Popüler Konular : Kraken Yachts... | Kraken K505... | Eylül navigasyon... |
'Max'imum İtalyan-Max Sirena
Naviga
30.06.2021
A | a
'Max'imum İtalyan-Max Sirena

'Max'imum İtalyan


36’ncı America’s Cup’ın (AC) en çok konuşulan ismi Luna Rossa Prada Pirelli Team’in skipper’ı ve takım direktörü Max Sirena idi. Sirena, sabaha karşı hepimizi YouTube ekranına toplayan yelken sporunun bu en prestijli yarışlarında, aktif sporcular arasında belki de en tecrübeli isimlerin başında geliyordu. İkinci evim dediği Auckland’da ve her fırsatta çok sevdiğini belirttiği Kiwilere karşı parkur üzerinde ‘hız ve hırs’ küpüne dönüşen Sirena, ‘kanatları’ sayesinde takımıyla birlikte bizleri de keyiften uçurdu. Belki hızı kupayı kaldırmaya yetmedi ama AC’nin bir gün yakına (İtalya’ya) gelebilme ümidini pandeminin karanlık günlerinde bizlere aşılamayı başardı.  

Yazı: Tûba Noyan

36’ncı AC’nin çevrimiçi basın odalarında en çok peşinde koşulan ismi Max Sirena oldu. Oysa sahnede 4-0 yendiği Terry Hutchinson (ABD) ve 7-1 yendiği Ben Ainslie (İngiltere) gibi şanı yedi denizlere yayılmış en az iki isim daha vardı. Bu iki ismi Prada’nın kendi adını verdiği eleme turlarında alt eden Sirena, daha sonra Yeni Zelanda’nın ‘altın çocuğu’ Peter Burling’in elinden ‘kupayı’ almak için parkura çıktıysa da ona 7-3’lük bir skor ile yenildi. Pekiyi neden kupayı kaldıran Yeni Zelandalılar’dan çok Sirena ve takımı konuşuldu? Aslında cevabı giriş cümlesindeki ‘umut aşılamak’ benzetmesinde...
AC’yi takip eden herkes yıllar içinde İtalyanların istikrarlı bir şekilde yarışmaya devam ettiğini ve her zaman ekip yetiştirmeye önem verdiğini görmüştür. 36’ncı AC için pandemi sebebiyle Yeni Zelanda’da normalden uzun süre geçiren Luna Rossa takımının genç yelkencileri teşvik etmek için onlara özel programlarına orda da devam ettiklerine dikkat çekmek istiyorum. Enerjisinin tümünü dünyanın bu en prestijli kupasını almak için harcamak yerine gençlere yatırım yapmayı bırakmayan bir anlayıştan söz ediyorum. “Bu kampanya sırasında bir sonraki jenerasyon için iyi bir yelken eğitim programı da yürüttük. Artık herkes daha hızlı yarışmak istiyor. Bunun anahtarı da foil’de. Yeni teknoloji sayesinde gençler dünyanın her yerinde moth, kite ve wing ile denize çıkmaya başladı, yelken okullarında bu yeni oyuncaklar var. Bir düşünsenize...”
Düşünüyorum Sayın Sirena... Bir gün Türk takımı AC’de yarışabilir mi sorusunun cevabını da düşünüyorum bolca. Yukarıdaki cümleleri okuyan herkes daha yolun henüz başını bile tutamadığımızın farkındadır. Önceliğimiz bu tip harika ‘oyuncakları’ kulüplere kazandırmak, daha sonra onunla büyüyen ‘teknolojik’ neslin yolunu bulmasını sağlamak olmalı...
Max Sirena, kendini anlatırken günlük hayatında da parkurlarda da rekabeti çok sevdiğini, hırslı olduğunu söylüyor. En iyi olmak için en iyiyi yenmek gerektiği kuralını yaşamının merkezine koymuş. AC’ye bağımlılığının sebebi işte tam da bu! Bunu son damlasına kadar tüketmediği sürece de AC’yi bırakacağını düşünmüyorum.
36’ncı AC’yi izlerken ve bu söyleşiyi yaptıktan sonra ona olan hayranlığımın arttığını, hatta AC’deki teknolojik gelişmelerle ilgili önyargımı da değiştirdiğini itiraf ediyor ve sözü bu tutkulu İtalyan’a bırakıyorum.

