Popüler Konular : Derinlerdeki evim... | ARALIK 2020... |
Rüzgâr gücüyle kargo
Naviga
6.10.2020
A | a
Rüzgâr gücüyle kargo

Her yıl trilyonlarca ürünün nakliyatını yapan deniz taşımacılığı, küresel karbon emisyonunun %3’ünden sorumlu ve bu rakam sürekli artıyor. Rafinelerin artıklarından elde edilen bir tür yakıt kullanılan sektör, dünyayı kirletenler arasında önemli bir yer tutuyor. Bu nedenle Dünya Denizcilik Örgütü’nün (IMO) hedefi 2050’ye kadar gemilerin karbon ayak izini yarıya düşürmek. Yeşil nakliye ya da çevreci gemi taşımacılığı adı verilen yeni oluşumun iddiası ise çok daha çarpıcı: Karbon ayak izini sıfırlamak. Nasıl mı? Tabii ki rüzgâr gücüyle.

Yazı: Ayşegül Bakış


 

Bardağınızdaki kahvenin, tabağınızdaki yemeğin ya da giydiğiniz tişörtün hangi yollarla size ulaştığını biliyor musunuz? Günümüzde hacim itibariyle dünya ticaretinin   %90’ı deniz taşımacılığıyla yürüyor ancak bu sistem aynı zamanda dünyamızı ve denizlerimizi de kirletiyor.

Bu gidişe bir dur demek için Dünya Denizcilik Örgütü hedefler açıklıyor. Dünya Ekonomik Forumu ise, ortaya koyduğu Poseidon Prensipleri ile daha çevreci gemiler yapmak isteyen firmalara destek olmak adına bankalarla iş birliği yapıyor.

Deniz taşımacılığının karbon izini azaltmak için yola çıkan bazı girişimciler de eskiyi yeniden canlandırmak suretiyle başka bir yol daha olduğunu herkese göstermeye çalışıyor.

Fotoğraf: TOWT


Denizde yeşil adımlar

2007’de kurulan Hollandalı Fairtransport’un sahipleri, 70 yaşındaki mayın tarama gemisi Tres Hombres ve geçmişi 1873’e dayanan Nordlys adlı ahşap ‘keç’i restore etmiş. Amaçları daha çevreci taşımacılık modeli için bir adım atmakmış. Kendi gemilerini inşa etmeyi düşündülerse de hali hazırda yüzmeye devam eden yelkenlileri yenilemek onlara daha akıllıca gelmiş. Görüşlerini aldığımız firma sahibi Andreas Lackner her şeyin başlangıcını şöyle anlatıyor: “Tres Hombres’in refitiyle birlikte işe sıfırdan başladık. Geleneksel kargo gemileriyle hiçbir zaman çalışmadık. Bunu sadece nakliye için değil, bu işleri yapmanın daha iyi yolları olduğunu göstermek için de yapıyoruz. Tabii aynı zamanda küresel ekonomiyle rekabet etmemiz ve 15 kişilik ekibimizin geçimini sağlayabilmemiz gerekiyor.”


Fotoğraf: TOWT


Klasik tekne inşasıyla tanınan Fairlie Tersanesi’nden çıkan üç direkli bir 18’inci yüzyıl ticaret gemisinin replikası olan Grayhound mürettebatının verdiği rakamlar da etkileyici: “2014’ten bu yana 50 ton yük taşıdık. Tam yüklü yaptığımız bir sefer 5 ton karbondioksidin atmosfere karışmaması anlamına geliyor.”

Fransız Trans Oceanic Wind Transport (TOWT) taşıdığı ürünler için Anemos adını verdiği özel bir etiket sistemi geliştirmiş. Bu sayede satın alan kişi ürünün ona hangi yolla ulaştığını görebiliyor.


Fotoğraf: TOWT




 

Neden belli ürünler?

