Popüler Konular : Derinlerdeki evim... | ARALIK 2020... |
Tatlı sert adalar: Andros, Tinos
Naviga
6.10.2020
A | a
Tatlı sert adalar: Andros, Tinos

Yunan Adaları seyir notlarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Geçen sayıda Kefalonya’dan Korint’e yaptığımız seyirden sonra bu defa sert rüzgârları nedeniyle denizcilerin biraz uzak durduğu adalardan Andros ve Tinos’u anlatıyoruz.

Yazı ve fotoğraflar: Sema Akgün ve Erhan Öztürk


Skiros’tan çıktıktan sonra 20-30 knot’lar arası değişen güzel bir meltemle Cyclades (Kiklad) Adaları’na giriş yaptık. Aylardan temmuz. Ağustosla birlikte meltemin en sert olduğu zamanlar… Rüzgâr, Kuzey Ege’den çıkıp Kuzey Sporadları aştıktan sonra Skiros’u da geçip uzun bir yolla ilk olarak önlerindeki Andros ve Tinos’a çullanır. Bu nedenle bu iki adaya seyir yapmak genel olarak sert şartlara hazırlıklı olmayı gerektirir hele de temmuz ve ağustos aylarında…

Seyrimiz yaklaşık 65 mil sürdü. İlk durak, Naxos Adası’ndan sonraki ikinci büyük Cyclades adası olan Andros’tu. Önce adanın kuzeybatısına yakın olan Gavrio (37° 53.089’ K-24° 44.128’ D) Limanı’na yanaştık. Burası çok az tekne alan (daha çok balıkçı teknesi ile dolu), adanın feribot ulaşımının sağlandığı bir liman kasabası. Çok rahat olmadığı için biz de Gavrio’nun 4 mil daha güneyindeki daha çok tekne alan, Batsi Limanı’na (37° 51.372’ K-24° 47.078’ D) geçtik ve kıyıya bağlandık.

 



Andros
 

Batsi müthiş tavernaları, çok güzel kıyı bandı ve plajlarıyla aklımızda kalan yerlerdendi. Buradan adayı gezmek için araba kiralamak istedik ama biraz zorlandık maalesef. Kıyıda iki-üç acente var ama onlarda da araba sayısı kısıtlı. Ertesi günkü ada turumuz için 50 euro’ya zar zor bir araba bulduk. Sabah yola koyulduk ve sırasıyla otantik mimarili Katakilos, Pithara, Apikia köylerini, 1700’lerden kalma Saint Eirini Manastırı’nı gezip Andros Chora’ya geldik. Chora, Andros’un en görkemli kenti.


Andros Tourlitis deniz feneri
 

İlk önce Sema’nın düşen dolgusunu yaptırmak için dişçi aradık. Bize yardım eden gençler ve Türk dostu dişçi müthişti. Bir Türk’e yardım ettiği için çok mutlu oldu, tüm ısrarlarımıza karşı hele Sema’nın doktor olduğunu da duyunca para bile almadı. Chora harikaydı gerçekten. Yarımadanın kenarından, eski limanın yanından ve müthiş fotojenik sokak içlerinden geçerek eski limandaki denizin içinde kayaların üstüne yapılan Thalassini Chapel’e geldik ve öyle güzel bir ışığı vardı ki yine fotoğraflamaya doyamadık. Sonra kiliseyi geçip meçhul denizci heykelinin de bulunduğu meydana vardık. Tam karşısında, Chora Kalesi’nin üzerinde olduğu yarımada, bu adayı yarımadaya bağlayan tarihi köprü-galeri, yine yarımadanın karşısında denizdeki 1897’de yapılan Faro Tourlitis Feneri çok fotojenikti. Şehir merkezi, sokakları, tavernaları da müthişti.


Andros-Batsi


Chora’nın mimarisinde Venedik, İtalyan, Osmanlı, Yunan hepsi karışık duruyor ve bu da müthiş bir mimari görsellik sunuyor. Bize ilginç gelen, burada çok güzel bir modern sanat müzesinin bulunmasıydı. Ayrıca sonrasında gezdiğimiz Arkeoloji Müzesi, Denizcilik Müzesi, Eski Kairis Kütüphanesi, Theoskepasti Manastırı vb. birçok kültürel mirasın burayı çok daha güzelleştirdiğini düşündük. Engebeli yollardan buradan ayrıldıktan sonra ve yine birçok güzel köyü dolaşarak geçtikten sonra tepedeki Korthi Köyü’nü ve daha sonra da deniz kenarına inerek tavernalarıyla ünlü Korthi sahilini dolaştık. Yine burdan da yılan misali gibi yollardan ve köy aralarından adanın batı kısmına çıktık ve Paleopolis antik şehri ve plajını gezdik. Buradan geri Batsi’ye geçerek Gavrio ve Batsi arasındaki meşhur Amnos ve Petros plajlarında yüzdük. Akşam arabayı teslim ettikten sonra tavernalardan birinde kendimize iyi bir ziyafet çektik.


