Kraken Yachts
Naviga
26.08.2021
A | a
Kraken Yachts

Dünya turuna başlamak için daha güzel bir yer olamaz

Ömrünü açık denizlerde yelken yaparak geçiren Dick Beaumont tarafından kurulan Kraken Yachts, tüm üretim faaliyetlerini Türkiye’ye taşıdı. Beaumont, Tuzla’da faaliyet gösteren Su Marine ile yaptıkları iş birliğinin sonuçlarından ve işçilik kalitesinden duyduğu memnuniyeti her fırsatta dile getiriyor. Ona göre, Kraken modellerinin Türkiye’de suya kavuşuyor olması hem üreticilerimiz için hem de okyanuslara açılacak dünya denizcileri için mükemmel bir fırsat.

Yazı: Ayşegül Bakış


“Tüm yaşamım boyunca açık denizde yelken yaptım. İlk teknemi 27 yaşındayken inşa ettim. Uzun salmalı, çelik ve çok güvenli bir tekneydi. Onunla binlerce mil yaptım. 50 yaşına geldiğimde artık daha az çalışmam ve daha fazla yelken yapmam gerektiğine karar verdim” diyen Dick Beaumont tersanelerde, tekne planları arasında değil, denizlerde dalgalar arasında yaşamayı planlarken hayat ona başka bir rota çizmiş. Sonuçta bu yeni rota Kraken Yachts’ın ortaya çıkmasını ve Beaumont’un denizlere duyduğu kadar kuvvetli başka bir tutkusunu fark etmesini sağlamış; deneyimlerini paylaşarak gözü uzaklarda olanların güvenle seyredebileceği tekneler yapmak.

Dick Beaumont

Kraken Yachts nasıl kuruldu?
Uzun seyirler yapmaya karar verdikten sonra bir buçuk yıl boyunca nasıl bir tekne yaptırmam gerektiği üzerine düşündüm. İki özellik istiyordum; birincisi salma, gövdenin bir parçası olmalıydı. Dümen palası da kopmalara karşı korumalı inşa edilmeliydi. Tayvan’da Tayana Yachts adlı bir firma buldum. Onlarla beraber bir tekne modeli tasarlamaya başladık. İstediğim özelliklerde bir Tayana 58 inşa ettiler. Bu sırada bana, firmaya katılıp katılmak istemediğimi sordular. Çünkü 1.100’den fazla tekne inşa etmiş olmalarına rağmen firmada çalışan kimse bir saatten fazla bir yelkenliyle seyir yapmamıştı. Robert Perry adlı Amerikan tekne tasarımcısıyla çalışıyorlardı. Ama gerçekte yelkenden pek anlamıyorlardı. Benim asıl amacım teknemi yaptırıp gezmek olduğu için Tayana Yachts’ın teklifini kabul etmedim. Onların yaptığı tekneyle farklı hava ve deniz koşullarında yaklaşık 100.000 bin mil seyir yaptım ve gayet memnundum. Ancak damadım, gelinim ve torunumun da aileye katılmasıyla birlikte teknede kalabalık bir ekip olarak vakit geçirmek isteyince daha fazla alana ihtiyaç duydum.



En son teknemin 64-66 feet olmasını istiyordum ve “Bu yaptırdığım son tekne olacak” diye düşünüyordum. (Gülüyoruz) Tekrar Tayana Yachts’ın kapısını çaldım. Kevin Dibley ile birlikte tekneyi tasarlayacaktık ve Tayana Yachts üretecekti. Bana yeniden onlara katılıp katılmayacağımı sordular. Ben de tekrar “Hayır” dedim ama benden istedikleri iş için birini önerebileceğimi ve yeni bir seri üzerinde çalışabileceğimizi söyledim. Tayana Yachts çok eski kafalı ve değişmeyi reddeden bir firma olduğu için bu iş birliği 12 ay sürebildi. Kraken 66 White Dragon inşa edildikten sonra projeyi Çin’de devam ettirmeye karar verdim. Onlar da yelkenli tekne üreten bir tersaneydi fakat bu kez de kalite kontrol sorunları yaşamaya başladık. Tam zamanlı olarak Çin’de kalıp üretimi denetlememiz gerekiyordu ki o şartlarda bile bir mücadeleydi.

