Popüler Konular : YATED'den fuarlarla ... | Naviga 17 yaşında!... |
Benim hâlâ umudum var
Naviga
6.07.2020
A | a
Benim hâlâ umudum var

Filipinler (Bart Shepherd)

Okyanusların akciğerleri olarak tanımlanan, gezegenin en büyük ve karmaşık ekosistemi mercan resifleri, çevre sorunları nedeniyle tehdit altında. Mercanları kurtarmak için yola çıkan Dr. Dirk Peterson, SECORE adını verdiği organizasyonla dünyanın dört bir yanında büyük bir umutla ‘restorasyon’ çalışması yapıyor.

Yazı: Ayşegül Bakış


Dirk Petersen
 

“Ben mercan resifiyim.

Bazıları benim sadece bir taş olduğumu düşünür.

Aslında bu gezegendeki en geniş canlıyım.

O kadar büyüğüm ki uzaydan bile görülebiliyorum.

Ama ne zamana kadar?

250 milyon yıl boyunca büyüdüm ve insanlar geldi ve beşte birim yok oldu.

Elbette, denizin dibinde yaşıyorum ve beni çok sık görmüyorsunuz ama bana ihtiyacınız var.

Deniz yaşamının dörtte birinin bana bağımlı olduğunun farkında mısınız?”

Yukarıdaki satırlar Nature is Speaking adıyla yayınlanan kısa filmlerden Mercan Resifi bölümüne ait. Amerikalı Aktör Ian Somerhalder tarafından seslendirilen bu kısa filmi, Naviga olarak 2. Deniz Filmleri Festivali’nde göstermiş ve denizlerimizin karşı karşıya olduğu tehdide dikkat çekmeyi amaçlamıştık.

Tüm dünyada 500 milyon insana koruma, iş ve yiyecek sağlayan mercan resifleri gitgide yok oluyor. Aşırı avlanma, kirlilik ve küresel ısınmadan dolayı mercanların o büyüleyici renkleri yerini soluk beyaza bırakıyor. Mercan beyazlaması adı verilen bu durum sadece onları değil, resiflere bağlı yaşayan binlerce canlıyı da tehdit ediyor. Bunu engellemek için çalışan organizasyonlardan biri de SECORE. 2002 yılında Dr. Dirk Peterson’ın öncülüğünde yola çıkan kuruluş, mercanların restore edilmesi için araştırmalar yapıyor. Bahamalar, Curacao, Guam, Meksika, Filipinler ve US Virgin Islands’ta devam eden restorasyon çalışmalarının amacı dış etkenler sebebiyle kendi kendine çoğalmakta zorlanan mercanlara destek olmak. İşin sevindirici boyutu ise okyanusları tedavi etmek için yeni teknikler geliştiren doktorun ‘hâlâ umudu’ olması.

Yumurtlayan mercanlar, Guam (Paul Selvaggio)
 

Dünyadaki tüm mercanları kaybedersek ne olur?

Mercanların yok olmasının birkaç etkisi olur: Öncelikle okyanuslardaki büyüleyici güzellikteki, eşsiz ve biyo çeşitliliğe sahip sistemlerimizi kaybetmiş oluruz. Mercanlar okyanuslardaki biyo çeşitliliğin üçte ikisini oluşturuyor. Aynı zamanda mercan resifleri yeni ilaç yapımı için hammadde sağlayan en önemli kaynak. Biyoetken maddeler konusunda mercan organizmalarında çok önemli araştırmalar yapılıyor. Aynı zamanda dünyadaki milyonlarca insan için mercan resifleri önemli bir besin kaynağı. Birçok balığa ev sahipliği yapıyor, yavrulama ve yavruların büyümesi için çok önemli bir yuva görevi görüyor. Hem dalış turizmi hem de tropik suların dillere destan turkuaz mavisini sağlaması açısından ekonomik ve turistik değeri ise tartışılmaz elbette. Tropik bölgelerde yatçıların ve karadan gelen turistlerin etkilendiği bembeyaz kumsallar ve turkuaz mavi sular, mercan resiflerinden dolayı oluşan bir manzara. Mercanlar kaybolduğunda su bulanıklaşır ve rengi değişir çünkü mercanların yerini yosunlar alır. Beyaz kum aslında mercanların iskeletleridir. Sert mercan polipleri kalsiyum karbonatı sert kireç taşına dönüştürerek iskelet yapılar oluşturur. Bu yapıların büyümesiyle de resif meydana gelir ve daha çok mercan resifte yerini alır. İskeletlerin bir kısmı küçük parçalar haline geldiğinde de sahillerde gördüğünüz beyaz kumu oluşturur. Mercanlar yok olduğunda sahiller de yok olur. Aynı zamanda mercan resifleri sahilleri koruyan birer kalkan gibidir. Resifler olmadığında bu sahiller çoğu büyük dalgalara ve fırtınalara karşı tamamen korumasız kalacaktır.