Andros-Chora


Ertesi gün Batsi Limanı’ndan ayrılıp 25 mil uzaktaki, arabayla gezerken çok beğendiğimiz ama denize giremediğimiz, adanın güneydoğusunda yer alan Korthi Körfezi’ne (37° 46.384’ K-24° 57.389’ D) geldik ve alargada demirledik. Yüzme molasından sonra 7,5 mil kuzeydeki Chora’da eski limanın açıklarında kıyıya yakın kuma demirimizi funda ettik. Burada bir liman var ama çok sığ olduğundan su kesimi yüksek tekneler giremiyor. Daha çok balıkçı tekneleri ve küçük motoryatlar burayı kullanıyor.


Ver elini Tinos

Hedefimizde yine rüzgârlarıyla ünlü kutsal ada olarak bilinen Tinos var. Önce 15 mil yol yaparak Tinos’un kuzeydoğusundaki Panormous Koyu’na (37° 39.450’ K-25° 08.853’ D) demir attık ve güzel bir yüzme molası verdik. Buradan da 5 mil yol yaparak adanın doğusuna düşen Kolimbithra (37° 38.208’ K-25° 08.853’ D) Koyu’na geldik demirimizi funda edip geceyi alargada geçirdik. Bugünü deniz, yüzme ve dinleme günü ilan ettik.

Ertesi sabah 18 mil ilerdeki adanın güney batısına düşen ve adanın merkezi olan Tinos Şehri’ne (37° 32.235’ K-25° 09.686’ D) geldik. Oldukça zor bir seyirdi, 45 knot civarında hava yedik… Sert dalgalar ve rüzgârlar eşliğine Tinos’un mendireklerinden içeriye girdik ama burada da hava hâlâ 40 knot civarında esiyordu. Önce rıhtımdaki bir teknelik boş yere almak istemediler ve karşı taraftaki çok da güvenli görünmeyen bağlanma yerine aborda olmamızı istediler. Rüzgâr bordadan çok sert esiyordu ve ertesi gün de hava yine  çok sert olacaktı ve güvenli bağlanmak lazımdı. O nedenle bu gösterilen yere değil, uzaktan gördüğümüz o tek teknelik yere bağlanmak için ısrarcı olduk. Biz ısrar edince artık kerhen razı olup ‘gelin’ dediler. Manevra çok ilginç, heyecanlı ve güzel oldu. Bordadan çok sert esen rüzgâr bizi zorlasa da iyi demir atmak gerekiyordu. 10 metre derinliğe 80 metre zincir döşedik ve motora tornistanda 2400 devirde hız verip hışımla (ve biraz da karaya çıkma korkusuyla) o tek teknelik dar aralığa tek seferde sorunsuz girdik. Bu girişimizle kıyıdakilerin epey takdirini de topladık. Ancak problem iskelemizdeki İtalyan yelkenlisiyle çıktı. Liman görevlilerinin ve bizim ikazlarımıza rağmen bizim bordaya sürten yandaki açmaz halatını bir türlü almak istemiyordu. Kavgaya ramak kalmıştı ki “Liman polisini çağırmaya gidiyorum” deyince kısmen aldı halatını.

Burası aynı zamanda büyük feribotların yanaşma yeri de… Feribot iskelesi farklı bir yerde ve kısmen uzakta olmasına rağmen, manevralarını yaparken yarattığı dalga ve soluganlar bize kadar geliyordu. Süspansiyonlu kıç halatlar olmasa çok daha rahatsız olabilirdik. Günün büyük bölümünü kiralık araba arayarak geçirdik. Sonunda günlüğü 55 euro’ya bulduk.


 

Tinos ilginç bir ada. Ortodoks orijinli ada Katolik ibadetinin de merkezi aynı zamanda. Ortodokslarla Katolikler iç içe yaşıyorlar. Bize Mardin’i anımsattı. Şehir içindeki Panagia Evengelistria Kilisesi’ni ve müzesini gezdik. Bu kiliseye duaları kabul olan hacılar değerli hediyeler sunuyorlar ve müthiş bir görsel şölen oluşturuyor. İçerdeki 1833’te bulunan ikonun hastalıkları iyileştirdiğine inanılıyor. Bu manastırı sırf bu ikonu yerleştirmek ve sergilemek için yapmışlar. Kilise şehrin en görkemli yapısı aynı zamanda. Adada 15 Ağustos ve 25 Mart’ta çok önemli iki yortu varmış. Hacılar ve hacı adayları limandan kiliseye kadar dizlerinin üzerinde sürünerek kiliseye gidiyor ve ibadet ediyorlarmış. Yine bu yolu tek seferde yürümenin bile şans getirdiğine inanılıyor. Aslında o tarihlerde adadaki tüm etkinlikler çok daha renkli oluyormuş. Bu tarihlerde burada bulunmak çok daha keyifli olabilir aslında ama tabii önceden yer ayırtmak şartıyla… Limanda ya da otellerde yer bulmak ciddi sorun oluyormuş. Şehri biraz daha dolaştıktan sonra, akşam tavernaların yoğun olduğu bölüme geldik. Hangisine oturacağımıza karar vermek için çok zorlandık çünkü hepsi birbirinden albeniliydi. Birini seçtik ve yine mükellef bir ziyafet çektik.


