Çıkın çıkın, kışın da gelin!


Yelkenli Yatçılık ile huzur veren kış rotaları

Gerçekten yelken sezonu diye bir zaman dilimi var mı? Bizim cennet Hisarönü ve Yeşilova körfezlerimiz kışın bir başka güzel. İnanmıyorsanız, şu fotoğraflara bakın! Hele bir de ıssızlığın tadına varınca ulaşılan iç huzurunu nasıl anlatmalı, neyle kıyaslamalı bilemedim. Yelkenli Yatçılık’tan kaloriferli bir tekne de kiralanırsa değmeyin keyfinize. Yareninize dönüp “İyi ki gelmedik mi?” dersiniz bence… 
YAZI: TURGUT İLHAN
 
Dirsekbükü, Fotoğraf: Yelkenli Yatçılık, www.yelkenli.com
 
Yaz mevsimi ne kadar uzun sürdü bu yıl değil mi? İlkbahar ve sonbahar da yaza dahil oldu sanki. Umarım harikulade bir yelken sezonu geçirmişsinizdir. Şimdi dağlara, kayağa gitme vakti. Rahmetli üstadımız Sadun Boro da öyle yapardı. Her kış kayağa Dirsekbükü Bencik giderdi. Giderdi ama geri teknesine döner, kışı da teknesinde geçirirdi. Onun yelken sezonu tüm yıldı. 
Gerçekten yelken sezonu diye bir zaman dilimi var mı? Yoksa bu, genellikle tatillerimizi yaz mevsimine getirdiğimiz için alışkanlıkla mı söylenir oldu? Kışın yelken yapılır mı?
Vendee Globe diye bir yarış var biliyorsunuz. Teknolojinin ulaştığı en üst seviyedeki tekneler ve zorunlu eğitim almış kalifikasyon yarışlarını tamamlamış en donanımlı kaptanlar. Her teknede tek bir kişi, hiç durmadan, Güney Okyanusu’nda doğuya doğru dümen tutarak dünyayı dönüyorlar. Tüm bu teknolojik donanımlar ve bu uğurda dökülen milyonlarca dolara rağmen yarış, güney yarım kürenin yaz mevsiminde yapılıyor. 
 
Bencik, Fotoğraf: Yelkenli Yatçılık, www.yelkenli.com
 
Demek ki kışın yelken olmazmış. Yazı bitti, nokta. 
İşin doğrusu hiç de böyle değil işte. Bizim cennet Hisarönü ve Yeşilova körfezlerimiz kışın bir başka güzel. O ışık, o renkler, o dinginlik insanı kendinden alıyor. Tarifi mümkün olmayan bir mutluluk veriyor. Hele bir de ıssızlığın tadına varınca ulaşılan iç huzurunu nasıl anlatmalı, neyle kıyaslamalı bilemedim. Yaz kalabalığı ve coşkusu başka, kışın sakin tek başınalığı bambaşka. Günübirlik ve haftalık gezi tekneleri çekilmiş sulardan. Bir balıkçılara bir de teknesinde yaşayan ve işinden gücünden fırsat bulabilen yelkencilere kalmış cennet. Tatlı bir esintiyle dolan yelkenlerini seyreden, yüzünü öğlen güneşine dönerek gülümseyen huzur dolu denizcilere kalmış. Kıyılar da sakin, yazın hizmet veren tesisler kapanmış. Hız ve heyecan odaklı deniz oyuncakları yok kıyılarda. Hatta yüzenleri koruyan şamandıra engelleri bile yok. Her taraf demir yeri. 
 
Oğlanboğuldu, Fotoğraf: Yelkenli Yatçılık, www.yelkenli.com
 
Güney Okyanusu’ndaki can pazarından Hisarönü Körfezi’ndeki cennet anlatımına nasıl da geçiverdik. Yarışları yarışanlara bırakalım. Kışın bizde de yarışlar, trofeler oluyor. Bodrum’da, Marmaris’te, Göcek’te… O yarışçılara da sözüm yok. Ben keyif amaçlı, tatil amaçlı gezen, yelkenli kiralayan denizcilere yazıyorum. Yarışçılar zaten biliyor kışın bizim suları. 
 
Hava şartları 
Sadece tekneye çıkanlar değil, her yıl deniz kenarında tatil yapanlar da bilir meltem yelini. Öğleye doğru çıkar, öğleden sonra plaj şemsiyeleri uçmaya, kumlar gözlere kaçmaya ve anneler çocuklara seslenmeye başlar “Haydi gidiyoruz” diye. Her gün her gün böyle. Sinir olur çocuklar, midesi bulanır Gökova’da dalgaların arasında çalkalananların. Neden pekiyi? Isı farkından. Türkiye’mizin kocaman bir yarımada olduğu malumunuz. Yazın erkenden doğan güneş başlar karaları ısıtmaya, öğlen olmadan kızdırmaya. Ocağa konulmuş bir tava gibi. Isınan hava yükselir. Yükselen havanın yeri boş kalamayacağına göre oraya bir yerden hava gelmeli. O sırada yükselmekte olmayan, yani ısınmakta olmayan hava gelir girer yükselenin yerine. Yani tavanın etrafındaki hava yana doğru hareketle tavanın içine, oradan da ısınarak yukarı gider. Böyle bir döngü oluşur. Türkiye’mizin de etrafında deniz olduğuna ve kara gibi hızlıca ısınamadığına göre ısınarak yukarı gitmeyen bu hava, tıpkı tavadaki gibi yana doğru hareketle karalara girer, ısınır ve yükselir. Meltem denilen döngü başlar. Dünyanın kendi eksenindeki dönüş hızı da bu akışın yönüne etki eder ve Datça civarlarında gün batısıkarayelden esmesini sağlar. 
 
