Sorulara yanıtlar?
Naviga
1.06.2020
A | a
Sorulara yanıtlar?

Denizcilikle ilgili kafanıza takılan her türlü soruyu Teknik Kurul uzmanlarımız yanıtlıyor. Sorularınızı okuyucu@navigamagazin.com adresine gönderin; uzmanlarımızın verdiği yanıtları buradan yayınlayalım.



 

Merhaba,

12 metrelik ahşap teknemin güverte armuzlarındaki kalafatları temizleyip epoksi mikrofiberli macunla doldurup epoksi elyaf uygulaması yapıyorum. Kalafatları sökmeden önce acaba yanlış mı yapıyorum dedim. Armuz boşlukları için en iyi yöntem sizce hangisidir? Şimdiden teşekkürler.

Haluk Dumanoğlu

 

Erdinç Sezer cevaplıyor: Haluk Bey merhaba, sorunuzu konunun uzmanı Eyüp Abay’a danıştım, yanıtı şöyle oldu: “Kalafatların sökülmesi doğrudur. Kalafatlar söküldükten sonra bezir yağı emen ahşap kısımlar da kısmen temizlenecektir. Sonrasında yapılacak işlem, kaplamaların vida yardımıyla sağlamlaştırılmasıdır. Kalafat yapılan teknede, muhtemelen kaplamalar bakır perçin veya çivi ile çakılmıştır. Ancak epoksi ile armuz dolgusu yapmadan önce mutlaka kaplamaların sağlamlaştırılması, bu kapsamda kaplamaların vida ile güçlendirilmesi gerekir. Kaplamaların boşluğunu almak için eğer çivi ile çakma işlemi yapılırsa, özellikle teknenin yaşına bağlı olarak çürüyen ve güçsüzleşen kaplamalarda çatlama ve kırılmalar olabilir. Vida ile sıkma sırasında bu şekilde bir kaza yaşanmaz.

Sağlamlaştırılma yapıldıktan sonra armuzlar, ESA-3000 (epoksi yapıştırıcı) ile veya ERA-4000 (epoksi reçine) ve mikrofiber karışımı ile doldurulur. Kalafatların çıktığı yerlere ve tüm armuz arasına epoksi yapıştırıcı doldurulur. Daha sonra spatula ile sıyırarak armuz arası dış kaplama ile sıfırlanır. Eğer sıkma işlemi yapılan vida başlarında da çökmeler var ise oralara da epoksi yapıştırıcı sıyırarak sıfırlanır. Epoksi kuruduktan sonra tüm yüzey makine ile zımpara yapılır. Tamamen yüzey zımparalanıp sıfırlandıktan sonra zemine epoksi reçine ve elyaf uygulaması yapılabilir.”



 

Ortalama boyda bir teknenin dayanabileceği en büyük dalga yüksekliği nedir? Eminim bunun birçok parametresi vardır. Belki de şöyle sormalıyım: Tekne gövdesinin yüksek dalgalara karşı dayanıklı olmasını sağlayan ölçüt nedir?

Ongun Karaca

 

Fatih Muslu cevaplıyor: Sorduğunuz konu basit gibi görünse de kesin ve net bir cevap vermek mümkün değil. Öncelikle dalgalara dayanıklılık derken eğer kırılma veya parçalanmayı kastediyorsanız bunun cevabını mühendisler kolayca hesaplayabilir. Bildiğiniz gibi 1 metreküp su kütlesi 1 ton ağırlığa denk gelir ancak dalganın tekneye çarpması duran bir cisme çarpmasından çok daha farklı bir etki yaratır. Tekne dalgaların etkisini su üzerinde kayarak karşılar. O yüzden denizde dalgalardan parçalanmayan bir tekne karaya oturursa aynı dalgalar ile kolayca parçalanır. Dolayısıyla teknenin boyunun dalgalara dayanıklılıkla bu anlamda bir ilgisi yoktur.