Son America’s Cup’ın kırılma noktası neydi? Takım olarak en iyi ve en kötü anlarınız hangileriydi?
Tüm yarışlar heyecan doluydu, ekip olağanüstüydü, takım ise harikaydı. Kiwilerin teknesi bizden hızlıydı ve onca yarıştan sonra bunun meyvesini de topladılar. Bizim en iyi anlarımız startlardı. Çoğunda harika başladık ve devamında da mükemmel ‘maçlar’ çıkardık. Kader belirleyen yarış belki de altıncı yarıştı. Onu kazanabilir ve 4-2 öne geçebilirdik. Kırılma noktası bana göre o yarıştı.



Fotoğraf: ACE/Studio Borlenghi


Çift dümenci tercihinizin doğruluğuna hâlâ inanıyor musunuz? Ve rakibinizle kıyas yaptığınızda bu kararınızda –tabii tekneler ve donanım bir sonraki edisyonda aynı kalırsa- ısrarcı olmaya devam eder misiniz?
Takım olarak en baştan beri çift dümenci fikrini geliştirmek üzere çalışmalarımızı yaptık biz. Günün sonunda da bu kararımızın hâlâ iyi bir çözüm olduğuna inanıyorum. Çift dümenci sayesinde ekibin tekne üzerinde çok fazla hareket etmesini önlerken, dümencinin de sadece tekneyi kullanmasına imkan tanımış olduk ve konsantrasyonun dağılmasını engelledik. Kararımız doğruydu, dediğiniz gibi bir sonraki kupada yapılacak yeniliklere göre önümüzdeki yarışta nasıl bir güverte yerleşim/hareket planı yapacağımıza karar vereceğiz.

Luna Rossa’nın bumba tasarımı da rakibine göre farklıydı. Bundan verim alabilmek için yelken tasarımınızda nasıl bir değişikliğe gittiniz ve aldığınız sonuçtan memnun musunuz?
Bumbayı güvertenin altında çalışacak şekilde monte ederek hem ağırlık merkezini aşağıya indirmiş olduk hem de güverteye kadar yelken yüzeyini kullanarak aerodinamik avantaj sağladık.
Tasarımlar ve tercihlerinizden söz açılmışken, Y şeklindeki foil teknolojisi/tasarımı hakkında da bilgi verir misiniz? Bunu nasıl kullandınız? T-foil’ler hakkındaki görüşünüz nedir?
Foil seçimi yelkenler kadar hayatî bir karardı. Düşünüyorum da bu unsurların üzerinde çalışmak tekne tasarımlarının gelişmesi ve daha iyi seyir şartlarının oluşması açısından geleceği şekillendirecek. T-foil’ler daha az suyla temas ettiği için ivme kazanmaya daha çok izin veriyor. Bizim kullandığımız Y-foil ise tekne sürüşünde bize daha çok kontrol imkanı tanıyor. Öte yandan şunu da belirtmek isterim; bu seçimi yaparken ekibin tekneyi nasıl kullandığı, gövde yapısı, yelken seçimleri gibi ana unsurlar göz önünde bulunduruldu. Bu karar hepsini kapsayan bir seçimdi.

Bir sonraki America’s Cup’ta yenilik olarak neler beklemeliyiz? Hisleriniz size ne söylüyor?
Kesinlikle çok boyutlu bir mühendislik olan mekatronik* alanında çalışmalar gelişerek devam edecektir. Bunu yaparken de foil tasarımlarını unutmamak, kullanılacak malzemeleri geliştirmek ve araştırmaya da devam etmek gerektiğini düşünüyorum. America’s Cup her yönüyle ele alınması gerekir ve nereden bakarsanız bakın 360 derece gelişim göstermek demektir. Teknolojinin gelişiminden ayrılmayacak bir spor müsabakası olarak daha da fazla dikkat çekecektir.

Teknolojinin yelken sporunun ruhunu hızla ele geçirdiğini ara sıra da olsa düşünüyor musunuz? Tüm yüksek teknoloji ürünlerin üst sınırlarda kullanımının ardından yelkenin kalbi olan insan hatasına yer kaldığını düşünüyor musunuz?
Ben sporumuzu ele geçirdiğini düşünmüyorum... Şöyle ki güvertede yarış esnasında taktiği hâlâ bir insan veriyor ve o taktikler sonucunda ortaya çıkan yanlışlarla bezenmiş olağanüstü keyifli, rekabeti bol yarışlar yaşıyoruz, seyrediyoruz... Örneğin; bizim son yarışlarımızda bu gibi taktiksel seçimler, zafere giden yolda belirleyici oldu. Geleneksel yarışlardan farkımız sadece 50 knot ortalama hız ile her şeyi yapmamız gerekiyor; karar vermede ve manevralarda da aynı hızda olmak lazım. Teknoloji harika bir destek kuvvet ve insan unsuru hâlâ bu teknelerdeki büyük farkları yaratıyor.