Tuzla'da inşası devam eden Kraken 50


Pekiyi yolunuz Türkiye’ye nasıl düştü?
Teknem suya indikten sonra Hong Kong’dan Akdeniz’e geldim. Hint Okyanusu’nu geçtim, Ümit Burnu’nu döndüm, Atlantik’in güneyinde ve kuzeyinde seyirler yaptım. Bir yıl süren seyahat sonunda planım Balearic Adaları’nda durmaktı. Bu arada halen Çin’de inşa edilen teknede kalite sorunları yaşamaya devam ediyorduk. Bodrum’da charter hizmeti sunan Flaka Sailing adlı bir firma var. Onun sahibi olan arkadaşım Rene Tiemessen, bana sürekli “Türkiye’ye gelmelisin, burada yelken yapmaktan çok hoşlanacaksın” diyordu. Sonunda onun tavsiyesine uydum ve Türkiye’yi çok sevdim. Çin’deki üretim sorunlarımızdan ona bahsederken “Tekneleri neden Türkiye’de yapmıyorsun?” diye sordu. Beni Bodrum’daki marangozlarla, kromcularla, farklı farklı ustayla tanıştırdı. Gezdikçe Türkiye’de aradığım üretim kalitesini bulabileceğimi gördüm. Araştırmaya devam ettikçe Tuzla’nın bu işin merkezi olduğunu fark ettim. Sadece Türkiye için değil, dünya için de. (Eskiden Southampton hakkında aynısını söyleyebilirdik ama artık geçerli değil.)
Tuzla’da uygun bir tersane bulmak için dolaşmaya karar verdim; 10 firma belirledim. Bu sırada yine başka bir arkadaşım olan Ronald Grünberg ile buluştum. Onun firması Su Marine ile harika süperyatlar yaptığını ve boyları sebebiyle Kraken’leri inşa etmeyeceğini biliyordum ama tecrübesiyle bize çok yardımı dokunabilirdi. Yemeğe gittik ve konuşurken ona bu 10 firma için ne düşündüğünü sordum. Soruyu duymazdan geldi, yemeğin sonuna doğru sorumu tekrarladım. Bu kez “Listeye bakmama gerek yok, Kraken’leri biz inşa edeceğiz” dedi. Bir bölümde süperyat inşası devam ederken diğer tarafta Kraken’ler yapılacak; bu süreklilik her iki taraf için de maliyeti düşüren ve işçilik kalitesini sağlayan bir avantaja dönüşecekti. Böylece Su Marine Tersanesi ile anlaşmış olduk.

Kraken 66, White Dragon


Çin’de tekne üretmek ile Türkiye’de üretmek arasında nasıl farklar var?
Öncelikle sadece tekne yapımı değil, her konuda derin bir kültür farkı var. Çin’de Türk işçilerde olan projeye bağlılık ve sevgi yok. Türkiye’de bu işi yapanlar en verimli ve iyi şekilde üretmek istiyor ve yaptığı işten gurur duyuyor. Bizim Su Marine ekibine birşeylerin doğru gitmediğini söylememiz gerekmiyor çünkü öncesinde onlar gelip “Bunu böyle yapıyoruz ama çok da iyi sonuç vermeyecek, siz ne düşünüyorsunuz?” diyor. Bu çok önemli bir rahatlama sağlıyor bize.
Çin’deki yönetim sistemi ile Avrupa’da ve Türkiye’deki (ikisi aşağı yukarı aynı) yönetim sistemi arasında da çok büyük fark var. Çin’de ‘yüzü korumak’ adını verdikleri bir gelenek sebebiyle yöneticiler, teknede çalışanlarla doğrudan iletişim kurmuyor. Onun yerine örneğin baş marangozu yanına çağırıp yapılması gerekenleri ona iletiyor. Su Marine’de ise Timothy Grünberg’i tekneden indiremezsiniz, elleri kirlensin, işin içinde olsun, projenin içinde yaşasın ister, tam tersi yani. Çin’deki işçiliğin daha ucuz olduğu bir gerçek ancak bir işi üç seferde yaptırabiliyorsanız işçiliğin ucuz olmasının pek de bir anlamı kalmıyor aslında.
Şu an COVID-19’dan sonraki ilk Türkiye seyahatimden yeni döndüm. Ve gördüklerimden yüzde yüz memnunum.
Gövde kalıbı ile salmanın birleşimi sırasında İstanbul’da olamadım maalesef. Tersaneden “Yerleştirme sırasında kalıpta hizada sadece 2 milimetrelik bir fark olduğunu gördük” dediler. Ben de “Harika” dedim. Ancak harika olan asıl o değildi, tersanenin o farkı bile fazla bulup yeniden yerleştirme yapıp farkı 0,5 milimetreye düşürmüş olmasıydı. Bu benim için inanılmaz bir işçilik kalitesi ve işe duyulan tutku anlamına geliyor.