Sanıyorum sizin dayanıklılık olarak kast ettiğiniz şey aslında dalgaların etkisiyle teknenin alabora olması veya batması. Böyle bir olaya etki eden birçok faktör bulunur, evet tekne boyu bu etkenlerden biridir ama sadece bir tanesidir. Diğer akla gelenlerden bazılarını saymak gerekirse bunlardan en önemlileri; teknenin yelkenli veya yelkensiz olması, ağırlığı, gövdenin formu, dalga boyu, rüzgâr ile teknenin yönü ve elbette kaptanın yetkinliğidir. Bu sebeple öyle durumlar oluşur ki tankerleri batıran bir hava küçük bir yelkenli tekneyi sallayıp sallayıp bırakabilir. Dolayısıyla teknemizi ‘dalgalara dayanıklılık’ ölçütlerine göre değil, kişisel kullanım amacımıza, yeteneklerimize, ihtiyaçlarımıza, bütçemize, bakım ve tutum masraflarına göre seçeriz. Seçim yapıp teknemizi edindikten sonra da olası her duruma hazırlıklı olacak şekilde kendimizi yetiştirmeli, teknemizi her zaman üst kondisyonda tutmalıyız. Bunun yanında teknemizin ve kendimizin sınırlarını bilip buna göre seyir planlarımızı oluşturmalıyız. En güzel havalarda bile hava durumunu kollamalıyız. Zaten çoğunlukla teknelerimiz biz içindeki denizcilerden çok daha dayanıklıdır. Bu yüzden birçok olayda görüyoruz ki tekne mürettebat tarafından kötü hava şartlarından dolayı terk edildikten uzun süre sonra bile yüzer halde bulunabiliyor.



 

Navionics haritalarda ‘explosive’ ve ‘explosive anchorage area’ olarak belli alanları kapsayan işaretler ne anlama geliyor?

Civan Buğra

Bilge Kerem Özkan cevaplıyor: Navionic firması, National Oceanic and Atmospheric Administration (NOAA) haritalarını kullanır. NOAA U.S. Chart No. 1’e göre, “Explosive anchorage area” International Hydrographic Organization (INT) haritalarda: (ŞEKİL 1)

National Geospatial-Intelligence Agency (NGA) ve National Oceanic and Atmospheric Administration (NOAA) haritalarda: (ŞEKİL 2) ile belirtilir.

U.S. Chart No. 1 aslında bir harita değil, NOAA ve NGA’nın kağıt ve elektronik haritalarında kullanılan sembol ve kısaltmaları içeren bir kitaptır. Buradan diğer tüm özel demir sahalarının sembol ve kısaltmalarına da ulaşabilirsiniz.

Yanaşma yerleri dolu olduğu takdirde ya da başka sebeplerle gemiler sıra beklemek üzere demirde beklerken ilgili idare tarafından belirlenmiş alanları kullanırlar. Akaryakıt yüklü tankerler ile patlayıcı, parlayıcı, yanıcı ve benzeri tehlikeli madde yüklü gemiler (Explosive Anchorage Area) tehlikeli madde demir yerinde demirler. Haritalarda bu alanlar bu tip gemilerin demir sahalarını diğerlerinden ayırmak için kullanılır.


 

Merhaba, bazı teknelerde dıştan takma motorun iskele ya da sancak tarafına monte edildiğini görüyorum. Bu mantıklı bir durum mu? Teknenin dengesini ve yönetilmesini olumsuz etkilemez mi? Tekne almayı düşünüyorum, o yüzden vereceğiniz bilgi benim için çok önemli. Teşekkür ederim.

İlker Yavaş

Burak Algon cevaplıyor: Denizsever dostumuz, yelkenli teknelerde genellikle belli bir boy üzerinde motorlar içten takma olarak kullanılıyor ve pervane dümen palasının ön tarafında kalacak şekilde monte ediliyor. Bunun sebebi ise dümenin pervane suyunda çalışması ve tekneyi döndürmesinin kolaylığıdır.

Kıçtan takma motorlu yelkenli teknelerde ise genellikle ‘day sail’ yani günübirlik diye adlandırdığımız gezi teknelerinde bu şekilde bir uygulama mevcuttur. Bu tip teknelerin boyu genellikle 6-7 metreyi geçmez, takılan motorların gücü de en fazla 15 HP’dir. Bu tip teknelerin birçoğunda motorlar iskele veya sancak tarafta ama dıştan takma dümen palasının yer verdiği kadar mümkün olduğunca omurga hattına yakın bir braket ile monte edilir. Teknelerin dümen palaları tekne boyuna göre dar olacağından motoru da teknenin omurga hattına yakın monte edebiliriz. Motor omurga hattına bu kadar yakın ve hafif olduğundan teknenin dengesine fazla etki etmez.


Bu tip kıçtan takma motorlarda özellikle geri yanaşmalarda problemler oluşur, tekne dümenin hareketlerini algılamaz. Böyle zamanlarda motoru dümen gibi kullanmak çok daha rahat olur.

Bu tip günübirlik yelkenliler ile uzun yol yapılamayacağı için kıçtan takma motorlar da sadece iskeleye yanaşmak ve ayrılmak için kullanılır. Bu yüzden de genellikle 9.9 HP motorlar tercih edilir. Aslında yelkenli teknelerdeki motorun amacı bir yere yanaşıp ayrılırken veya acil bir durumdayken kullanmaktır. Yelkenli tekneleri yelkenle kullanan yelkencilerimizin çoğalması dileklerimle.

Rüzgârınız kolayına olsun.