Yapılan araştırmalar Maldivler gibi bölgelerde her yıl metrelerce sahil şeridini kaybettiğimizi gösteriyor. İşbirliği yaptığımız derneklerden biri olan Nature Conservancy, sigorta şirketleriyle birlikte yarım metre resif kaybolduğunda fırtınada oluşacak zarara dair bir araştırma yaptı ve her yıl faturanın milyarlarca dolar olacağını açıkladılar. Sigorta şirketleri bu büyük kayba engel olmak istiyorsa mercan resiflerini korumakla ilgilenmeli. Çünkü mercanlar, kendi kendilerini besleyen, kendi kendilerine çoğalan ve fırtınalardan sonra kendi kendilerini onarabilen doğal bir koruma kalkanı. İklim değişimi ve karbondioksit salınımı açısından da çok önemli çünkü iskeletleriyle okyanuslarda bir tür filtre görevi görüyorlar. Mercanlar olmadığında iklim değişimi bakımından da büyük bir desteği kaybetmiş olacağız.

Yumurtlayan mercanlar, Guam (Paul Selvaggio)
 

Çalışmaya başladığınızdan beri ne kadar bir alanda restorasyon yaptınız?

Yıllardır mercanların nasıl çoğaldığı yönünde araştırmalar yapıyoruz. Bunlar sonucunda bazı mercan türlerinin artık doğal yollarla çoğalmadığı ortaya çıktı. Döllenme için yeterli döl ortaya çıkmıyor. Biz de mercanların tekrar üremesi için ne yapabileceğimize odaklandık. Bulgularımızla daha geniş alanda restorasyon yapabilmek için gereken teknolojiyi nasıl geliştirebileceğimize kafa yoruyoruz.

Bugüne kadar sualtında binlerce mercan yerleştirdik. Buna her yıl 10 bin mercan daha ekliyoruz. Sayı çokmuş gibi gelebilir ancak aslında değil. Şimdiye kadar dünya çevresinde yapılan tüm restorasyon çalışmaları çok sınırlı. Bu projeler genelde 1 hektarı (100X100 metre) bile kapsamıyor. Her metrekareye bir mercan yerleştirseniz toplamda 10 bin mercan olur. Yapıştırma adını verdiğimiz bu işlemde her mercana 3-4 dakika ayırdığınızı düşünürseniz ne kadar çok zamana ihtiyacınız olduğunu da anlarsınız. Mercan beyazlaması adını verdiğimiz durumsa 2 bin kilometrekarelik bir alana yayılıyor. Dolayısıyla bu restorasyon tipi adaların çevresindeki resiflere yama yapmaktan ileri gitmiyor. Hepsini kapsaması için milyonlarca mercan yerleştirmemiz gerekir.

Şu sıralarda restorasyon sürecini basitleştirerek hem vakit hem de nakitten tasarruf edeceğimiz farklı bir yaklaşım üzerinde çalışıyoruz. Auto Desk adındaki yazılım firmasıyla bir ortaklık yaptık, onlar ve Kalifornia Bilim Akademisi’nden mühendislerle birlikte özel bir alt tabaka geliştirdik. Bu kendi kendine tutunabilen alt tabakalar üzerine tohumlama yaparak mercanları üretmeyi deniyoruz. Böylece her mercanın tek tek yerleştirilmesi işlemine gerek kalmadan büyük alanları restore etmeyi başaracağımızı düşünüyoruz. Hedefimiz beş yıl içinde küresel olarak bu projeyi geliştirmek ve her yıl dünya okyanuslarında bir milyon mercan üretmek. Bu büyük bir hedef ancak işbirliği yaptığımız firmalarla birlikte bunu başaracağımıza inanıyorum.

