her zaman yasal yollara başvurarak mağduriyetinin telafi edilmesini talep edebilir.

 

Her marinada Mavi Bayrak bulunmak zorunda mı? Bir de Mavi Bayrak almanın ölçütleri nedir? Bir kere aldıktan sonra devam ettirmek için de farklı ölçütler mi bulunuyor? Teşekkürler.
Yaşar Gürsoy (eylül'18)

Plajlar, marinalar ve tekneler için Mavi Bayrak programının koordinasyonu, merkezi Kopenhag’da olan Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı (FEEE) tarafından yürütülüyor. Mavi Bayrak programı ülkemizde Turizm Bakanlığı’nın öncülüğünde başlatıldı ve 1993 yılından bu yana Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) tarafından yürütülüyor. Günümüzde Mavi Bayrak sürekli sayısı artan katılımcı ülkeler ile gerçek anlamda küresel bir programa dönüşmüş durumda. Mavi Bayrak programı, tatlı su ve deniz alanlarında sürdürülebilir kalkınmayı destekliyor. Program kıyı ile deniz işletmelerini; yüzme suyu kalitesi, çevre yönetimi, çevre eğitimi ve can güvenliği konularında yüksek standartlara ulaşmaları için zorluyor. Yıllar geçtikçe Mavi Bayrak, yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde turizm ve çevre sektörlerini bir araya getiren çok saygın ve tanınmış bir eko-etiket haline geldi.

Mavi Bayrak, zorunlu olmayan uluslararası bir çevre ödülüdür. Bu ödül, deniz suyunun temizliğini, çevre yönetimine önem verildiğini ve çevre bilincinin oluşturulmasına yönelik etkinliklerin yapıldığını gösterir.

Marinalar için deniz suyu analizi istenmezken sadece deniz suyunun fiziksel görüntüsü değerlendirilir. Söz konusu numune alma ve analiz işlemleri Sağlık Bakanlığı tarafından yapılır. Uluslararası turizm pazarında marinayı kullananların ihtiyaçlarına cevap verecek donanım ve güvenli bir standart içerir. Mavi Bayrak ödülü ölçütlerini şöyle sıralayabiliriz:

* Marinayı kullananlara, yakın çevre eko-sistemleri ile hassas ve doğal alanlar hakkında bilgi verilmelidir.

* Marina ve çevresinde uyulacak çevre davranış kuralları marinada sergilenmelidir.

* Mavi Bayrak programı ve Mavi Bayrak ölçütleri hakkında bilgi marinada sergilenmelidir.

* Marina kullanıcıları, marina personeli ve ziyaretçilerine yönelik olarak bir sene boyunca en az üç çevre bilinçlendirme etkinliği planlamalı ve bunları gerçekleştirmelidir.

* Marina yönetimince, yat sahiplerine yatlarda Mavi Bayrak uygulaması konusunda bilgi verilerek teşvik edilmelidir.

* Marinada çevresel denetimleri yapmak ve bir çevre yönetim sistemini kurmak amacıyla Marina Yönetim Komitesi oluşturulmalıdır.

* Marinada çevre politikası ve planı olmalıdır. Bu plan su, atıklar ve enerji tüketimi; sağlık ve emniyet sorunları ve çevre dostu ürünlerin kullanımı konularında referans oluşturmalıdır.

* Hassas alanlarda ilgili yönetim ölçütlerine uyulmalıdır.

* Tehlikeli atıklar için (boya, solvent, bottan kazınan boyalar, anti-fouling gibi) yeteri miktarda, iyi tanımlanmış ve ayrı ayrı toplama imkanları bulunmalıdır. Toplanan atıklar lisanslı bir toplama merkezine götürülmelidir.

* Yeteri miktarda ve iyi kontrol edilen çöp kutuları ve/veya çöp konteynırları olmalı, lisanslı bir taşıyıcı araçla toplanmalı ve lisanslı bir alana bırakılmalıdır.

* Marinada kağıt, plastik, metaller gibi geri dönüşebilen atıklar için ayrı ayrı toplama imkanı olmalıdır.

* Marinada tuvalet suyu çekme ile sintine suyu çekme (pompalama) olanakları bulunmalıdır.

* Marinada tüm binalar imar planına uygun ve bakımlı, doğal ve yapay çevre ile bir bütünlük içinde olmalıdır.

* Yönlendirme levhaları ile işaret edilmiş, yeterli miktarda ve temiz sağlık olanakları, duş ve içme suyu bulunmalı, atık sular lisanslı bir arıtma tesisine ulaştırılmalıdır.

* Eğer marina yat bakım, onarım ve yıkama olanaklarına sahipse bu alanlardan kaynaklanacak kirletici faktörler; kanalizasyon sistemine ve marina alanına girmemeli ve doğal çevreyi etkilememelidir.

* Sürdürülebilir ulaşım araçlarının kullanımı teşvik edilmelidir.

* Özel olarak düzenlenmiş alanların dışında araç kullanımı ve park yapılmasına izin verilmemelidir.

* Yeterli sayıda, yerleri yönlendirme levhaları ile açıkça belirlenmiş ve ulusal otoritelerce standardı kabul edilmiş cankurtaran, ilk yardım ve yangın söndürme ekipmanı bulunmalıdır.

* Deniz kirlenmesi, yangın ve diğer kazalar için acil durum planı ve emniyet tedbirleri hazırlanarak marinada bir panoda sergilenmelidir.

* Marinada bulunan güvenlik önlemleri konusunda panolar aracılığıyla bilgi verilmelidir.

