‘Hayatı ertelememe’ rehber kitabı
Naviga
7.04.2021
A | a
‘Hayatı ertelememe’ rehber kitabı

“...Yarını değil, önce bugünü yaşamayı, hayatın çatlak bardaktaki su gibi içsen de içmesen de akıp gideceğini; kısaca önümüzdeki hayatı ertelememeyi öğretti,” diye anlatıyor amatör denizci Nazmi Elbirlik kitaba dönüştürdüğü seyrini...
28 yılını büyük bir ‘aşkla’ denizlerde geçiren Elbirlik ile Avrupa’da kuzeyden
güneye liman liman gezelim.

Yazı: Ayşegül Bakış



Nazmi Elbirlik’in yazdığı Naviga Yayınları Deniz Kitapları Serisi’nin yeni üyesi Denizde 82 Gün, çok yakında raflarda yerini alacak. Bu kitap, yazarın son teknesini alana kadarki deniz maceralarını özetlediği ve ardından katamaranı Lollipop’la yaptığı rotayı, Avrupa’yı kuzeyden güneye şehir şehir, ülke ülke anlattığı bir seyahatname. Satın aldığı teknenin transferine katılıp liman liman gezmeyi planlayanlara bilgi verecek, hiç düşünmeyenlerin aklını çelecek, seyahat tutkunlarına ilham verecek, Elbirlik’e göre de hayatı ertelememeyi öğretecek bir seyir defteri aynı zamanda.

Deniz ile mesafeli başlayıp sonradan gelişen ilişkinizi kitapta çok güzel anlatmışsınız. Uzun seyirler yapmaya hazır olduğunuzu nasıl anladınız?
2007’den 2014’e kadar, daha doğrusu motoryattan Lagoon 44 katamarana geçtikten sonra vakit buldukça önceleri Türkiye kıyılarında bir bölgeyi seçip -örneğin Gökova’yı- karış karış koy koy tanıyarak başladık. Ayvalık’tan Kekova’ya kadar Türkiye kıyıları bitince bu sefer yakın Yunan Adaları turlarına başladık.
Bir koyda demir atıp o bölgede sezonu geçirmek artık bizim için cazibesini yitirmişti. Ancak daha uzaklar, ayırdığımız vakit kadar uzaktı. Teknede olma arzusu her sene katlanarak artıyordu. 2010-2014 yılları arası kışları da vakit oldukça Martı Marina’da o zamanki kızımız Koket’e kaçıyorduk.
2013 yılında eşim ve ben ikinci hayata geçince -yani emekli olunca- yeteri kadar vaktimiz olacağını düşünerek 2015 yılında Lagoon 44’ün ablası olan ondan daha geniş ve konforlu Lagoon 56 katamaranımız Lollipop’u aldık.
Artık uzun yol için gerekli üç bileşeni (merak, donanım, vakit) tamamlamış oluyorduk. Ve o kış tüm dikkatimizi rota belirlemeye verdik.

Lollipop’a hayran kalarak seçmişsiniz, onu sizin için ideal tekne yapan özellikleri nelerdir?
Lagoon 44 katamaran teknemiz Koket, bize gezmeyi ve dengeli yelken keyfini öğretti. Ona çok şey borçluyuz. Zira motoryattan sonra ben, eşim Ümit ve gemicim Rıza ile kıyı kıyı gezerken bize seyahat keyfini aşılayan da oydu. Ve nihayet 2013 yılında bu aşı tutmuştu.
Artık yeterli vaktimiz olacağından yazıyla kışıyla, dost ve arkadaşlarımızla da 12 ay vakit geçirebileceğimiz konforda bir tekne aramaya başladık. Esasında seçimimizi yapmıştık. 44 Lagoon’un ablası 56 Lagoon’u çok beğenmemize rağmen bir sene mutfağın gövdede (aşağıda) olan ‘owner’ tipini beklemiştik. Tezmarin Katamaran Satış Direktörü sevgili Osmancan kardeşimiz telefonla bu haberi verince hiç düşünmeden 2014 yılında siparişimizi verdik.
Bu seçimde tek etken mutfak değildi tabii ki. Ana kamara dışındaki diğer misafir kamaralarının ve banyolarının konforu, flybridge’in inanılmaz ferahlığı, 360° görüş alanı ve son derece aydınlık salonun ferahlığı, tabii ki hidrolik bot platformunun aynı zamanda yüzme platformu olması, manevra pervanesi ve yelken donanımlarındaki konfor bizi ona aşık etti.