Türkiye’de şu anda üretimi devam eden Kraken 50 öncekilerden farklı mı?
Kraken 50’nin bazı özelliklerini daha da geliştirmek adına yeni bir kalıp yaptık. Buna Versiyon 2 diyoruz. Kraken modellerinin en önemli özelliği Zero Keel (sıfır salma). Bir anlamda çok eski bir tasarım, diğer taraftan bakınca da tamamen yeni bir uygulama. Uzun salmanın (omurga boyunca) bütün avantajlarına sahip ki bunların başında gövdeden kopmaması gelir. Balastın sağladığı düzelme açısı en doğru pozisyonda yer alıyor. Tekne daha fazla yelken taşıyabiliyor ve hareketi daha da gelişiyor. Eğer torpil salmalı bir tekneniz varsa, bir yarışta ödülleri kapabilirsiniz. Kolay manevra yaparsınız, yelkenleri kolay değiştirirsiniz. Ama bunlara gezi teknesinde ihtiyacınız olmaz. Gezi teknesinde Atlantik’i geçerken hat üzerinde daha dengeli, zıplamadığı için daha konforlu bir tekne istersiniz.

Sıfır salma adını verdiğiniz özellik nasıl ortaya çıktı, bir hikayesi var mı? Salmanızda bir hasar oldu mu?
Başka türlü bir tekneyle okyanus geçmeyi düşünmezdim açıkçası. Geçilmez demiyorum elbette ama ben tercih etmezdim. Eğer bir resife ya da yüzen bir şeye çarparsanız, karaya oturursanız muhtemelen altı saatten fazla dayanamazsınız. Açık denizdeyseniz, yardım alma imkanınız olmayabilir. Tayana’nın yaptığı önceki teknem Moon Shadow ile Kuzey Endonezya’da haritada olmayan bir resife çarptım. Karadan 25-30 mil açıktaydım. Orada beş saat çakılı kaldık. Dingiyle tekneyi çekerek kurtarmayı başardım. Limana döndüğümde dalıp hasarı kontrol ettim. Çizikler ve sıyrılmalar dışında yapısal bir hasar yoktu. Yachting World ile yaptığım bir röportajda bana sizinle aynı soruyu sordular. Onlara da karaya oturma hikayemi anlattım ve “Karadan binlerce mil açıkta ve yalnız seyreden bir dümenciyseniz, salmadan gelen bir sesle yattığınız yerden fırlamak istemezsiniz” dedim. O anda bilmiyordum ama aynı gazeteci o günlerde salmasını kaybeden Oyster 82’nin dümencisiyle görüşüyormuş. Dümenci de salmadan gelen bir sesle yerinden fırladığını ve 15 dakika sonra teknenin alabora olduğunu anlatmış. Zero Keel’in ardındaki hikaye tam olarak bu.

Kraken 50


Kraken 50’de tekne sahibine özel yapılabilen değişikler nelerdir?
Biz tekneyi üç modüle bölüyoruz. Direkten baş tarafa bir bölüm, salon ayrı bir bölüm, kıç kamara ayrı bir bölüm. Bu alanlar için iki-üç farklı tasarım seçeneğimiz var. Tekne sahibi istediğini seçebiliyor. Örneğin 2,01 metre boyundaki bir müşterimiz tavan yüksekliğini ona uygun yapıp yapamayacağımızı sordu ve sorun olmayacağını söyledik. Normalde bunu yapmazsınız ama biz bunu gerçekleştirebilecek işçiliğe sahibiz. Amacımız tekneyi tamamen sahibinin ihtiyaçlarına göre yapmak ancak onun denizciliğinden ödün verecek ya da Kraken Yachts kalitesini bozacak hiçbir şeyi kabul etmeyiz.
Yelkenli yat dünyasında pek bulunmayan özellikte bir seri yarattığımızı düşünüyorum. Yarış-gezi kategorisine hiç inanmıyorum. Bence yarış teknesi mi, gezi teknesi mi istediğinize karar vermelisiniz. Biz Kraken’de dünyadaki en iyi açık deniz gezi teknelerini yapma hedefiyle yola çıktık.