* Yat bağlama noktalarında ulusal standartlara uygun elektrik ve su servis noktaları bulunmalıdır.

* Engelliler için olanaklar olmalıdır.

* Marinadaki olanaklar ve yerlerini gösteren bir harita, panoda sergilenmelidir.

* Marinanın kara kısmı ve deniz suyu fiziksel olarak temiz olmalıdır (yağ lekeleri, kanalizasyon atığı, çöp veya diğer kirlenme belirtileri olmamalıdır).

 

Merhaba, geçenlerde ismini vermek istemediğim bir marinada bir teknenin iskeleye sadece elektrik bağlantısıyla bağlandığını gördüm. Bu uygulanan bir yöntem midir? Ben tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Bu gibi durumların cezai yaptırımı var mıdır? İsmail Uzunkaya (mayıs'18)

Marinada bir teknenin iskeleye sadece elektrik bağlantısıyla bağlama yapması hayati tehlike arz eder ve aynı zamanda marina tesisinde bulunan diğer tekneler içinde çok büyük bir risk oluşturur. Ne yazık ki temelinde denizciliğin geleneklerini bilmeyen bilgisiz ve korkusuz bazı denizcilerimizin ‘Bir şey olmaz’ ilkesiyle hareket etmelerinden ve denizcilik kurallarını uygulamamalarından dolayı her zaman sorunlar çıkabilmektedir.

Ülkemizde marinaların çoğunluğu belediyeler, bir kısmı ise özel sektör tarafından işletilmektedir. Bu nedenle işletmelerin sundukları hizmet ve imkanlar ile işletme politikaları, anlayışları gibi birçok konuda farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan belgeli marinalarda deniz araçlarının marina tesislerinden yararlanmalarına izin verme yetkisi, gerekli kontrollerin yapılması ve verilen hizmetlerin şekli o marina müdürünün takdir ve yetkisine bırakılmıştır. Bu nedenle çoğu belgesiz işletmelerde ne yazık ki can ve mal emniyetine gerekli önem verilmemektedir.

Marinalar kendi hataları dışında teknelerde meydana gelecek hasarlarından dolayı mesuliyet kabul etmediklerini kontratlarında belirtmektedirler. Teknede gerekli can ve mal güvenliği tedbirlerini alarak dikkat ve sorumluluk ile hareket etmek kaptanın asli görevidir.

Her ne kadar hata yapan sigorta kapsamında da olsa tekne kaptanından kaynaklanan benzer hata ve hasarların tekrar olmaması için marina personelinin de gerekli dikkati, özeni gösterip emniyetli bağlama kontrollerini yaparak görevlerini ihmal etmemesi gerekir. Yatçılarına her konuda eksiksiz hizmet vermeyi amaç edinmenin yanında tüm etkenlere karşı önlemlerini alma da önemli bir hizmet kalitesidir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan belgeli marinalarda sigorta zorunluluğu olduğu için meydana gelecek olaylarda hasara neden olan taraf bunun bedelini sigortası kanalı ile ödemesi yapılmaktadır.

 

Marinadaki yerin devri mümkün müdür? Ben elimdeki yeri bir tanıdığıma devredebilir miyim? Prosedürleri nedir? Deniz Oğuz (ağustos'17)

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilmiş Deniz Turizmi Tesisleri Turizm İşletmesi Belgesi bulunan marina tesisleri uzun ve kısa süreli konaklama yapmak üzere gelen yatçı, konuk ve mürettebatın marina kompleksinde her türlü hizmeti alabilmelerini sağlamak üzere öz sermayesi ile realize edilmiş bir anonim şirketi tarafından işletilmektedir.

Ülkemizdeki Turizm İşletmesi Belgesi bulunan deniz turizmi tesisleri marinalar; 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu hükümleri gereğince marina tesislerinden yararlanacak olan deniz turizmi araçları, sahipleri, mürettebatı, tekne müşterisi ile ticari ünitelerin işletmecileri, personeli ve ticari ünitelerden yararlanacakların uyacakları yönetim ilkelerini ve kuralları Deniz Turizmi Yönetmeliği ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan İşletme İç Talimatı doğrultusunda hizmet ve belirlenen kurallar ile faaliyetlerini sürdürürler.

Marina işletmesinin bakanlık onaylı İşletme İç Talimatı doğrultusunda genel uygulama; bağlama veya çekek sözleşmesi bulunan tekneler, ilgili marina işletmesi tarafından kendilerine tahsis edilmiş ölçülerine uygun yerlere yanaştırılıp bağlanabilirler.

Tekne sahibi, kendisine geçici verilen bağlama yerini başkasına tahsis edemez, devir edemez veya kiralayamaz.

Tekne satıldığı veya devredildiği takdirde, yazılı olarak marina işletmesine hemen bildirilir.

Bu durumda bağlama yeri ve/veya çekek sözleşmesi, tekne ile birlikte devredilemez ve sözleşme fesh edilmiş olur. Bu genel uygulamalara rağmen deniz araçlarının marina tesislerinden yararlanmalarına izin verme, bağlama yeri ve/veya çekek sözleşmesini yenileme yetkisi tamamen marina müdürünün takdir ve yetkisine bırakılmıştır.