Tek gövdeden katamarana geçmek deniz yaşamınızı değiştirdi mi?
Motoryatımızı sattıktan sonra bazı arkadaşlarımızın etkisi ile tek gövdeli yelkenlilerle kısa seyirler yaptık. Fakat gençlikten yelkenci olmadığımızdan bu yaşta beş-altı saatlik deneme seyirlerinde yol boyunca belli açıda gitmek bizi yordu. Yelkenli almayı kafaya koyduğumuzdan bir de katamaranı deneyelim dedik. Bir haftalık kiralık katamaran deneyiminden sonra kararımızı vermiştik.
2006 yılındaki Cenova Boat Show’da 44 Lagoon’u gördüğümüzde özellikle flybridge’ten kumanda edilmesi bize çok cazip geldi ve yedi sene boyunca ne kadar doğru bir karar verdiğimizi yaşayarak gördük. Son derece dengeli bir yapıya sahip, kitapta anlattığım gibi…
2007 Mayıs ayında aldığımız Koket ile haziran ayında İzmir’den Ayvalık’a 43 knot poyrazda 11 saatlik seyirde, teknedeki tek hasar kırılan bir bardaktı.
O günkü seyrimizden sonra Lagoon 44 katamaran bize inanılmaz güven verdi.


Mallorca Adası, Cala Dor’daki Zocalo Restoran


Eşinizin denizi çok sevdiğini anlatıyorsunuz. O da tekneyi kullanıyor mu?
Esasında önceleri denizci olan eşim Ümit’tir. Bana deniz sevdasını da o aşıladı. Özellikle Koket ile yaptığımız yelken seyirlerinde yedi sene boyunca teknede üç kişilik ekibin dümencisi oydu. Aynı zamanda navigasyon ondan soruluyordu. Ben ve gemicimiz Rıza diğer tüm işlere bakardık.
Ancak bizler 73 yaşlarındayız ve teknemiz büyüdükçe Ümit’i bu işlerden azat ettik. Şimdi gezi rotaları, günlük programların ayarlanması ve tabii ki teknenin iç dizaynı onun sorumluluğunda. Zira kendisi mimar olduğundan bu işleri zaten zevkle yapıyor.

Bu seyahati kitap haline getirme fikri en başından beri var mıydı? Bu detaylı notları gezerken mi tuttunuz, yoksa sonradan hatırladıklarınızdan mı yazdınız?
Bizim gibi amatör denizciler için okyanustan Akdeniz’e yapacağımız seyir, hayatım boyunca yaşadığım ve yaşayacağım en heyecan verici macera olacağından son derece titiz hazırlanmam gerektiğinin bilincindeydim. Rota yapmaya başladığım andan itibaren bulabildiğim marinaların, restoranların, şehirlerin bu bölgelere ait kitapları ve internetten indirdiğim bilgileri not defterimize kaydetmiştim. Yolculuğumuz süresince her güne ait (82 gün) hava durumu, ayrılış saati, varış saati, yol durumu, yaptığımız yol gibi bilgileri, ilgili şehir ve restoran anılarımızı kaydedip ve en önemlisi bol fotoğraf çekerek akşamları notlarımı tamamlıyordum.

Porto’da Ponte Pensil Cafe

Seyahatten sonra Lollipop’un donanım ve aksesuarlarına ekleme yaptınız mı?
2015 yılındaki seyahatimden sonra Setur Ayvalık Marina’ya bağlanıp tadilatları burada yaptırdım. Öncelikle flybridge üzerini ve yanlarını yağmura, rüzgâra ve güneşe karşı açılır kapanır şekilde donattım. Oldukça geniş olan flybridge kaptan koltuğunu içine alacak şekilde bir bar ünitesi (lavabo+ızgara+buzluk) ile açılır kapanır yemek masası yaptırdım.
Arka havuzluğun etrafını şeffaf tente ve ön oturma grubuna güneşlik yaptırdım. Ayrıca bir TV anteni ile kıç halatlarına yardımcı olacak şekilde elektrikli iki adet vinç taktırdım.



Lollipop nerede bağlı?
Lollipop’u aldığımızdan beri genelde marinalarla altı aylık (kasım-nisan) anlaşıyorduk. Zira mayıs-ekim altı ay Lollipop ile uzun seyahatlerden önce Türkiye kıyılarında arkadaşlarımızla ısınma turları yapıyor ve sonrası yaklaşık üç ay yurt dışı uzun turlarımıza başlıyorduk. İlk defa pandemiden dolayı 2020 yılında Setur Ayvalık Marina ile yıllık anlaştık ve teknemiz şu an bu marinada bulunuyor.
Lollipop’a kış aylarında arkadaşlarımızla bazı hafta sonları ve özel günlerde gidiyorduk. Ancak yazın kesin beş altı ay hep teknemizde hareket halinde oluyorduk. Ancak 2020 yılı pandemi ve yasaklar herkes gibi bizi de çok etkiledi.

