Derinlerdeki evim
Naviga
19.11.2020
A | a
Derinlerdeki evim

İnsanın kendini en rahat hissettiği yer evi, denizcinin en rahat hissettiği yer teknesi ise Fatma Uruk’un en rahat hissettiği yer de suyun derinlikleri. Orada duyduğu rahatlık, nefesini daha uzun tutmasına sebep oluyor. Ve o, rekor hedefine doğru kulaç kulaç ilerliyor.   

YAZI: Ayşegül Bakış

Bazen ufacık bir an hayatınızı tamamen değiştirir. Milli sporcu Fatma Uruk o anı ve kazayı yaşadığında koşu antrenmanı yapıyormuş. Bir anda her yer kararmış. Sonra o karanlık tüm hayatını kaplamış, hayallerinden kopmanın yarattığı bunalım, onu depresyona sürüklemiş. Sonra bir anla, bir arkadaşın uzanan eliyle, tekrar dalma cesareti ve tutulan nefesle her şey yeniden değişmiş, hayat yeniden maviye bürünmüş. Serbest dalışın farklı branşlarında 20’yi aşkın ulusal ve uluslararası madalya sahibi, 2018 İp Destekli Sabit Ağırlık Türkiye Şampiyonu Fatma Uruk ile hayat rotasını konuştuk.

 

Serbest dalışa nasıl başladınız?

İzmir’de doğdum ve büyüdüm. Yazın vaktimin çoğunu suyun altında geçirirdim. Hep sporla ilgilendim ama profesyonel anlamda yapma fırsatım olmadı. Bir gün televizyonda Yasemin Dalkılıç ile ilgili bir belgesel izledim. Onun rekor denemesi ve serbest dalış branşı çok ilgimi çekti. O güne kadar böyle bir branş olduğunu bile bilmiyordum. Ardından üniversite seçimimi yaparken bu sporu yapabileceğim yerleri araştırdım; olimpik havuzu olan, serbest dalış kulübü olan... Başlayabileceğim en iyi yer olan ODTÜ’de iktisat okudum bir yandan da lisansımı çıkarıp havuz branşlarıyla bu sporu yapmaya başladım.



2008’de ulusal yarışmada Türkiye üçüncülüğü elde ettikten sonra milli takıma en genç üye olarak 18 yaşında dahil oldum. 2009’da Dinamik Apnea Türkiye Şampiyonası’nda Türkiye ikinciliği elde ettim. Aynı yıl Antalya-Kemer’deki Avrupa Şampiyonası’nda havuz branşında sualtında tek nefesle 101 metre giderek yarışmayı 10. sırada bitirip milli sporcu unvanını aldım. 2014’te Küp Apnea branşında denizde 10 metre derinlikte 95 metre kat ederek Türkiye ikincisi oldum. Milli oldum ama rekabet etmeyi çok geç ve zor öğrendim. Başlarda niye bu kadar hırs yapıyoruz diye düşünüyordum. Milli takıma ve havuzda yarışmaya pek alışamayınca hedefimi belirlemiş oldum. Ben denizde bu sporu yapmak istiyordum.

Derinlik yarışmaları bizim federasyonumuz tarafından 2015 yılında yapılmaya başladı. Ben de o zaman çalışma hayatına girmiştim. QNB Finansbank’ta Türkiye’nin dört bir yanını gezmekte olan bir müfettiştim. Çalışmadan artan tüm vakitlerimi bu işe ayırmaya başladım.

 

Dünya rekoru denemesi fikri o zaman mı oluştu?

Aslında benim hedefim dünya rekoru değil dünya şampiyonasına katılmaktı. Çünkü dünya ve Avrupa  şampiyonalarındaki yarışmalar daha prestijli. İp destekli sabit ağırlık (free immersion) branşında ilerlemek istiyorum. Ancak sponsorlar dünya rekoru kırmış sporculara destek oluyor. Ben de hedefimi hem dünya rekorunu kırmak hem de dünya şampiyonasına katılmak olarak belirledim.

 

Bunun için nasıl bir programa girdiniz?