20 yılı aşan bir süredir America’s Cup’tasınız. 2000, 2003, 2007 kampanyalarında Luna Rossa ile daha sonra BMW Oracle’daydınız. 2013’te Luna Rossa’ya skipper oldunuz. Derken 2017’de Team New Zealand’da görev aldınız. Bugün tüm tecrübelerinize baktığınızda içlerinden hangisi şekillenmenize yardımcı oldu?
Uzun gibi görünen bu yolda aslında içlerinden bir tek tecrübeyi ya da durumu ayıklayamam. Tüm yaşadıklarım, o tecrübelerin kazanımı beni bugünkü halime getirdi. Uzun ama keyifli bir yoldu.


Fotoğraf: ACE|Studio Borlenghi

O 20 yılın içinde AC tarihinin en tuhaf süreçlerinden birini birebir yaşadınız.
Alinghi ile BMW Oracle arasında yaşanan ve mahkeme salonlarına taşınan, uzay gemilerini andıran yarış makineleriyle son bulan ‘kapışma’ için ne düşünüyorsunuz?
Bu sporun gelişmesi için o dönemde yapılan teknolojik araştırmaların, gelişmelerin ve kupayı cazip kılan tüm özelliklerin mahkeme salonlarına girildikten sonra gölgede bırakıldığını o gün de düşünüyordum, şimdi de düşünüyorum.

Challenger of Record (Kupaya meydan okuyan takıma verilen isim) olmanın artısı nedir? Son kupanın ardından Team New Zealand, Ineos Team UK’a teklifte bulundu mu? Ayrıca bu iki takım arasında ‘dostluk maçları’ yapılacağını da duyduk...
Biliyorsunuz, Challenger of Record kupayı savunan takımla birebir irtibatta olmanın avantjına sahip oluyor. Bu durumda birinci elden her türlü bilgi alışverişi oluyor, aracıya gerek kalmıyor, kararlar alınırken tüm kartlar kupa sahibi takımın eline bırakılmıyor, iki ekip tarafından masaya yatırılabiliyor.
Dostluk maçı konularının özel meseleler olması nedeniyle bu mevzuya girmeyi tercih etmiyorum. Tek söyleyeceğim; umarım bir sonraki kupa yine Yeni Zelanda’da olur.

Luna Rossa’nın gelecek planları arasında neler var?
Bir sonraki America’s Cup’a katılmayı planlıyoruz. Kupa sahibi ile kupaya meydan okuyan iki takım arasındaki imzalanacak protokolün yayınlanmasını bekliyoruz. Devamında merkez limanımız olan Cagliari’de antrenmanlarımıza devam edeceğiz.

Ben sizi 2003’ten beri takip ediyorum, Xtreme Series için Türkiye’ye geldiğinizde de sohbet etmiştik. Ancak sizi daha az tanıyan okurlarımız için yelkenci olma yolunda izlediğiniz rotayı anlatır mısınız?
Çocukluğum Rimini sahilinde geçti, annemin bir oteli vardı. Orada yelken yapmaya başladım. Derken 80’lerde yarışlara katılmaya başladım. O yıllarda Adriyatik’te birçok yelken organizasyonu yapılıyordu ve çoğu açık deniz yarışlarıydı. Yarış dünyasında Bay Bertelli’yi (Prada İcra Kurulu Başkanı Patrizio Bertelli) tanıyordum. Onun teknelerinde ve Luna Rossa’nın ilk kampanyasında başüstü olarak yarıştım. Kariyerimde büyük şampiyonlarla yarışma ve çalışma ayrıcalığına sahip oldum. 2010’da Russell Coutts, beni BMW Oracle takımına kanat direkten sorumlu olarak yazdırdı. 35’inci edisyonda Luna Rossa yarışlardan çekilince, Emirates Team New Zealand tarafından davet aldım ve 2017’de Bermuda’da takımla kupayı kaldırdım. Halen Luna Rossa Prada Pirelli’nin skipper’ı ve takım direktörüyüm.

