Popüler Konular : Denizlerde Marks & S... | Nisan Navigasyon... | Venedik'te yaz rüyas... | Tekne stabilitesi... | Denizci bağları... | ‘Hayatı ertelememe’ ... |
Venedik'te yaz rüyası
Naviga
6.04.2021
A | a
Venedik'te yaz rüyası

Yaklaşık 118 irili ufaklı ada, 150-160 kadar adalar arası kanal ve bu kanallar üzerinde adaları yaya ulaşımı için birbirine bağlayan 400 civarında köprüden oluşan, deniz üzerine kurulu yaklaşık 1.300 yıllık bir şehirden bahsediyoruz. Herkes gibi benim de hayalim olan Venedik’i daha iyi tanıyabilmek için 2016 yılında çıktığımız rotamızdaki Adriyatik seyrimizde bu büyülü şehir başlangıç noktamız olacaktı.

Yazı ve fotoğraflar: Nazmi Elbirlik






Venedik şehrinin tüm gezginlerde ayrı bir yeri olduğuna inanmışımdır. Zira orada yaşayan insanların normal ortamlardan çok farklı bir yaşam şekli vardır. Venedik, Adriyatik Denizi’nin en kuzeyinde bu bölgenin en büyük lagünü olan Laguna Venetta’da. Tarihi tam bilinmese de 700 yıllarında kurulduğu tahmin ediliyor.
10 Haziran 2016 Cuma günü saat 19:00’da Venedik Marco Polo Havalimanı’na ulaştık. Ana adadaki Sant’Elena Marina’daki kızımız Lollipop’un özlemi ile valizlerimizi hızlı bir şekilde alıp dışarıda bizi bekleyen Kaptan Claus ile yaya olarak önceden rezervasyonu yapılmış, iskeledeki taksi botumuza gittik.
İskele diyorum zira Marco Polo Havalimanı hemen deniz kenarında ve taksi botların yanaştığı iskele havalimanına yürüme mesafesinde. Buradan adalara ulaşım deniz yoluyla çok kolay ve bir o kadar keyifli. Burada gördüğümüz çalışan tüm taksilerin, otellerin ve özel kullanılan botların tamamı Riva markaydı. Herhalde özel bir anlaşmaları olmalı.



Buradan Sant’Elena Marina’ya kadar yaklaşık yarım saat sürecek yolculuğumuzda önce Murano Adası içindeki Angelli ana kanalından girip San Giovanni Kanalı’ndan çıkıp San Michele Adası’nı sancağımıza alıp ana adanın en ucunda görkemli Sant’Elena Kilisesi’nin hemen yanındaki Sant’Elena Marinası’na Lollipop’a vardığımızda saat yaklaşık 20:30’u gösteriyordu. Güneş ancak batmak üzereydi. Bu hayırlı cuma gününde sevgili kızımız Lollipop’a kavuşma sevinciyle ilk günümüzün kutlamasını Elvira’nın hazırladığı birbirinden farklı lezzetteki mezelerle teknemizde yaptık.


Kanal kanal Venedik
Venedik’te uyandığımız bu ilk cumartesi sabahı hava biraz puslu ve yağmurlu gibiydi. Ancak havanın sıcaklığı yazın habercisiydi. Vaktimizin kısıtlı olması dolayısıyla hızlıca yaptığımız kahvaltının ardından çizdiğimiz kanallar rotamıza saat 10:00 gibi ekip olarak başladık.  
Hemen yanımızdaki Sant’Elena Kanalı Köprüsü’nden geçip yine aynı adla anılan Sant’Elena İskelesi’ne yaya olarak gelip kombine vapur biletlerimizi aldık. İskelede vapurumuzu beklerken geçen cruise gemileri bizi oldukça oyaladı. Zira Giudecca ana kanalından Venedik şehrine her gün beş-altı yolcu gemisi geliyormuş. Gerçekten inanılmaz. Düşünsenize bu her gün yaklaşık 20 bin turist demek. Kanaldaki bu yoğunluk nedeniyle 5-10 dakika bekledikten sonra kanal içi Venedik turumuza başladık. Kanal adeta arı kovanı gibi. Oldukça hızlı hareket eden irili ufaklı teknelere rağmen kimse şikayetçi değildi. Bu rengarenk deniz trafiğinde görülen yolcu gemileri, onlara öncülük eden kılavuz tekneleri, kanal vapurları, son derece lüks otel motorları, çeşitli taksi motorları ve tabii ki kanalların süsü, en renkli ve en cazip olanı gondollardı…