 

Denizlerde geçiş üstünlüğü ile ilgili kurallar var. Marina içerisinde geçerli olan geçiş üstünlüğü ile ilgili kurallar var mı? Özkan Güvenç (aralık'17)

Marina içinde de en önemli hususlardan biri de; doğal olarak çatışmayı önleme kuralları ile yol verme kuralları gereği teknelerden hangisinin yol önceliği olduğunu, hangisinin diğerine yol vermesi gerektiğini kaptanın bilmesi ve buna göre davranmasıdır.

Marinalarda teknelerin manevra alanları genellikle kısıtlı olduğu için daha dikkatli olarak çevresindeki teknelerin davranışları, aralarındaki mesafe, hızları ve manevra kabiliyetlerini izlemeleri gerekmektedir.

Seyir güvenliği için marinaların içinde genel olarak hız sınırı deniz araçları için 3 deniz mili uygulanması doğrultusundadır. Tekne kullanan denizcilerimizin bildiği gibi farklı kategorilerdeki tekneler arasındaki öncelik şu sıralama ile kabul edilir:

* Kumanda altında olmayan tekne

* Manevra kabiliyeti kısıtlı tekne

* Yelken ile yürütülen tekne

* Makina (motor, kuvvet) ile yürütülen tekne.


 

Marinadaki yerin devri mümkün müdür? Ben elimdeki yeri bir tanıdığıma devredebilir miyim? Prosedürleri nedir? Deniz Oğuz (ağustos'17)

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilmiş Deniz Turizmi Tesisleri Turizm İşletmesi Belgesi bulunan marina tesisleri uzun ve kısa süreli konaklama yapmak üzere gelen yatçı, konuk ve mürettebatın marina kompleksinde her türlü hizmeti alabilmelerini sağlamak üzere öz sermayesi ile realize edilmiş bir anonim şirketi tarafından işletilmektedir.

Ülkemizdeki Turizm İşletmesi Belgesi bulunan deniz turizmi tesisleri marinalar; 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu hükümleri gereğince marina tesislerinden yararlanacak olan deniz turizmi araçları, sahipleri, mürettebatı, tekne müşterisi ile ticari ünitelerin işletmecileri, personeli ve ticari ünitelerden yararlanacakların uyacakları yönetim ilkelerini ve kuralları Deniz Turizmi Yönetmeliği ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan İşletme İç Talimatı doğrultusunda hizmet ve belirlenen kurallar ile faaliyetlerini sürdürürler.

Marina işletmesinin bakanlık onaylı İşletme İç Talimatı doğrultusunda genel uygulama; bağlama veya çekek sözleşmesi bulunan tekneler, ilgili marina işletmesi tarafından kendilerine tahsis edilmiş ölçülerine uygun yerlere yanaştırılıp bağlanabilirler.

Tekne sahibi, kendisine geçici verilen bağlama yerini başkasına tahsis edemez, devir edemez veya kiralayamaz.

Tekne satıldığı veya devredildiği takdirde, yazılı olarak marina işletmesine hemen bildirilir.

Bu durumda bağlama yeri ve/veya çekek sözleşmesi, tekne ile birlikte devredilemez ve sözleşme fesh edilmiş olur. Bu genel uygulamalara rağmen deniz araçlarının marina tesislerinden yararlanmalarına izin verme, bağlama yeri ve/veya çekek sözleşmesini yenileme yetkisi tamamen marina müdürünün takdir ve yetkisine bırakılmıştır.

 

Marinalarda kirlilik yaratan tekneyi nasıl tespit ediyorsunuz? Tespit ettiğinizde bunun yaptırımı nedir?  Cengiz Dikici (temmuz'17)

Temiz denize sahip olma ve denizlerini temiz tutma marinaların varlık nedenlerinden olup hangi bölge veya konumda olursa olsun denizlerinin kirlenmesini önleyemeyen marinanın geleceğinden bahsetmek mümkün olamamaktadır. Marina sınırları içinde tekne sahibi ve çalışanlarının işletme sınırları içinde çevreye yönelik olarak genel uygulamalar çerçevesinde;

Sintine ve pis su tankı boşaltılması, çöp ve diğer atık maddelerin marina işletmesi yönetimi tarafından tahsis edilmiş yerlerin dışında bırakılmasına,

Pis su deposu bulunmayan yatların; WC, banyoları kullanma ve bulaşık, çamaşır yıkama işlemlerini marina işletmesinin kullandığı deniz sınırları içinde kullanmalarına,

Yatlarını deterjanla yıkamalarına izin verilmez.

Zira tekne sahibi ve çalışanlarının marina işletme yönetimi tarafından tahsis edilen WC, duş grupları ile çamaşır, bulaşık yıkama yerlerini kullanmalarını talep eder.

Aksi tespit edildiğinde marina işletmesi yönetimi tarafından deniz, rıhtım, iskele vb. kirletilen yerlerin temizleme gideri, tekne sahibinden tahsil edilir.

Ancak çevre kirliliğine neden olan akaryakıt, sintine ve pis su tankı boşaltılması ile diğer atık maddelerin hangi tekneden kaynaklandığının tespiti halinde marina işletmesi yönetimi tarafından çevre kirliliğine ilişkin tutanak tutularak bağlı olduğu Liman Başkanlığı’na veya Sahil Güvenlik Komutanlığı’na ya da Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na iletilerek cezai işlemin yapılmasını talep eder.

Çevre kirliliğine yol açanlara 2872 Sayılı Çevre Kanunu’nda verilecek idari para cezalarının tahakkuk ve tahsilatının hangi makam tarafından, nasıl uygulanacağı belirtilmiştir.