Çevreci taşımacılık yapan firmaların belli ürünlere odaklandığını görüyoruz. Bunun nedeni aslında bulundukları coğrafyayla da ilgili. Fairtransport’un sahibi Lackner konuyu şu şekilde açıklıyor: “Nakliyesini yaptığımız ürünlerin tamamı varış noktasında olmayan ürünler. Örneğin; Hollanda’ya zeytinyağı, Danimarka’ya şarap, Fransa’ya rom, Karayiplere şarap ve zeytinyağı, Avrupa’ya kahve götürüyoruz. Yerel üreticiyle rekabet edecek ürünler taşımamaya çalışıyoruz. Dolayısıyla rotalarımızı değiştirmediğimiz sürece çeşitlilik fazla artmıyor. Gemi nakliyesi kavram olarak aslında lüks diye adlandırabileceğimiz ürünlerin bize ulaştırılması için var. En azından biz bu ürünleri gezegeni kirletmeden taşıyoruz.”

TOWT kendi gemilerini edinmek yerine sefer bazında kiralama yaparak çalışıyor. 20 ila 90 ton taşıyabilen uskunalar, keçler, laggırlar*... Hepsi zaman tünelinden fırlamış gibi.

Barbados’tan rom, Kolombiya’dan kahve, Meksika’dan kakao, Azorlardan çay, Fransa ya da Porto’dan şarap alıyor... Modern zaman kargocuları yelkenle ana vatanına göre değer kazanan Akdeniz ürünleri ile tropik ürünleri taşıyarak, onları ayıran okyanusu aşıyor. Bordo şarabının, romun ya da viskinin yüzyıllar önce yaptığı yolculukları sanki tekrar ediyor.

Fransız uskunası De Gallant gibi boylu soylu yelkenliler nerdeyse yüz yıl önce yaptıkları gibi depolarındaki ürünlerle Atlas Okyanusu’nda zikzaklar çiziyor.

Fotoğraf: TOWT
 

Yelkenle taşımacılık henüz çok küçük ölçekteki ürünler için, az sayıda gemi ile hayata geçirilebiliyor. Bu nostaljiyi yaşatırken ve motor gücüyle taşınan ürünlerin dünyadaki izini azaltmayı denerken taşıma fiyatlarının çok yükselmemesi gerekiyor. Yelkenli gemiler bu nedenle genelde ücret karşılığı alınan öğrenci-mürettebat sistemini geliştirmiş.

Fairtransport, Tres Hombres’te sekiz kişi, Nordlys’te dört kişiye eğitim verebiliyor. Bu seyirler denizcilik alanında çalışacaklar için ‘denizde geçirilen zaman’ olarak resmen kabul ediliyor ya da çaylak olarak sadece bunu tecrübe etmek için de katılmak mümkün.

Bir başka yük taşıyan yelkenli gemi Avontuur ‘Cargo Under Sail’ sloganıyla servis veren 1920 yapımı, iki direkli bir uskuna. 20’nci yüzyılın modern kargo gemileri tarafında pabucu dama atılana kadar Kuzey Denizi, Baltık Denizi, Atlantik, Karayip Adaları arasında mekik dokumuş. Ardından günlük gezi teknesi olarak kullanılmış; nihayet Timbercoast ile eski görevine geri dönmüş. Avontuur’un kendi markasını taşıyan romları, kahveleri, çikolata, deniz tuzu gibi ürünleri bulunuyor.

Timbercoast yelkenle kargo işini sevip ikinci gemisini restore etmeye başlayanlardan. Firmanın bir parçası olduğu International Windship Association, geleneksel deniz taşımacılığının yıllık emisyon rakamlarının 740 ila 795 milyon ton arasında olduğunu belirtiyor.

Kuruluşun da altını çizdiği gibi modern ticari gemilerde rüzgâr gücü kullanımının çeşitli yolları var. Motor gücüne ek olarak uçurtma ya da motorlu gemilere uygun yelkenler eklenerek yakıt tüketiminde ciddi tasarruf yapılabiliyor. Bunun yanında rüzgâr gücünden sağladığı enerjiden yararlanarak, gemilerin mevcut makine tahrik sistemlerine destekleyici bir itiş gücü sağlayan Flettner rotorları var. Magnus etkisi olarak bilinen itme kuvveti, geminin açık güvertesine bir silindir yerleştirilerek ve düşey ekseni etrafında döndürülerek geminin yol almasında kullanılabiliyor. Yelkenli-hibrit gemiler ise ana sevk sistemi olarak yelken gücünü kullanırken, zamana karşı yarıştıkları noktalarda motordan faydalanıyor. Elbette klasik yelkenli gemiler, sıfır karbon ayak iziyle temiz taşımacılık sınıfının en gözde öğrencileri.