Murano kanallar

Vapurumuz sancağımızda Kanal Arsenal’e geçtiğimizde Caserma Cornoldi (Cornoldi Kışlası) üzerinde gördüğümüz Home of İstanbul afişi bizi çok duygulandırdı.
Saat 12:00 gibi ana kanalın en meşhur en kalabalık olan yeri şüphesiz San Marco Meydanı’na geldiğimizde dinmeyen yağmur ve kalabalığı görünce vapurdan inmekte tereddüt ettik. Ancak çeşitli ülkelerden gelen binlerce insanın yarattığı sinerjiyle biz de vapurdan inerek San Marco Meydanı’nda kalabalığa karıştık. Bu görkemli meydana gelirken San Marco ve San Teodoro sütunları arasından geçtik ve bir yanımızda sanat müzesi (Fondazione Musei Civici Di Venezia) diğer yanda şehrin her noktasından görünen Campanile di San Marco (çan kulesi) bütün heybetiyle tepemizden bizi selamlıyordu.
Sanat müzesini geçince karşımıza çıkan San Marco Bazilikası San Marco Meydanı’nın tabiri caizse tek taş pırlantası. Ve yanındaki muhteşem St. Marco saat kulesi binası alnında şehrin koruyucusu ve simgesi olan kanatlı aslan heykeli yer alıyor. Aynı heykel girişteki San Teodoro sütunu üzerine de konulmuş.
Sanki tarihin derinliklerinde yaşıyor gibiydik; elimizde 21’inci yüzyılın en büyük icadı telefonlarımızla.
Ne kadar farklı da olsak bu tarihi zenginlik içinde onu hissederek etkilenmemek mümkün değildi. Öğle bir kafede atıştırıp zaman kaybetmeden özellikle gondolların cirit attığı şehrin dar sokakları, pardon kanalları gezmek ve fotoğraf çekmek bize daha cazip gelmişti. Böylece ana kanaldaki son durağımız Accademia İskelesi’nde vapurdan inip aynı isimli oldukça meşhur Accademia Köprüsü’nde herkes gibi resmen fotoğraf sıramızı bekledik.



Gondol sefası
Köprüden geçip karşımıza ilk çıkan Santo Stefano Meydanı’nda bir yorgunluk kahvesi içtikten sonra Venedik’in olmazsa olmazı gondol turu için en yakın kanalda park halindeki bir gondola kendimizi atıp en uzun tur için pazarlık ettik. Fiyatları bilmediğimizden gondolcunun teklifini yüzde 50 kırpmamıza rağmen adam kabul etti. Anladık ki turistik tarife her yerde aynı.
Gondol sefamız Kanal San Zulian’dan başlayıp San Lorenzo ve Kanal Del Vin’de devam edip San Marco Meydanı yanındaki Kanal Canonica Palazzo’nun denizdeki iskelesinde son buldu. Yaya olarak geçirdiğimiz günün yorgunluğu ile saat 21:00 gibi ilk bulduğumuz restoranda Venedik pizzalarımızı yiyip sonrasında dondurma çeşitlemesi ile kendimizi ödüllendiriyoruz.

San Marco Meydanı



Venedik=Turizm
Senelerce olumsuz tabiat şartlarına rağmen böylesi bir dünya mirasını ayakta tutmak oldukça zor olmalı. Hatta burada yaşamak bile başlı başına zorluklarla dolu. Evler rutubet içinde,  tarihi eser diye çivi dahi çakamıyorsunuz. Turistlerden dolayı her hizmet ateş pahası. Ondan dolayı evlerin neredeyse yüzde 80’i boşaltılmış. Yaşanan binalar belli. Ya otel ya da turistik eşya özellikle cam işi. Gerisi restoran, kafe olarak çalışıyor. Yani Venedik=Turizm.