Marinalarımızda en büyük sorun ise; Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın mevzuatlarında yatlarla gemiler bir tutularak ortak kural ve koşulların uygulanmasıdır.

Oysa tonajları, dolaştıkları alanlar, personel özellikleri gibi pek çok faktöre göre çok farklıdırlar. Her ne kadar ilgili bakanlıklar gemi ve yat mevzuatlarının ayrılması konusunda çalışmalara başlamış olsa da ne yazık ki henüz tüm yönetmelikler gözden geçirilip yatçılığın ve yatların özelliklerine göre düzenlenmiş koşulları belirten özel bölümler veya tebliğler çıkarılmamıştır.

Bu neden ile halen yatlara Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği uygulanmaktadır. Uygulamada olan bu yönetmelikte; “Türkiye’nin deniz yetki alanlarında bulunan gemilerin ürettiği atıklar ile yük artıklarının denize verilmesinin önlenmesi ve deniz ortamının korunması maksadıyla, yükümlüleri tarafından atık kabul tesislerinin kurulması ve işletilmesi ile atık alma gemilerine ilişkin usul ve esasları” belirlemektir.

Ayrıca “Deniz kirliliğini önlemek amacıyla gemilerden kaynaklanan atıkları çevreye zarar verecek şekilde doğrudan ve/veya dolaylı olarak deniz ortamına bırakmak yasaktır.” “Gemilerden kaynaklanan atıkların atık kabul tesislerine ve atık alma gemilerine verilmesi, alınması, geçici depolanması ve bertarafı safhalarında sorumlu gerçek ve tüzel kişiler, çevre ve insan sağlığına zarar vermeyecek tedbirleri almak zorundadır” hükümleri bulunmaktadır.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın yürüttüğü;

“Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanunun Uygulama Yönetmeliği” uyarınca marina işletmecileri öncelikle “Kıyı Tesisi Acil Müdahale Planı” hazırlayarak ilgili kuruma sunmakla yükümlüdürler.

Zira bu yönetmelikte kıyı tesislerinin yükümlülükleri ile marinalarda bulunan akaryakıt istasyonlarındaki özel muafiyet de belirtilmiştir.

“Kıyı tesislerinin yükümlülükleri”

MADDE 34-Bu yönetmelik kapsamındaki kıyı tesisleri, bu bölümde belirtildiği biçimde, bir olayın meydana gelmesini önleyecek tüm tedbirleri almakla yükümlü olup faaliyetleri sırasında meydana gelen olaylarda kirlenme zararlarını önlemek ya da azaltabilmek amacıyla yeterli kapasiteye sahip olmak zorundadırlar.

 

“Yakıt ikmal istasyonlarına ilişkin muafiyet”

MADDE 37-(1) Yakıt ikmal istasyonlarında, ikmalin yalnızca küçük teknelere, palamar yeri veya iskele üzerine yerleştirilmiş pompa benzeri bir aparat ile yakıt pompalamaktan ibaret olduğu durumlarda, müdahale için gereken asgari ekipman koşulu, ikmal işlemleri sırasında oluşabilecek küçük sızıntıları kontrol altına almaya yetecek miktarda bariyer ya da kumaş biçiminde emici malzemenin mevcudiyetiyle sınırlı tutulabilir. Bu malzemenin miktar ve niteliği, aparatın yerleştirildiği yerin özelliğine göre belirlenir.

 

Diğer bir husus ise;

Gemilerden atık alınması ve atıkların kontrolü çercevesinde yatlardan atık alımı için Mavi Kart sistemi geliştirilmiş, birçok bölgede yatların kontrolüne başlanmıştır.

Kıyılarımızdaki en önemli çevre sorunlarından biri de kıyı yerleşim bölgelerinin çoğunda arıtma tesisinin bulunmaması ya da mevcut arıtma istasyonunun kapasite yetersizliği sebebiyle atıkların denize deşarj edilmesidir. Kıyı odaklı atıkların toplanması ve bertarafı sorunu da devam etmektedir.

Kirliliğe yol açan ağırlıklı olarak karadan denize bırakılan atıklardır. Burada başrolü nüfus yoğunluğu yüksek olan yerleşim yerleri oynamaktadır. Bu önemli turizm merkezlerinde sorun ivedilikle çözülmelidir. Marina ve kıyıda bulunan tatil köylerinin genellikle arıtma tesisi bulunur. Ancak onlar da toplanan atığın bertarafı konusunda sorunlar yaşamaktadır.
 

Balıkçı barınaklarının da yavaş yavaş marinaya dönüşeceğini okudum. Bu mümkün mü ve doğru mu acaba? Barınakların marinaya dönüşmesi tekne sahipleri için avantaj mı olur yoksa dezavantaj mı?
Hakan Ceylan (mayıs'17)

Ulaştırma Bakanlığı Demiryolları, Limanlar, Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü (DLHİ) tarafından 2010 yılında yaptırılan “Turizm Kıyı Yapıları Master Planı Çalışması” sonucunda ülkemizde yapılması planlanan deniz turizmi kıyı yapıları bölgeleriyle Türkiye balıkçılık kıyı yapıları master planı kapsamında 2011 yılında yaptırılan “Balıkçılık Kıyı Yapıları Durum ve İhtiyaç Analizi” ile atıl kapasiteye sahip olan balıkçı barınakları belirlenmişti.

Ayrıca kıyılarımızda Kültür ve Turizm Bakanlığı‘nca hazırlanan “Türkiye Turizm Stratejisi 2023 ve Eylem Planı” başta olmak üzere pek çok kuruluş tarafından balıkçı barınaklarının turizm amaçlı değerlendirilmesi üzerine çalışmalar yapıldı.