 

Ertesi gün sabah erkenden ada turu için yola çıktık, ilk önce Tarambados’a gittik. Sokak araları ve sanatsal güvercin evlerine bayıldık. Adada 700’e yakın güvercinlik varmış. Bunlardan pek azında güvercin bulunuyormuş. Buna rağmen adanın simgesi gibi olan bu güvercinliklerin çoğu gayet bakımlıydı. İçinde antik yapıları da olan, dar sokaklar ve kemerlerle evlerin birbiriyle bağlantılı olduğu, bu haliyle çok özel bir mimari barındıran otantik Tarambados kenti biz oradayken yeniden restore ediliyordu. Şu an için az insanın yaşadığı bu özgün ve şirin kenti de fotoğraflamaya doyamadık. Hatta burada vadinin içindeki akarsuyun üzerine kurulmuş antik çamaşırhane bizi  çok da şaşırttı…

Sonra Kardiani kasabasına geçtik. Yamaca kurulan ve dar sokaklı, beyaz-mavi özgün mimarili bu kasabada kendimize yine bir fotoğraf şöleni verdik. Pirgos kasabasına geçerken tepedeki yel değirmeni ve yakınındaki kilise yine müthişti. Mermer heykel sanatının merkezi olan ve her tarafı mermer olan Pirgos’da yamaca kurulmuş. Buradaki sanat okulu ve müzesi, Panormos Sanatçıları Müzesi, sokak aralarındaki Tinos evleri gezilmesi gereken yerler. Tinos evlerinin bir özelliği de kapıların üstlerine mermerden yapılan balık, kuş vb. açık oyma figürler. Bu açık figürler sayesinde evler havalanabiliyorlarmış.

Sonra Panormos sahil kasabasına geldik ve tabii ki öğlen Yunan mutfağının lezzetleriyle kendimizi şımarttık. Buradan Kolimbithra köyü ve koyuna geçtik. Buradan da arkasında yükselen büyük Citadel Kayası’nın eteklerindeki Loutra kasabasını gezdik. Loutra’dan Tinos’un en eski Orta Çağ köylerinden olan ünlü Volax’a geçtik. Etrafa dağılan büyük granit kayalar çok ilginçti. Hatta bazı evler bu kayaların üzerine kurulmuştu. Buradaki küçük tavernaları çok methetmişlerdi ama vaktimiz kısaldığı için biz oturamadık. Sonrasında yine yamaca kurulmuş fotojenik Falatados’u gezdik ve Tinos merkeze döndük. Merkeze çok yakın Poseidon Tapınağı’nın kalıntılarını da gezdikten sonra, kalıntıların hemen önündeki ünlü Kionia Plajı’nda gün batımı deniz keyfi yaparak teknemize döndük.

Ertesi sabah yine yollar ve denizler bekliyordu KeyfeSeyir’i ve bizi. Aylardan temmuz ve meltemin en sertleştiği dönemdeydik. Rotayı biraz da deniz ve rüzgârın durumu belirleyecekti. Bundan sonraki adaların hemen hemen hepsini daha önceki yıllarda da gezdiğimiz için ertesi gün kolayına rüzgâr nereye derse oraya gitme kararı verdik. Geride bırakacağımız Andros ve Tinos’u (özellikle Tinos’u) yeniden gelinecekler listesine aldık.

Ne diyelim dost denizler ve rüzgârlar yanımızda olsun. Selametle…

Etiketler :
 
           
 
SİTEDE ARA
               
Naviga Yayınları
 
 
 
HAVA DURUMU
İSTANBUL   MUĞLA   GÖCEK
İZMIR WEATHER   MARMARIS WEATHER   ANTALYA
 
FIRTINA TAKVİMİ
4 Aralık
10 Aralık
15 Aralık
20 Aralık
21 Aralık
Fırtına (2 gün)
Karakış Fırtınası
Fırtına (3 gün)
Fırtına
Gün Dönümü Fırtınası
TAKVİM
5
ARALIK
Sahil Güvenlik Komutanlığı Yarışı, İstanbul Yelken Kulübü
Yer:
Tarih:
6
ARALIK
Sportsboat Kış Trofesi 3. Ayak KYK Kupası
Yer:
Tarih:
 
 
NAVİGA ÜYELİK
okuyucu@navigamagazin.com Adres: Kalamış Fener Cad. İskele Sok. (Gamze Sok.) No: 2 Kalamış 34025 Kadıköy-İ
NAVİGA E-BÜLTEN
 
Tasarım & Kodlama: Tekklik Bulut ve Internet Hizmetleri