2015’te bu yarışmaya hazırlanmak için Marmara Denizi’nde arkadaşlarımla antrenman yapmaya başladık. Yoğun bir programdı. Bir koşu antrenmanı sırasında bayılıp düştüm ve kafa travması geçirdim. Kafa travmasına bağlı olarak kronik vertigo oldum ve tat-koku duyumu yitirdim. Doktorlar basıncın vertigoyu etkileyebileceğini ve bir daha dalmamamı tavsiye etti. İlk defa gerçekten korkmaya başladım ve söz dinledim. Sağlığım için yapmam gerekeni yaptım ama en sevdiğim şeyden uzak kalmak beni depresyona sürükledi.

 

Tekrar dönmeyi nasıl başardınız?

O yarışmada görevli bir arkadaşım en azından yanlarında olmam için beni Kaş’a çağırdı, gittim. Ortamı görünce dayanamadım ve dalmaya karar verdim. Hemen doktorumu aradım, bana pek de gönüllü olmayan bir onay verdi. Elbise bulup ayağımda üç numara büyük ödünç paletlerle o gün hayatımda hiç dalmadığım bir mesafeye daldım ve Türkiye ikincisi oldum.

Sudan çıktığımda korkumu yenmiştim. O gün yeniden doğmuş ve hayatta ikinci bir şans yakalamış gibi hissediyorum. Hedeflerimi büyütüyorum ve birer birer gerçekleştiriyorum. İşten kalan zamanlarda yaptığım antrenmanlarla halen ulusal ve uluslararası, resmi ve özel turnuvalarda ülkemi temsil etmeye devam ediyorum.

İş hayatıyla sporu ve yarışları nasıl dengeliyorsunuz?

QNB Finansbank’ta çalışmayı sürdürüyorum sadece antrenman programıma uyması için sabit pozisyona geçtim. QNB Finansbank aynı zamanda bana malzeme gibi ihtiyaçlarım için destek veriyor. Ben tüm izinlerimi ve tatillerimi buna ayırıyorum; onun dışında kalanları da bankanın idari desteği sayesinde dengeleyebiliyorum. Yöneticilerime de teşekkür ediyorum bunun için.

 

Nasıl antrenman yapıyorsunuz?

Öğle aralarımda karada statik olanları yapıyorum. Akşamları ise havuzda zor antrenmanları gerçekleştiriyorum. Senede dört-beş kere derinlik antrenmanı yapmanız gerekiyor fakat ben ona fırsat bulamıyorum. İznim olduğunda yarışmaya girmeden önce bir kere antrenman yapabiliyorum. Geçen sene üç hafta hem eğitim aldım hem antrenman yaptım ve sonuçta Türkiye şampiyonluğu kazandım.

 

Pekiyi daha fazla antrenman şansı yaratmak mümkün mü?

Bunun için öncelikle sponsora ihtiyacım var. Bu spor malzemeler ve antrenmanlar için yapılması gereken seyahatlerden ötürü oldukça pahalı. Eğer sponsorum olursa yarışmalarda ve rekor denemelerinde onun adıyla yer alacağım.

 

Şimdi sırada neler var?

Bundan sonraki üç yıl için daha büyük hedeflerim var. Ben bu yıl bir dünya rekoru denemesi yapmak istiyorum. Türkiye’de ise bütün rekorlara sahip olmak istiyorum.

Amacım bu ağustosta Burdur Salda Gölü’nde değişken ağırlık (variable weight without fin-at non salty water) branşında dünya rekoru denemesi yapmak. Bu CMAS (Dünya Sualtı Aktiviteleri Konfederasyonu) tarafından onaylı resmi bir dünya rekoru olacak.

2017’de Amorgos Adası’ndaki yaklaşık 90 sporcunun katıldığı uluslararası turnuva olan Authentic Big Blue’da ip destekli sabit ağırlık kategorisinde Türkiye rekoru kırdım ve bu branşta üçüncülük madalyası aldım. Eğer Salda Gölü’ndeki rekor denemesini herhangi bir aksaklık yüzünden yapamazsam tekrar Authentic Big Blue’da yarışacağım.