Siz sürece ne kadar dahil oluyorsunuz?
Ben satışçı değilim, öyle olmak da istemiyorum. Bize göre ya açık deniz teknesi istersin ya da istemezsin. Herkesin aynı tecrübede olmasını tabii ki beklemiyoruz. Bu yüzden dünyanın etrafında yaklaşık 250 bin mil yapmış bir denizci olarak müşterilerimle konuşmayı, tavsiyelerde bulunmayı seviyorum. Hollandalı bir müşterim benden sarma sistemini ve vinçleri elektrikli istediği söyledi. Ona elektrikli sarma sistemi çalışmazsa baş tarafa gitmesi gerekeceğini açıkladım. Ancak elektrikli vinçler çalışmasa bile manuel vinçlerle kokpitten ayrılmadan yine de işini halledebilir. O zaman yüksek maliyetli böyle bir sisteme gerçekten ihtiyacı var mı? Buna benzer konularda onlara doğru tavsiyelerde bulunmaya çalışıyorum.
Kraken Yachts’ta Blue Water Support System adını verdiğimiz bir destek sistemimiz var. Dünyanın farklı yerlerinde işlerinde iyi olan firmaları, adresleri topladım. Bunlara destek sistemine girmek isteyip istemediklerini sordum. Fiyat listelerini aldım ve bunu değiştirmemelerini istedim. Ulaşım giderlerini bile belli sınırda tutanları bu listeye aldım. Dünya seyahati yaparken adres vermeniz zordur; filanca koydaki üçüncü palmiye ağacına paket gelmesini bekleyemezsiniz. Ben de yerel otellerle görüşüp tekne sahipleri için paketleri teslim alıp almayacaklarını sordum; ne mutlu ki şimdiye kadar hiç geri çevrilmedik.
Böyle bir servis sunarak yıllar geçse de müşterilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Ayrıca internet sitemizde yayınladığımız ve herkesin ücretsiz indirebileceği Ocean Sailor adında bir dergimiz var. Hem Kraken modelleriyle ilgili bilgiler hem de farklı röportajlar, makaleler yer alıyor.  

Türkiye’den ekipman ve aksesuar yapan üreticilerle çalışıyor musunuz?
Evet, biz onlara “Ortaklarımız” diyoruz. Örneğin; Doblin Yelken’den Kaan İş ile buluştuğumda ona “Benim için sadece yelken üretmeni değil, birlikte çalışarak her şeyi daha iyi hale getirmemizi istiyorum” dedim. Yelkenler, halatlar, su yapıcı ya da farklı bir ekipman da söz konusu olsa, projeyi birlikte geliştirebileceğimiz üreticileri seçiyoruz. Türk üreticiler Kaya Ropes ve Admiral Denizcilik ile çalışıyoruz. Admiral Denizcilik bizim tekneye özel bir direk içi sarma sistemi geliştiriyor. Ben de onları Z-Spars ile tanıştırdım ve sanırım birlikte çalışacaklar. Bu iş birliği sonunda herkes kazanacak.
Ancak halen distribütör bulma konusunda pek ilerleyemedik.

Kraken modelleri Türkiye kıyılarına uygun mu?
İstediğiniz bir yelkenliyle dünyayı dolaşmak, uzun seyirler yapmaksa -ki pandemi döneminde bu talebin daha çok arttığını görüyoruz- o zaman bir Kraken’e ihtiyaç duyarsınız. Salmanızın düşmeyeceğini bilmek istersiniz. Dayanıklı ve sizi yarı yolda bırakmayacak bir tekneye ihtiyacınız vardır. Ayrıca dünya denizlerini gezmeye başlamak için Türkiye’den daha iyi bir yer olamaz. Çünkü teknenizi tanımak ve ona alışmak için Ege ve Akdeniz gibi korunaklı bir alanda olmalısınız. Akdeniz’den Cebelitarık’a kadar pupa gidersiniz. Atlantik’ten Karayiplere kadar pupa gidersiniz. Oradan Panama’ya kadar gidip Pasifik Okyanusu'nda devam etmek  isterseniz yine pupa seyredersiniz. O yüzden Türkiye kıyıları mükemmel bir antrenman alanıdır.
Kraken sahipleriyle bir kulüp gibi bir arada olalım, bilgi paylaşalım istiyoruz. O yüzden Türkiye'de suya inen tekneleriyle kıyılarınızda biraz gezip ekipmanını denemelerini ve bir sorun yaşandığında yanlarında olmayı istiyoruz. Ege bunun için de harika bir mevki. Akdeniz’in batısının 30 yıl önceki hali gibi. Herkes sizi soymaya çalışmıyor, deniz tertemiz ve özellikle Türkiye’de karaya çıktığınızda insanların size yardım edeceğini biliyorsunuz.