Dirsekbükü, Fotoğraf: Tolga Çiloğlu
 
Kışın günler kısa ve güneş yakıcı değil. Yazın bizi zaman zaman bunaltan meltem oluşmaz. Tatlı bir esintiyi başlatırken öğlen sıcağı geçiverir, güneş batıverir. Bu yüzden çok daha sakindir körfezlerimiz. Meltemi oluşturan şartlar gerçekleşmediğinden kışın sadece atmosferik hareketler etkin olur. Kış fırtınaları olmaz mı, olur. Ama artık hepimizin cep telefonundan aldığımız raporlarla bunları ıskalamamız mümkün olmaz. Kara ve deniz arasındaki ısı farkı çok açılmadığından kışın kaçak rüzgârlar, hava raporunda öngörülemeyen sert havalar oluşmaz. Kışın güneyli fırtınalar yaşıyoruz genellikle. Her kış iki veya üç kez ciddi bir güneyli fırtına görülüyor. Ama Hisarönü ve Yeşilova körfezlerimizin hem güneyi hem kuzeyi kapalı. Korunaklı yani. Hava raporlarından bu fırtınaları görünce saçak altına geçeceğiz doğal olarak. Tam burada bir uyarı: Dirsekbükü tüm rehber kitaplarda her havaya kapalı diye yazar ama inanmayın. Lodos fırtınasında içerisi çamaşır makinesi gibi dönüp çalkalanıyor. Başıma geldi de ondan biliyorum. Selimiye de çok güvenli değildir, dağ yarıklarından hızlanarak inen rüzgâr nedeniyle. Bu iki netameli yer dışında güneyi kapalı her koyda geçirebilirsiniz fırtınayı. Hele Kocabahçe pek konforludur güneyli fırtınalarda. Arkasındaki yamacın Yeşilova Körfezi’ne bakan kısmı, tatlı bir eğimle rüzgârı yükseltir ve fırtına Kocabahçe’ye hiç inmez. 
 
Kocabahçe, Fotoğraf: Didem Akay
 
Oysa körfezlerimiz gün batısına, yani melteme açık. Hele yaz boyu Kuzey Ege’de esen meltemin kıvrılarak içeri girmesi, özellikle Gökova’da çok rahatsız eder. Hatta “Gökova’da öğleden sonra seyre çıkılmaz” lafı pek söylenir. Ama kışın öyle mi ya… Keyfine doyum olmaz. 
 
Oğlanboğuldu, Yeşilova Körfezi, Fotoğraf: Yelkenli Yatçılık, www.yelkenli.com
 
Kışın en sevmediğim yanı günlerin kısalığı. Ben erken kalkmayı seviyorum. Gün doğumunu kaçırdığım pek vaki değildir. Ama kışın bekle ki aydınlansın. E karanlıkta kalkıp dışarı da çıkamıyorsun, her yer nemli, ıslak. İşte o zaman kalorifer büyük nimet diyorsun teknede. Beş dakikada içerisi sıcacık, kupkuru. Bir kahve içimi havuzluk, hoop gel içeri ısın. Ben soğuk sevmem diyenlere de hatırlatayım ki Kuzey Avrupa ülkelerinin yaz sıcaklığı da işte bu kadar. Üstelik altı ay karanlıkta bile kalıyorlar. Yine de en kaliteli tekneleri üretiyorlar. “Ne işimiz var bu şartlarda denizde” demiyorlar. 
Elbette kışın, soğuğun bir zorluğu var. Kat kat giyinmek en başta. Sığ ve kapalı bir yer bulmadıkça (Sığliman gibi) denize girememek, tesisler kapandığından her akşam bir lokantaya gidememek… Ama Yelkenli Yatçılık teknelerinin mutfak donanımları iyidir, deneyenler görmüştür. Kaloriferli bir tekne de kiralanırsa değmeyin keyfinize. Motoru on dakika çalıştırıp sıcak suyu hazırlayın ve atlayın denize. Daha ne diyeyim… 
 
Oğlanboğuldu, Fotoğraf: Ayşe İnan
 
Eğer Bencik’teyseniz sıkı sıkı giyinip gece dışarıda oturun derim. Sabaha kadar balık atlıyor şapur şupur. Hatta havalanıp bordaya çarpanlar bile oluyor. Çok keyifli. Yareninize dönüp “İyi ki gelmedik mi?” dersiniz bence… Gelin, kışın da gelin Hisarönü’ne, Yeşilova’ya. Esen kalın…
 
Selimiye, Fotoğraf: Sevil Çiloğlu