Guam (Jamie Craggs)


Dünyada mercan restorasyonu alanında çalışan kaç kuruluş var?

Küçük girişimler, sahil köylerinde, kasabalarında kurulan dernekler gibi birçok kuruluş bu alanda çalışıyor ancak bunların çoğu birbiriyle koordinasyon halinde değil. Bazen bize bu dernekler ya da girişimciler tavsiyelerimizi soruyor. Bunun ne kadar karmaşık bir süreç olduğunu anlatmaya çalışıyoruz çünkü bilinçsizce yapılan çalışmalar yarardan çok zarar getirebilir. Ayrıca bağımsız çalışıldığı sürece her seferinde Amerika’yı yeniden keşfetmek zorunda kalırsınız. Bu nedenle koordinasyon halinde çalışılsa her açıdan daha büyük faydalar sağlamak mümkün.

Yerleştirilmiş mercanlar beş yaşında (Paul Selvaggio)
 

İklim değişimi ve su sıcaklığının artması gibi çevresel etkenleri düşündüğünüzde mercan restorasyonu eko sistemi ve mercanları kurtarabilir mi?

Özellikle son dönemde medyada mercan restorasyonu ‘beyazlama’ sorununu ortadan kaldıracak bir çözümmüş gibi sunuluyor ancak bu doğru değil. Restorasyon bir mucize yaratamaz. Biz sadece mercanların tekrar üremesine, yeni nesiller yaratmasına ve çevresel etkilerden dolayı uğradıkları zararın onarılmasına yardım ediyoruz. Aşırı avlanma, küresel ısınma ve kirlilik devam ettiği sürece mercanları restore etmenin bir anlamı olmayacak. Yosun yiyen balıklar avlanırsa, istilacı yosunlar çoğalacak ve özenle yetiştirdiğimiz mercanları yok edecek.

Çevre sorunlarını deniz koruma alanları gibi büyük ölçekli uygulamalar ve katı düzenlemelerle kontrol altına almazsak yaptığımız hiçbir çalışma anlamlı olmayacak. Ama bu etkileri azaltırsak doğa gibi mercanlar da kendilerini kısa sürede yenilemeye başlar.

 

Mercanları nasıl çoğaltıyorsunuz?

Birkaç dalgıç yumurtlama zamanı resiflere dalıyoruz. Mercanlar yılda birkaç kez yumurtlar. Örneğin Karayiplerde bir mercanın ağustos ayındaki dolunayı takip eden dördüncü ya da beşinci günde 21:15’te yumurtalayacağını biliyoruz ve bekliyoruz. Ortaya çıkan yumurta ve spermlerden az miktarda alıyoruz ve laboratuvara götürüyoruz. Bundan sonra bir mercanın oluşması için gereken süreç oldukça karmaşık. Yumurtalamanın ardından döllenmenin gerçekleşebilmesi için 1 milimetreden küçük embriyonun birkaç gün okyanusta sürüklenip aktif olarak yüzebilen mercan larvasına dönüşmesi, kendine yerleşecek bir yer bulması ve mercan polipi haline gelmesi gerekiyor. Çevresel etkenler bu sürece zarar verdiği için Karayiplerdeki birçok mercan türü kendi kendine çoğalamıyor, biz de onlara yardımcı oluyoruz.

Bazı mercan türleri ise yüksek su sıcaklıklarına karşı dirence sahip. Biz de bu ısı toleransından restorasyon çalışmalarında nasıl fayda sağlayabileceğimizi inceliyoruz.

Yeni yöntemle ‘restore’ edilen mercan resifi (Paul Selvaggio)

 

Son dönemde yaşanan büyük fırtınalar mercan resiflerini ve çalışmalarınızı nasıl etkiledi?