Balıkçılık kıyı yapıları, diğer kıyı yapılarıyla benzerlik gösterse de sektörel olarak ayrılmaktadır.

Ülkemizde yat ve kruvaziyer limanları, yat yanaşma yerleri ile yat çekek yerleri turizm sektörü kapsamındayken balıkçılık kıyı yapıları ise tarım sektöründe değerlendirilir. Atıl kapasitesi olduğu belirlenen balıkçılık kıyı yapılarının kuruluş, amaç, işlev ve tarımsal kıyı yapısı olma niteliğini bozmadan; bunların ne kadarlık bir kısmının hangi kapasite ile turizm kıyı yapısı olarak kullanılabileceği hususları ilgili kamu kurumları tarafından gerekli değerlendirmeleri yapılmıştır.

İlk etapta ülkemizin deniz turizminden gerekli payı alması için öncelikli olarak Karadeniz, Marmara, Akdeniz ve Ege’de bulunan balıkçı barınaklarının yat turizmine kazandırılması hedef alındı. Yapılan çalışmalarda ilk etapta Karadeniz’de bulunan balıkçı barınaklarının yat turizmine kazandırılması önerildi. Denizlerimizde bulunan balıkçı barınaklarının birbirine olan uzaklığının Karadeniz’de 12, Marmara’da 17, Ege’de 50, Akdeniz’de ise 88 kilometre olduğu, kıyılarımız boyunca 152 adet barınma ve çekek yeri, 182 adet balıkçı limanı, 28 adet büyük balıkçı limanı bulunduğu belirtilir.

En fazla balıkçı barınağına sahip olan bölgeler Marmara ve Ege, en fazla barınma yerine sahip olanlar ise Ege ve Doğu Karadeniz’dir. Özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerindeki bazı balıkçı barınakları ile barınma yerlerinin yat turizm sektörüne de hizmet verdiği gözlenmektedir. Akdeniz Bölgesi ise iç sular ile birlikte en az sayıda balıkçılık kıyı yapısını barındıran bölgedir. Balıkçı barınaklarından yatların da yararlanabilmesi için bazı temel ve asgari şartların yerine getirilmesi, hizmet kalitesinin yükseltilmesi açısından önemlidir. Bunları; tekneye güvenli bağlama imkanı, güvenliğin sağlanması, su ve elektrik olanağı, tuvalet ve duş olarak sıralayabiliriz.

1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’na dayanılarak çıkarılan Balıkçı Barınakları Yönetmeliği ile su ürünleri yetiştiricilerinin mevcut balıkçılık kıyı yapılarından yararlanmalarının kural ve koşulları belirlenmiştir. Balıkçı barınakları ve balıkçı limanları çeşitli boy ve su kesimindeki balıkçı teknelerine, gemilerine hizmet vermek maksadı ile dalgakıranlarla korunmuş, yöre balıkçılarına yetebilecek büyüklükte basen ve kara alanına sahip, yükleme, boşaltma, bağlama rıhtımları ile içme suyu, elektriği, saha aydınlatması, ağ kurutma sahası, tekne bakım ve onarım tesisi, balıkçı lokali, soğuk hava deposu, buz üretim tesisi ve deniz ürünleri pazarlama ve satış yerleri bulunan kıyı yapılarıdır. Balıkçı barınakları ve limanları Su Ürünleri Kanunu ile Balıkçı Barınakları Yönetmeliği kapsamında 10 yıldan az 25 yıldan fazla olmayacak şekilde kiraya verilebilir. Barınak işletmecisi, buralara özel hazırlanan kira şartnamesinde belirlenen maddelerin yanı sıra güvenlik önlemleri almak ve giriş-çıkışları kontrol altında tutmaya, temizlik ve bakım-onarım hizmetlerinden, karada ve denizde çevre kirliliğini önleyici tedbirleri almaya kadar pek çok görevi sorumluluğu altında bulundurur.

Sonuç olarak

Atıl kapasitedeki balıkçı barınaklarının belirli bir kısmının aynı anda yat turizmine de hizmet verebilecek şekilde alt yapıya kavuşturulmasıyla artan talep biraz olsun karşılanabilecektir.

Ayrıca yat turizminin tüm Türkiye kıyılarına yayılmasına olanak sağlayacak ve Karadeniz kıyılarını yat trafiği açısından geliştirme şansı yaratacaktır. Atıl kapasitedeki balıkçı barınaklarından turizme elverişli ve tespiti yapılmış olanlarında gerekli bakım-onarım ve çevresel düzenlemeler yapılması ve barınakların amatör yatçıların kullanımına kazandırılmasına ilişkin yasal düzenlemelerin sonuçlandırılması denizciliğimize ivme kazandıracaktır.

 

Bildiğim kadarıyla yurt dışında birçok marinada palamar hizmeti verilmiyor. Bunun sebebi nedir? Bir de bu gibi durumlarda eğer denizci acemiyse ve bir kazaya yol açarsa sorumluluk kaptanda mı oluyor? Yani bu, acemi denizciler için zor bir durum değil mi?
Mahir Seçkin (kasım'16)

Deniz turizminden gelir bekleyen tüm ülkeler ilk önce marina yatırımlarına ağırlık vermiştir. Bu sektörün önem ve değerlerini çabuk kavrayan Fransa, İspanya, İtalya gibi ülkeler yatların barınma, ikmal ve bakım, tamir gibi kaçınılmaz ihtiyaçlarının karşılanması için, gereken tesisler ile konaklama tesisi yapılmasına öncelik ve hız göstermiştir. Bunun en güzel örneğini Fransa yapmıştır.Yerleşim olan deniz kıyılarının dışında, bataklıklar dahi kurutularak marina haline dönüştürülmüştür. Buralarda oluşan insan ve yat sirkülasyonu sayesinde turizme yönelmiş bir toplumun gelişmesi sağlanmıştır.