Valensiya’da neredeyse tüm yarışları çıplak gözle izleme şansını yakalamış bir AC sevdalısı olarak, orada atmosferin muhteşem olduğunu hatırlatmak istiyorum. Ve açıkçası bunu çok özlüyorum. En azından belli yarışların Avrupa’ya gelme imkanı olduğunu düşünüyor musunuz?
Valensiya gerçekten inanılmaz bir seyirci rekoruna ve geri dönüş başarısına sahipti. Bunun yeniden olmasını ben de çok istiyorum ama İtalya’da.

Oğlunuz da yelken yapıyor. Onu su üzerinde izleyince neler hissediyorsunuz?
Optimistte yarışıyor, ilerde ne olacağını öngöremiyorum. Onu hayata daha iyi hazırlayacak bir başka spor olmadığını bildiğim için denizi sevdiğini görünce kişisel olarak mutlu oluyorum.

Şansa inanır mısınız?
Batıl inanç için soruyorsanız, benim batıl inançlarım yok... Sınırları zorlamak ve onları aşmak gerektiğine inanırım, yani devamlı olarak ‘konfor alanımın’ dışında olmaya ve her zaman herkesten bir üst basamağa çıkmaya çalışırım. Ve ekip arkadaşlarıma da hep şunu söylerim: Zorlamaya devam... Benim mantram da bu işte...


6. yarışta neler yaşandığını hatırlayalım
Altıncı yarışın startına 1 dakika kala Emirates Team New Zealand, Luna Rossa’nın kavançasına cevap vermeyerek parkura doğru yükselip tramola attı. Bu şekilde de kendini hatta göre daha yukarda konumlandırdı. Luna Rossa ise kavançası devamında tam orsa açısında hatta yaklaşmayı tercih etti. Rüzgârın şiddetini kaybetmesi ile start hattına daha geniş açı ile ilerleyen Emirates Team New Zealand avantajlı hale geldi. İtalyanlar, 17-18 knot ile hatta yaklaşırken Kiwiler 34-36 knot sürat ile uçuyordu. Hatta gelindiğinde Team New Zealand, Luna Rossa’nın rüzgârını da kesmeye başlayınca startta oluşan 150 metrelik fark yarış sonuna kadar açılarak Yeni Zelandalıların üstünlüğü ile son buldu. Bu yarış Luna Rossa’nın hafif hava üstünlüğünün son bulduğu yarış olarak kayıtlara geçmişti…

Max Sirena kimdir?
1971’de İtalya’nın Adriyatik kıyısındaki Rimini şehrinde doğan Massimiliano ‘Max’ Sirena yedi defa America’s Cup yarışlarında yer aldı. Bunlardan ikisinde farklı ekiplerde kupayı kaldırdı. İlkini 2010’da BMW Oracle takımıyla, ikinciyi ise 2017 yılında Team New Zealand ile birlikte kazandı.
Luna Rossa’nın dümeninde 2011 Xtreme Sailing Series’te kupayı İtalya’ya götürdü. 2013’ten beri skipper ve takım direktörü göreviyle parkurlarda rakiplerine meydan okumaya devam ediyor.

Fotoğraf: COR 36/Studio Borlenghi



Fotoğraf: COR 36/Studio Borlenghi
Etiketler :
 
           
 
SİTEDE ARA
               
Naviga Yayınları
 
 
 
HAVA DURUMU
İSTANBUL   MUĞLA   GÖCEK
İZMIR WEATHER   MARMARIS WEATHER   ANTALYA
 
FIRTINA TAKVİMİ

01 Ağustos Fırtına

05 Ağustos Fırtına (3 gün)

12 Ağustos Fırtına

14 Ağustos Fırtına (3 Gün)

19 Ağustos Leyleklerin Dönüşü

22 Ağustos Çaylak

31 Ağustos Mircan

TAKVİM
23
EYLÜL
20. Yıl Bosphorus Cup
Yer: İstanbul Boğazı
Tarih:23-26 Eylül
28
EYLÜL
Grand Pavois La Rochelle
Yer:La Rochelle, Fransa
Tarih:28 Eylül-3 Ekim
 
 
NAVİGA ÜYELİK
okuyucu@navigamagazin.com Adres: Kalamış Fener Cad. İskele Sok. (Gamze Sok.) No: 2 Kalamış 34025 Kadıköy-İ
NAVİGA E-BÜLTEN
 
Tasarım & Kodlama: Tekklik Bulut ve Internet Hizmetleri