Mercanlar genellikle fırtınalara karşı oldukça dayanıklıdır. Örneğin fırtınada resifin tamamı adanın bir ucundan diğer ucuna taşınabilir ve bundan etkilenmez. Üstelik fırtınalar, istilacı türlerin azalmasına sebep olduğundan mercanlardaki çeşitliliğin korunması için de faydalıdır. Ancak doğal ortam bozulduğunda ortaya çıkan kirlilik, deniz suyunun ısınması, yosunların çoğalması gibi stres yaratan durumlar sebebiyle zaten çoğalmakta zorlanan mercanlar, fırtınadaki değişimleri kaldıramıyor.   

Bize gelince; yeni restorasyon tekniklerimiz sebebiyle kıyıda tesis, laboratuvar ya da havuz kurmak gibi bir zorunluluktan da kurtuluyoruz. Her şeyi okyanusta oluşturduğumuz havuzlarda yapıyoruz ve bir iki hafta sonra o havuzlara da ihtiyacımız kalmıyor. Dolayısıyla SECORE olarak fırtınalardan çok etkilendiğimizi söyleyemem. Ancak karadaki tesislerde çalışan diğer organizasyonlar oldukça etkilendi. Proje alanlarımızdan biri olan US Virgin Islands’ta St Croix’ta çalıştığımız ofis tamamen yok oldu. Ekibimiz yaşayacak bir yer bile bulamadığı için artık orada çalışamıyor maalesef. Bu fırtınalar mercan resiflerinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hepimize hatırlattı aslında.   

Yumurta ve spermlerin toplanması (Barry Brown)

 

Tüm dünyaya yayılan bu çalışmaları nasıl yönetiyorsunuz?

Yerel işbirlikçilerimizin de desteğiyle tüm dünyada çok farklı projeler yapıyoruz. Tüm bu yerleri ve projeleri kapsayacak bir şemsiye yarattık diyebiliriz. Sürekli iletişim halindeyiz. Bilim, uygulama ve teknolojiyi bir araya getiren tek organizasyon olduğumuz için en büyük stres beklentinin fazla olması. Çok iyi bir takımımız olduğu için şanslıyız ve bu ekibi büyütmeye çalışıyoruz. En büyük mücadelemiz bu alanda çığır açacak yeniliklere imza atmak ve bunu finanse edebilmek.

 

Mercan resiflerinin geleceğinden ümitli misiniz?

Medyadaki kötümser bakış açısı insanları bu duruma karşı hiçbir şey yapılamayacağına dair bir yılgınlığa itiyor. Çalışma bölgelerimizde workshop’lar yapıyor ve yerel halktan, medyadan insanları davet ederek ne yaptığımızı anlatıyoruz, beraber dalıyoruz. Mercan resiflerindeki renklerden, doğal bir fenomen olan mercan yumurtlamasını izlemekten çok etkileniyor ve onları korumak için destek olmak istiyorlar. İlgi oldukça büyük, insanların mercan resiflerinin tehlikede olduğunu bilmesi ve duyarlı olmaları çok önemli. Hâlâ yapabileceğimiz şeyler var. Bir şeyleri değiştirebileceğime, başarılı olabileceğimize inanmasam bu mücadeleye girmezdim.
Etiketler :
 
           
 
SİTEDE ARA
               
Naviga Yayınları
 
 
 
HAVA DURUMU
İSTANBUL   MUĞLA   GÖCEK
İZMIR WEATHER   MARMARIS WEATHER   ANTALYA
 
FIRTINA TAKVİMİ

03 Ekim Kuş Geçimi

04 Ekim Koç Katımı

14 Ekim Meryem Ana

18 Ekim Kırlangıç

21 Ekim Bağ Bozumu     

27 Ekim Balık (3 gün)

TAKVİM
2
EKİM
MIYC Nurolbank Campus Cup
Yer:Marmaris
Tarih:02 Ekim-04 Ekim
3
EKİM
Moda Deniz Kulübü Kupası
Yer:moda
Tarih:3 Ekim
 
 
NAVİGA ÜYELİK
okuyucu@navigamagazin.com Adres: Kalamış Fener Cad. İskele Sok. (Gamze Sok.) No: 2 Kalamış 34025 Kadıköy-İ
NAVİGA E-BÜLTEN
 
Tasarım & Kodlama: Tekklik Bulut ve Internet Hizmetleri