Bugün deniz turizminin olmazsa olmazı marinalar uluslararası alanda yarışır hale geldi. Bu da marinaların belirli bir standarda kavuşturulması ve bu standardın gelişerek korunması konusunu ortaya çıkardı. Ancak Avrupa Topluluğu ülkelerindeki marinaların çoğunluğu belediyeler, çok az bir kısmı da özel sektör tarafından işletilmektedir. Bu da marinaların sunduğu hizmet ve imkanlar, işletme politikaları, anlayışları gibi birçok konuda farklılıkların ortaya çıkmasına sebep olur.

Devletin marinalarında sosyo-ekonomik politikaları uygulamaya koymaya, pazarlarda pay sahibi olmaya ve rekabete ihtiyaç bulunmadığını tahmin etmek çok zor değil. Bundan dolayı bu marinalarda çağa uygun koşullar içerisinde marinaya emniyetli giriş-çıkışları sağlayan ve kılavuzluk hizmeti verebilen palamar botu hizmetlerine önem verilmemektedir.

Ülkemiz marina tesisleri alanında yaptığı yatırımları ile Doğu Akdeniz’de bölgesel güç olma hedefi doğrultusunda yüksek kalite standartlarında ortam sunmayı hedeflemektedir. Marinalarımızdaki altyapı, tam donanımlı servis imkanlarının yanında  teknelerin konforu, güvenliği, bağlama kolaylığı sağlanmış sistem ve yatçının memnuniyeti çerçevesinde palamar hizmetlerinin büyük bir özveri, dikkat ve sorumluluk ile hareket eden bilgili, kaliteli  personel ile verilmesi  kolay bir süreç değildir. Ülkemizde marina işletmeciliği yapan kuruluşlar Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan Turizm İşletme Belgesi’ne sahipse Deniz Turizmi Yönetmeliği gereği; limana emniyetli giriş ve çıkışları sağlayan ve kılavuzluk hizmeti verebilen palamar botlara sahip olmak zorundadır.

Tekneyi idare eden ve yeterli nitelikte deniz ehliyetine haiz olan kaptanın can ve mal güvenliğini temin ederek teknenin kendi olanaklarıyla seyir yapmasını sağlamak yine marinaların asli görevidir. Ayrıca Deniz Turizmi Yönetmeliği’nin Deniz Turizmi Tesislerinin İşletme Esasları Bölümü’nde;

b) Donatan, malik, kaptan, amatör kullanım amacıyla deniz turizmi aracını kiralayan kişiler ile mürettebat ve turizm amaçlı deniz araçlarında bulunan kişilerin liman tesislerinde veya limandaki diğer deniz araçlarında meydana getirebilecekleri hasar ve zararların tazmininden bizzat sorumlu olduklarına,

c) Deniz turizmi tesisi işletmesinin, işletme faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında turizm amaçlı deniz araçlarında ve bunların sahip, mürettebat ve yerli veya yabancı yolcularında meydana gelebilecek hasar ve zararlardan sorumlu olduklarına dair hükümleri bulunmaktadır.

 

Türkiye’deki tüm marinalarda, dışarıdan tamirci getirdiğinizde ücret ödeniyor mu? Bunun mantığı nedir? Bir de yurt dışındaki uygulamaları merak ettim. Orada da aynı uygulama geçerli mi? Bilgi verebilirseniz çok memnun olurum.
Şinasi Kızılkaya (şubat'16)

Marina işletmelerine, dışarıdan bakım-onarım elemanı veya teknik servis getirdiğinizde niçin marina giriş ücret ödeniyor sorusuna iki yönden bakılması gerekir. Bir yatçı doğal olarak kendi malı olan teknesine dışarıdan iş yaptırmak üzere bakım-onarım elemanı, teknik servis firması veya üçüncü şahısları getirdiğinde sadece kendi özel mülkiyeti olan teknesini düşünerek bakım-onarım yaptırmak ister. Ancak bu işlemi yaparken ortaya çıkması muhtemel emniyet sorunlarını ve önlemlerini ne yazık ki dikkate almaz.

Marina, dışarıdan gelen bakım-onarım elemanı veya teknik servis firmalarının üçüncü şahıslarının marina sınırları içinde İş Sağlığı Güvenliği Kanunu’na uygun hareket ederek, belirli kurallara uyarak çalışma imkanı tanır. Ve marina işletmesinin ticari faaliyet yürüttüğü bir mekanda iş yapacak firma veya kişilerden bunun karşılığında bir bedel talep eder. Zira teknenin bir koyda demirlemiş veya alargada bulunması safhasında teknik hizmet verecek firma veya şahısların kendi imkanlarıyla tekneye ulaşmak zorluluğunun yanında ayrıca değiştirilecek malzeme veya yedek parçanın getirilip götürülmesi başlı başına bir maliyet ve zaman kaybı olur.