Kraken modellerinin her amaca uygun olmadığını her fırsatta dile getiriyorsunuz. Bu şekilde tekne üretmenin dezavantajları nelerdir?
En önemli dezavantajı teknenin daha pahalı olması elbette. Seri üretim bir tekne aldığınızda gövde kalınlığı 5-6 milimetre olacaktır. Kraken ise 15-18 milimetre. Üretim yöntemimiz daha maliyetli, kullandığımız ekipman daha pahalı. Ama Kraken’i Hallberg Rassy ya da Oyster ile kıyaslarsanız, o zaman artık pahalı kalmayacaktır hatta bazı noktalarda iyi ekipman kullandığımız için ucuz olacaktır.
Diğer bir dezavantaj olarak algılanabilecek konu ise dalgaya oturup ‘surf’ (plane) etmemesi olabilir. Ancak az sayıda kişiyle seyredenlerin, karı-koca dünya turuna çıkanların en son isteyeceği şey de ‘plane’ eden bir teknedir. Bunun dışında yelken performansı iyi mi, evet iyi. 8-9 knot yapıyor. Çoğu gezi yelkenlisine göre daha dar açıda (30° kadar) gidebiliyor.       

Kraken 50’nin inşası ne kadar sürecek?
Kraken 50’yi inşa etmek sekiz ay sürüyor. Deneme seyirleri için de bir ay gerekiyor. Amerika’ya gidecek ilk teknemizin satışı gerçekleşti. Abu Dabi, İsrail, Bruney, Almanya, İngiltere, İtalya’dan görüştüğümüz potansiyel alıcılar var. Pandemi öncesinde dört Türk müşteriyle de görüşme halindeydik. Bunlardan ikisi 44 feet boyunda bir model yapmayı düşünüp düşünmediğimizi sordu. Şu anda 50, 58 ve 60 feet’lik modellerimiz var ve seriyi genişletmeyi düşünüyoruz.

Kraken 66, White Dragon


Tekneniz White Dragon ile hâlâ geziyor musunuz?
Evet. COVID’den dolayı dokuz ay boyunca marinadaydı. İstanbul’dayken onunla Prens Adaları’na gittik. Giderken altındaki kekamozlar sebebiyle 3,5 knot ancak yapabildik. Dalıp sadece pervanedeki kekamozları temizlemem bir buçuk saatimi aldı. Sonuçta gövdeyi de temizledim ve Tuzla Marina’ya dönüşte frişka rüzgârda 10 knot yaptık. Hedefim eylülde tekrar tekneme dönmek. Sonra Bodrum’a ve Göcek’e gitmek.

Konuşmamızın başında daha az çalışıp daha çok yelken yapmak için yola çıktığınızı söylemiştiniz. Bu plan hâlâ geçerli mi?
Çok iyi soru. (Gülüyoruz). Dünya turu yapmak için her şeyini satıp denize çıkan çok insan tanıdım. Çoğu bunu bir-iki sene yapıp sonra finansal ya da farklı sebeplerle tekneyi satıp eski yaşamlarına dönüyor.
Aslında bu kararı verdiğimde farklı iş kollarında çalışıyordum, hepsini sattım ve emekli oldum; Kraken Yachts hariç. İnsanlara aktarabileceğim bir şey olduğunu biliyorum. Tekne tasarımcıları çizdikleri teknelerle seyir yapar ama aylarca okyanuslarda dolaşmaz. Teknede yaşayarak öğrendiğiniz şeyleri kitaplarda okuyamazsınız. Yelkenli teknelerdeki problemlerin yüzde sekseninin yakıt kaynaklı (biyodizel) olduğunu söyleyebilirim. Bazen motoru bazen jeneratörü etkiler. Bu sorunları ben de yaşadım ve bir sistem geliştirdim. Pompa ve filtrenin olduğu bu sistemde bütün yakıtı filtreden geçirdim. Kraken’i tasarlarken de üç yakıt tankı ve yakıtı transfer edip filtreden geçiren bir sistem yaptık. Sancak-iskele tankları dışarıdan doldurmak mümkün ancak ortadaki tankı dışarıdan dolduramazsınız. O depo, sancak-iskele depolardan filtre edilip temizlenen yakıtla besleniyor. Bu sayede her motoru çalıştırdığınızda tanktan tertemiz yakıt geldiğinden emin oluyorsunuz. Bu her Kraken’de standart bir özelliktir. Bunun gibi sistemler geliştirmek beni mutlu ediyor ve çok çalıştığımı hissetmiyorum.
www.krakenyachts.com