Bu konuda çalışmalar yapan bir diğer oluşum Green Ship of The Future; gemi taşımacılığı yapan firmalara çevreci teknikler, yeni ve yeşil teknolojiler konusunda danışmanlık yapıyor.


Fotoğraf: TOWT
 

Deniz taşımacılığının geleceği

Deniz taşımacılığını daha sürdürülebilir yapmak, dünyanın geleceği için çok ciddi bir yatırımı hayata geçirmek anlamına geliyor. Sektörün büyük firmalarını şemsiyesi altında toplayan Sustainable Shipping Initiative (SSI-Sürdürülebilir Gemi Taşımacılığı İnsiyatifi) gibi oluşumlar, sürekli olarak çevreci yöntemler ve yanıtlar bulmaya çalışıyor. Yeni teknikler, biyoyakıtlar, hibrit motorlar, elektrikli feribotlar ya da güneş panelleri... Her çözüm farklı yeni sorunları da beraberinde getiriyor.

Yelkenli taşımacılık firmaları ise geleneksel teknelerin taşıma potansiyelleri çok düşük olduğu için yeni teknoloji ürünü yelkenli projeler peşinde koşuyor. Fairtransport Ecoclipper, (https://ecoclipper.org/) adını taşıyan yeni gemilerini yapmaya hazırlanıyor. Hali hazırda devam eden taşımacılık faaliyetleri için Shipped by Sail adlı firma ile iş birliği yapıyorlar.

TOWT’un kargo çeşitliliğini ve miktarını artırmak adına hedefi Afrika ve Kuzey Amerika rotalarına açılmak; aynı zamanda dört tane modern yelkenli gemi inşa etmek. Smart Sailing Cargo Ship adını verdikleri tasarımın Türkiye’de inşa edileceği haberini de duyuralım.

Yük kapasitesini artırmak için Kosta Rika’da fırtınadan devrilen ağaçlarla inşa edilen Ceiba, tamamlandığında bu alandaki en büyük yelkenli gemi olarak 250 ton taşıyabilecek. En büyük konteyner gemisinin 20.000 tonun üzerinde taşıdığını düşünürsek aradaki fark, yakın zamanda kapanamayacak boyutta.

Deniz taşımacılığı değişim zamanının geldiğinin farkında. Maersk, gibi devler deniz ve kara operasyonlarında karbon ayak izini sıfırlamanın peşinde. Geleneksel gemiler çok daha fazla yükü, daha çabuk ve daha ucuza taşısa da bunun sonucunda gezegenimizin ödediği bedel oldukça yüksek.

Belki eski tip yelkenliler bu yolda kesin çözüm değil ama ‘tüketici’ olan bizleri uyarmanın, yerel ürünlerden şaşmamayı öğretmenin, aldığımız her şeyin bir ‘bedeli’ olduğunu göstermenin çok estetik bir yolu. Kim bilir belki de deniz taşımacılığının geleceği geçmişten aldığı ilhamla rüzgârı kullanan gemilerdedir.



Etiketler :
 
           
 
SİTEDE ARA
               
Naviga Yayınları
 
 
 
HAVA DURUMU
İSTANBUL   MUĞLA   GÖCEK
İZMIR WEATHER   MARMARIS WEATHER   ANTALYA
 
FIRTINA TAKVİMİ
4 Aralık
10 Aralık
15 Aralık
20 Aralık
21 Aralık
Fırtına (2 gün)
Karakış Fırtınası
Fırtına (3 gün)
Fırtına
Gün Dönümü Fırtınası
TAKVİM
5
ARALIK
Sahil Güvenlik Komutanlığı Yarışı, İstanbul Yelken Kulübü
Yer:
Tarih:
6
ARALIK
Sportsboat Kış Trofesi 3. Ayak KYK Kupası
Yer:
Tarih:
 
 
NAVİGA ÜYELİK
okuyucu@navigamagazin.com Adres: Kalamış Fener Cad. İskele Sok. (Gamze Sok.) No: 2 Kalamış 34025 Kadıköy-İ
NAVİGA E-BÜLTEN
 
Tasarım & Kodlama: Tekklik Bulut ve Internet Hizmetleri