Marina işletmeleri açısından bakıldığında ise; şartlarına ve niteliğine göre farklılık gösterebilen marinalarımızın çoğu yatırımlarını öz sermayesi ile gerçekleştirerek modern ve kaliteli hizmet sunulması için hiçbir fedakarlıktan kaçınmaz. Ayrıca turizm amaçlı deniz araçlarına (yatların) bağlanması, karaya çekilmesi, bakım ve onarım hizmeti verilmesi; yatçılara ise dinlenme, yiyecek-içecek üniteleri, alışveriş imkanları sağlayan marina tesisleri ilgili tüm kamu makamlarına karşı kanun, tüzük, yönetmelik, tebliğ ile ilgili resmi kurumların talimatlarının uygun olarak uygulanması, bunların icrasındaki anlayış ve üstlerine düşen mükellefiyetlerinin yerine getirilmesinde de her zaman gerekli hassasiyeti göstermek zorundadır.

Ülkemizde marina işletmeciliği faaliyetinde bulunan tesisler öncelikle 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu hükümleri gereğince bir deniz turizm yatırımı ve işletmesi olduğundan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Deniz Turizmi Tesisleri Turizm İşletmesi Belgesi alma zorunlulukları bulunur. Özellikle belediye ve muhtarlıkların işlettiği bazı marinalar ne yazık ki Turizm İşletmesi Belgesi olmadan faaliyetlerini sürdürür, bu da haksız rekabeti doğurur.

Deniz Turizmi Tesisleri Turizm İşletmesi Belgesi bulunan marinaların tesislerinden yararlanacak deniz turizmi araçları, sahipleri, mürettebatı, tekne müşterisi ile ticari ünitelerin işletmecileri, personeli ve ticari ünitelerden yararlanacakların uyacakları yönetim ilkeleri ve kuralları Deniz Turizmi Yönetmeliği ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından marina için onaylanan İşletme İç Talimatı doğrultusunda olması gerekir.

Her marinanın uygulamaları farklı olmakla birlikte marinalar bakım-onarım elemanı, teknik servis veya üçüncü şahıslar adı altında marinaya giriş ücreti alabilir.

Nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

* Ülkemizde Deniz Turizmi Tesisleri Turizm İşletmesi Belgesi bulunan marina işletmelerinin büyük bir kısmı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü’ne her yıl artan senelik kira ve hasılat payı bedeli öder.

* Marina işletmelerinin bir ticaret şirketi olduğu hususu yapılan yatırımın büyüklüğü ile birlikte değerlendirildiğinde Milli Emlak Genel Müdürlüğü’ne ödenen her metrekarenin önem arz ettiği kendiliğinden ortaya çıkar.

* Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından belgelendirilen marina işletmeleri, müşterilerine sunacakları hizmetler ve faaliyetleri nedeniyle yapacakları işlemlerinden doğacak yükümlülüklerine karşılık Kültür ve Turizm Bakanlığı emrine kayıtsız, şartsız, kesin ve süresiz banka teminat mektubu vermek ve üçüncü şahıs mali mesuliyet veya marina sorumluluk ya da liman sorumluluk sigortası yaptırmak zorunda.

* Devletten kiralanan marina işletme alanı sınırları içindeki dükkanları kiralayarak hizmet veren tüm firmalar kira bedellerinin haricinde devlete ciro payı da öder. Dışarıdan gelen firmalar ise yaptığı işe fatura kesmiş olsa bile bu ciro payını vermez.

* Marina tesislerine dışarıdan gelen bakım-onarım elemanı veya teknik servis firmaları, tesisin otoparkı, eşya taşıma araçları, tuvalet ve duşlarını kullanmalarının dışında tesis içinde sağlanan güvenli ve temiz çalışma ortamı ile can ve mal güvenlik önlemleri alınmış bir mekanda işlerini yapar. Diğer taraftan iş anında kazayla denize akıtılan yakıt ya da yağın anında temizlenebilmesi, yangın ya da kaza durumunda da marina imkanlarından faydalanmaları büyük bir imkandır.

* Devletten kiralanan marina işletme alanı sınırları içinde faaliyet gösteren teknik servis firmalarının; firmalarında çalışan personelin sigortalarını yaptırmaları, yapılan her iş karşılığı fatura kesmeleri, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na uygun olarak personele iş güvenliği eğitimi vb. gibi yasal zorunlulukları yerine getirmeleri, üçüncü şahıs mali mesuliyet sigortası yaptırmaları zorunludur.
Bütün bu koşullar yerine getiren firma ile dışarıdan gelen bakım-onarım elemanı veya teknik servis arasındaki haksız rekabeti hiç değilse bir miktar ortadan kaldırmak, eşit rekabet koşullarına getirmek ve iş kalitesini belirli seviyede tutmalarını sağlamak için giriş ücreti alır.
Dışarıdan gelen bakım-onarım elemanı veya teknik servis için marinalar hazır bir pazardır ve kendisine bir iş piyasası yaratmış olmakla birlikte para da kazandırır. Bu nedenle marinaya iş için gelen üçüncü şahıslar buradan faydalandıkları için belirlenen bu bedeli ödemek zorundadır.
Yurt dışındaki marinalarda da çoğu yerde Türkiye’deki gibi ücretin yanı sıra teknede yapılan bakım-onarım işi üzerinden de komisyon alınır.   
Özellikle kapalı hangar sistemindeki çekek yerlerinde dışarıdan hiç bakım-onarım elemanı alınmaması, işlerin sadece marina teknik servisine yaptırılması gibi uygulamalar görülür. İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkelerinde rastlayabileceğimiz bazı işletmelerde boya, motor bakım vb. gibi teknik servis işlerini tekne sahibinin dahi yapmasına izin verilmez.