12 Haziran’da, bir önceki günün yorgunluğundan dolayı toparlanmamız vakit aldı. Güzel bir pazar sabahı keyifle yaptığımız kahvaltıdan sonra bugünkü rotamızda Venedik’le özdeşleşmiş olan cam işçiliğinin doğduğu yer Murano Adası vardı. Sant’Elena İskelesi’nden saat 11:15 gibi turumuza başladık. Hava biraz bozulsa da kimsenin umurunda değildi. Vapurda tabiri caizse salon balkon ayakta gidiyorduk. Rotamız Murano Adası olduğu için Laguna Venetta’dan ana kanala (Grand Canal) girmeden San Marco İskelesi’ndeki Ducale Sarayı ve arkada görülen San Marco çan kulesi önünden geçiyoruz.
Ana kalana girdiğimizde sırasıyla Palazzo Corner della Ca Grande Oteli ile Accademia Köprüsü yanındaki ve arkada Campo Santo Stefano girişi olan meydanından da Palazzo Cavalli-Franchetti otellerini geçtik. İskelelerin boş göründüğüne bakmayın, kolay yer bulunmadığı söyleniyor. Zira turlar önceden rezervasyonla otelleri kapatıyorlarmış.

Accademia Köprüsü

Bu ana kanalda bir gün öncesi indiğimiz Accademia Köprüsü’nden sonraki ana kanalın en görkemli köprüsü Rialto’ya kadar onlarca oteller ve kafeler iki yanda sıralanmıştı. Gerek kanal içinde tekneler, gerekse kafelerde yer bulmak neredeyse imkansızdı.
Rialto Köprüsü’nde inip Murano Adası’na ulaşabilmek için Dei Gesuiti ve Delta Panada kanalları arasındaki dar sokaklardan (1-2 metre) ve köprülerden yaya olarak geçerek Nove B İskelesi’nden Murano Adası’ndaki Murano Colonna İskelesi’ne feribotla vardığımızda neden acıktığımızı anlamıştık; saat 16:00’yı gösteriyordu.



İskelenin hemen yanından geçen Del Vetrai Kanalı iki yanında uzanan restoranlar, kafeler ve tabii ki buranın en cazip ürünü cam mağazalarından önce tercihimiz restorandan yana oldu. Her zamanki gibi boş bulduğumuz birine oturduk. Yemek, kahve ve alışveriş turu derken asıl görmek istediğimiz San Donato Kanalı’ndaki cam müzesini göremedik. Aklınızda olsun her gün saat 10:00’da açılan bu müze 17:00’de kapanıyor. Murano deyince akla ilk gelen şey camdır. Cama nasıl şekiller ve renkler verildiğini görmek için mutlaka bu dünyanın cam merkezi Murano’ya gelinir.
Saat 19:00’a doğru madden ve manen yorgunluğu bahane edip Del Vetrai Kanalı sonunda San Pietro Martire (Murano) Kilisesi karşısındaki buranın simgesi Murano Cam Heykeli’nin bulunduğu meydanda son kahve keyfimizi yaptıktan sonra Murano Museo İskelesi’nden feribotumuza binip evimiz Lollipop’a giderken bu tarih ve sanatı iç içe günümüze kadar neredeyse 1300 yıldır muhafaza edilmiş olan vefakâr ve cefakâr Venedik şehrine veda ettik.

Rialto Köprüsü
 
Etiketler :
 
           
 
SİTEDE ARA
               
Naviga Yayınları
 
 
 
HAVA DURUMU
İSTANBUL   MUĞLA   GÖCEK
İZMIR WEATHER   MARMARIS WEATHER   ANTALYA
 
FIRTINA TAKVİMİ
Hamsi Fırtınası 1 Şubat-4 Şubat (3 Gün)
Fırtına 4 Şubat-7 Şubat (3 Gün)
Fırtına 10 Şubat-13 Şubat (3 Gün)
Fırtına 13 Şubat-14 Şubat (1 Gün)
1. Cemrenin Düşmesi (Havaya) 20 Şubat-21 Şubat (1 Gün)
Fırtına 23 Şubat-25 Şubat (2 Gün)
2. Cemrenin Düşmesi (Suya) 27 Şubat-28 Şubat (1 Gün)
 
TAKVİM
 
 
NAVİGA ÜYELİK
okuyucu@navigamagazin.com Adres: Kalamış Fener Cad. İskele Sok. (Gamze Sok.) No: 2 Kalamış 34025 Kadıköy-İ
NAVİGA E-BÜLTEN
 
Tasarım & Kodlama: Tekklik Bulut ve Internet Hizmetleri