Rotanızda lezzet duraklarına ayrı bir önem vermiş, detaylı olarak anlatmışsınız. Bugün düşündüğünüzde uğradığınız restoranlardan en beğendiğiniz hangisiydi?
82 günlük gezimiz boyunca bizi etkileyen lezzet durakları sırasıyla; en iyi midye restoranı: Midyenin vatanı Arcachon’da Chez Pierri. En beğendiğim kafe: Porto’da Ponte Pensil Cafe. En enteresan restoran: Puerto Deportivo Tomas Maestre Marina’daki El Pupito Restoran. En lüks restoran: İbiza Adası San Antonio’da Es Nautic. En kalabalık, hareketli yer: Cala D’or Zocalo. En eski tarihi restoran: Mallorca’da Celler Sa Premsa (1958). En güzel ahtapot restoranı: Minorca Adası Mahon’da Jagaro.

Transfer sonrası Lollipop ile nerelerde seyirler yaptınız? Daha uzun seyirler yapma planlarınız var mı?
2015 seyahatimiz bize bu zevki verdikten sonra; 2016’da Venedik’ten Bodrum Turgutreis’e kıyı kıyı Adriyatik turu yaptık. 2017’de Valensiya’dan Fransa, İtalya sahilleri, Elbe Adası, Korsika, Sardinya’ya kadar gittik. 2018 rotamızda sırasıyla Ayvalık, Midilli, Sakız, Samos, Patmos, Lipsi, Leros, Kalimnos, Kos, Simi, Rodos, Levitha, Amargos, Koifonisi, Antipros, Paros, Naxos, Donousa, Kuşadası’na gittik. 2019’da Ayvalık’tan başlayıp Midilli, Sakız, Bodrum, Gökova, Hisarönü, Marmaris, Göcek, Fethiye, Kalkan, Kaş, Kekova ve Alaçatı’yı dolaştık. 2020’de Ayvalık’taydık.
Pandemiden sonra tadı damağımızda kalan Adriyatik ve Balear Adaları turlarını bir daha yapmak istiyoruz.


Ibiza Adası, San Antonio Marina’da Es Nautic Restoran



Bu yolculuk size neler öğretti, özellikle denizciliğinizde nasıl bir değişim yarattı?
Yolculuğumuzun bana kazandırdıklarını şöyle özetleyebilirim... Hiçbir şeyi denemeden “Yok ben yapamam” deyip önyargılı olmamayı; denizle nasıl barışık olunacağını, tabiatı yenmek yerine onunla nasıl dost olunacağını; denize olan korkuların yerine özgüvenimi nasıl kazanacağımı; yarını değil, önce bugünü yaşamayı; hayatın çatlak bardaktaki su gibi içsen de içmesen de akıp gideceğini; kısaca önümüzdeki hayatı ertelememeyi öğretti.

Farklı ekiplerle bu kadar uzun zaman teknede kalmanın düşünmediğiniz zorlukları oldu mu?
Hayır, hiç olmadı. Zira bu yolculuğa hazırlanırken 1987’den beri amatör de olsak her yazı denizde, teknede geçirdiğimizden yaklaşık 28 yıllık bir deniz tecrübemiz vardı. Bu sebeple baştan işi ciddiye alarak ekip oluşturmakta titiz davrandık.
İlk ekibimizi Tezmarin’den Osmancan kardeşimizin tavsiyesi ile oluştururken ikinci ekibimizi de yine Osmancan’ın önerisiyle seçtik. Her iki ekip de denenmiş ve sağlam referansları olan kişilerdi. Onun için ayrılırken de birer arkadaş ve dost olarak ayrıldık. Hatta ikinci ekiple hâlâ beraberiz.

82 günlük seyriniz 400 sayfalık bir kitaba dönüştü ama bu seyri birkaç cümleyle özetlemenizi istesek....
Hayalden gerçeğe dönen bu seyahatimizdeki 82 günde rotamızdaki şehirler, limanlar, koylar ve yol boyu denizde önceden kurduğumuz hayallerin bile ötesinde yaşadığımız yüzlerce anı. Benim ve Ümit’in hayata bakışımızı, özgüvenimizi son derece olumlu yönde etkiledi. Durağan hayattan aldı, gezgin ruhumuzu tetikleyip ufkumuzu açtı.