Sayın teknik kurul üyeleri, benim merak ettiğim bir şey var. Çoğu marinada hiç kıpırdamadan duran, bir süre sonra bakımsızlıktan çürüyen tekneler görüyoruz. Marinalar ne kadar süre sonra bunlara müdahale edebiliyor? Sonunda ne oluyor?
İhsan Öztoprak (temmuz'16)

 
Entegre turizm tesisleri olarak hizmet veren marinalarda, denizde veya karadam park halinde bakımsız ve kaderine terk edilmiş olarak bırakılan tekneler gerek görüntü gerekse yer işgali açısından önem arz eder. Ancak mevcut uygulamalarda teknenin satış prosedür süreçleri oldukça uzun sürer. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan belgeli marinalar, 24/07/2009 tarih ve 27298 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan ve halen yürürlükte olan Deniz Turizmi Yönetmeliği uyarınca; deniz turizmi araçlarına güvenli bağlama, karaya çekme, bakım, onarım hizmetleri, bu araçlarla gelen yolculara yeme, içme, dinlenme, eğlence, konaklama gibi hizmetlerden birkaçını veya tamamını sunan marina tesislerinin deniz turizmi hizmetinde gezi, spor, eğlence amaçlı, denize elverişlilik belgesine sahip, gerçek ve tüzel kişilere ait özel ve ticari yatları, günübirlik gezi tekneleri ile diğer deniz turizmi araçlarına hizmet verdiği malumunuz. Öncelikle deniz turizmi tesisleri ile deniz turizmi araçlarının donatan veya kaptanları arasında; tesislerine bağlanan veya karaya çekilen deniz araçları ile ilgili olarak bağlama sözleşmesi yapılması zorunludur.
Deniz turizmi aracının bağlama sözleşmesi süresinin bitiminden itibaren beş yıl sonunda tesis işletmesine başvurmaması ve sözleşmesini yenilememesi halinde deniz turizmi aracı terk edilmiş sayılır. Bu durumda deniz turizmi tesisi işletmesi durumu, liman başkanlığı ve gümrük idaresine bildirir.
Deniz turizmi tesisi içinde terk edilen deniz araçları ile çalınan, batan veya kaza neticesi parçalanarak tekrar yurt dışına çıkarılması mümkün olmayan yabancı bayraklı deniz araçlarının gümrük vergilerinden deniz turizmi tesisi işletmeleri sorumlu tutulamaz ve yediemin olarak gösterilemez. Ancak bu durumla ilgili olarak gümrük idaresine bilgi verilir.
1) Türk bayraklı deniz turizmi araçları: Sahiplerinin deniz turizmi tesisine, çeşitli kişi veya kuruluşlarına borçlarından dolayı İcra İflas Kanunu uyarınca haciz edilen bir teknenin satışı
gerçekleştirilinceye yahut tekne sahibi bulunana kadar muhafaza edilmek
üzere geçici olarak deniz turizmi tesislerine muhafaza edilmek üzere yediemin olarak teslim edilir.
 
Muhafaza edilmek üzere deniz turizmi tesisine resmen teslim edilen rehinli hacizli veya herhangi bir nedenle el konulmuş olan deniz turizmi araçlarına dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu kaybolmasına veya hasar görmesine neden olan tesislerin, Türk hukukuna göre cezai ve hukuki olmak üzere sorumlulukları bulunur.
2) Yabancı bayraklı deniz turizmi araçları: Yabancı bayraklı deniz turizmi araçları Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan belgeli deniz turizmi tesislerinde ayrıca bir izne gerek kalmaksızın beş yıla kadar denizde ve karada kışlama, bakım ve onarım amacıyla bırakılabilir. Ancak yabancı bayraklı turizm amaçlı deniz araçlarını Türkiye’de geçici olarak bırakarak yurt dışına çıkmaları halinde gümrüğe, teknelerini marina işletmesinin sorumluluğu altına alındığını gösteren bir belgeyle bilgilendirirler.
Bağlama sözleşmesi süresinin bitiminden itibaren beş yıl sonra marina yönetimine başvurmayan veya sözleşmesini yenilemeyen teknelerle ilgili olarak 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun tasfiye hükümleri uyarınca Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tasfiye Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından işlem yapılır. Ayrıca yabancı bayraklı deniz turizmi araçları tarafından gümrüğe terk edilen eski yedek parçaların tasfiye idaresine devrine kadar bu amaca tahsisli antrepo bulunmaması halinde Turizm Bakanlığı’ndan Belgeli Yat Limanı veya yat çekek yerleri işletmelerinin sorumluluğunda depolanır.
4458 sayılı Gümrük Kanunu, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca alınması gereken vergi, resim, harç, zam ve cezalar için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gümrük müdürlüklerince haczedilen menkul mallar, tasfiye dairesi olan yerlerde ilgili yönetmelik esaslarına göre Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tasfiye Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından ihale suretiyle satışı yapılır.
Tasfiye edilecek her türlü deniz turizmi araçlarının bedeli, gümrük muayene memurlarınca düzenlenecek tespit ve tahakkuk belgesinde gösterilir.
Tasfiye edilecek her türlü teknenin bedeli, varsa mahkemece belirlenen bedel, eğer belirlenmemişse tespit tutanağındaki bedel, yoksa rayiç değer esas alınarak belirlenir.